Aç Bir Ceylan Gibi-(Birinci Bölüm)

0
a9f88f990bb98b33b38be8b2e9f86573

Avluya gübre taşıyan adam, arabayı her seferinde çevirip içindekileri toprağın üzerine boşalttığında, gözlerini kısarak dönüp kıza bakıyordu. Kız da gözlerini ondan ayırmadığı için, adamın ona özel bir ilgiyle baktığını seziyordu.

Gün neredeyse bitiyordu. Adam işini bitirip de, parasını alıp gidecekti. Yazlık sahibi evde değildi. Şehre gitmişti. Aslında ev sahipleri bu yazlıkta kalmıyorlardı. Onu birine bırakmışlardı. Emanet edilen kişi de galiba ev sahibinin akrabalarından biriydi. Bahçeye çok özen gösteriyordu. Ağaçları susuz bırakmıyordu. Fırsat buldukça diplerini de belliyordu. Arabası da vardı. Galiba gündüzleri çıkıp bir yere çalışmaya gidiyordu. Ama çabuk dönüyordu. Gün öğleyi geçer geçmez bir bakıyordun, arabanın sesi geldi, evin ikinci sahibi inip kapıyı açtı, avluya girdi, oradan oraya koşturmaya başladı. Bazen avludaki tavukları, hindileri yemliyordu, bazen semaver yakıyordu, bazen de avluyu yıkayıp temizlemeye koyuluyordu.

Bahçede çalışan genç bahçıvan — Stok Foto © SashaKhalabuzar #162136680

Kız, komşu evin balkonundan onları izliyordu. Daha doğrusu, ara sıra oraya göz atıyordu. O zaman görüyordu ki, evin ikinci sahibi avluda oradan oraya koşturup duruyor.

Avluya gübre taşıyan adam, kızın dikkatini daha çok çekmişti. Kız sürekli onun hareketlerini izliyordu. Sanki ona bu adamı gözden kaçırmaması emredilmişti. Kendisi de neden onunla bu kadar ilgilendiğini bilmiyordu. Adam işini bitirip gitsin hiç istemiyordu…

Adam çok yaşlı sayılmazdı. Ama genç de değildi. Kızın dikkatini çekecek kadar ilginç biriydi. Buraların insanına hiç benzemiyordu. Sanki başka bir ülkeden gelmiş gibiydi. Hem hareketleri hem de konuşması, daha önce bu bahçeye gelip gidenlerin tavırlarına benzemiyordu. Kız şunu da fark etmişti ki, bu adam sıradan bir işçi değildi. Yani buraya işçilik yapmak için gelmemiş gibiydi. Bu biraz garipti. Kız emindi ki, bu adam işçiliği sadece geçici olarak, kendine daha iyi bir iş bulana kadar yapıyordu. Peki, neden böyle düşünüyordu ki? “Aman, ondan bana ne?” diye birden düşündü. Odaya geri döndü. Arkadaşı henüz uyanmamıştı. Şehri dolaşıp geldikten sonra yorulmuşlardı. Yemek yiyip uyumak — en iyi dinlenme buydu.

Canı sıkıldı. Avluya indi. Adamın anlamlı bakışları artık, nasıl denir, içine işlemişti. Kız avluda ellerini beline koyup biraz dolaştı. Adam da sanki bunu fark etti. Gübre dolu arabayı biraz daha yakına sürdü. İçini boşalttıktan sonra biraz oyalandı. Ayağıyla kuru gübreyi toprağın üzerine yaymaya başladı. Sonra usulca kıza baktı. Bakışları karşılaştı…

– Neden öyle bakıyorsun? – diye fısıltıyla, neredeyse duyulmayacak kadar kısık sesle kıza sordu.

– Nasıl bakıyorum ki? – kız da aynı şekilde fısıldadı.

– Aç bir ceylan gibi…

– Aç ceylan nasıl bakar ki?..

– Senin gibi…

– Yani ben nasıl bakıyorum ki?..

– Aç bir ceylan gibi…

Kahve Saatinde Pencereden Bakan Genç Kadın Stok Fotoğraflar & Düşünüş'nin  Daha Fazla Resimleri - Düşünüş, Kadın, Pencere - iStock

Kız hafifçe gülümsedi. Bu soru cevap daha çok uzayacaktı. Kız ona aç kalmış ceylanın bakışlarının nasıl olduğunu soracak, adam ise aç kalmış ceylanın ona benzediğini söyleyecekti. Ya da tam tersi… Aç kalmış bir ceylanın nasıl baktığı muamması sabahı açacak, ama anlamı yine açılmayacaktı. Kız bakışlarını yere indirdi. Sonra yeniden başını kaldırıp adama baktı. Adamın bakışlarının hâlâ ondan ayrılmadığını görünce yüzünü aniden çevirdi. Kıpkırmızı oldu. O anda aklından geçti ki, ceylan bakınca kızarmaz, terlemez. Ceylan ne bilir kızarmak, bozulmak ne demek?.. Bunu adama da söylemek istedi. Ama vazgeçti. Dönüp ayaklarını sürüyerek merdivenleri çıkmaya başladı. Fakat hiç gitmek istemiyordu. Aç kalmış ceylan nasıl olur diye öğrenmek istiyordu. Ya da onun aç olduğunu bakışlarından nasıl anlarlardı? Neden tam olarak aç kalmış ceylan… Ama adam ona bundan fazlasını söylemeyecekti. Kız anladı ki, adam çok şey biliyordu. Bu, sıradan bir adam değildi. Buralara da öylesine, çalışmak için gelmemişti. Sanki bir yerlerden kopup gelmiş birine benziyordu. Onun yuvası başka yerlerdeydi.

Düşünceli düşünceli yeniden arkadaşının yattığı odaya geçti. Arkadaşı artık uyanmıştı. Uykulu bir şekilde esnedi. Selamlaştılar. Sonra o da yerinden kalkıp balkona çıktı. Çıkar çıkmaz arkadaşını çağırıp yanına davet etti.

– Onu görüyor musun? – diye adamı göstererek sordu.

Kız başıyla onayladı. Sanki konuşmaya utanıyordu. Konuşmak için arkadaşının yüzüne bakması gerekiyordu. Ama bakışlarının aç kalmış bir ceylanın bakışlarına benzediğini belli etmek istemiyordu…

– İtalyan’a benziyor ya bu adam… – dedi arkadaşı uykulu bir sesle. – Hiç sanki Azerbaycanlı değil. Dışarıdan gelmiş. Acaba nereden bulup getirmişler bunu? Hiç işçiye falan da benzemiyor. Fark ettin mi?

Kız başını eğip onayladı. Demek ki, aynı şeyleri düşünen tek kişi o değildi.

– Sana bir şey sormak istiyorum, – diye biraz kendine gelip konuştu.

– Efendim, – dedi arkadaşı.

– Hiç ceylan gördün mü?

– Ne?! – arkadaşı bir şey anlamadı. – Ne ceylanı kız? Bu nereden aklına geldi? Yoksa adamı ceylana mı benzettin? – deyip kahkaha attı.

– Kız, tamam, duyar falan, rezil olduk, sus bir, – kız utandı.

– Duysun ya, ayıya, kurda benzetmedik ki? En güzel hayvana benzettik. Şükür etsin…

Kız, arkadaşının esprili konuşmasına güldü.

– Hayırdır bu soruyu neden sordun? Ceylan aklına nereden geldi, Allah aşkına?

– Bir şey yok, az önce internette bir ifadeye rastladım, “aç kalmış ceylan gibi…” ifadesine. Merak ettim, dedim bir bakayım, aç kalmış ceylan nasıl olur ki?

– Yani bu ne demek? Cümleyi tam söyleyebilir misin?

– Yok, aklımda kalmadı…

– Tamam, üniversiteye gidince hocaya sorarız…

Güldüler.

***

Hobi olarak başladığı işte talebe yetişemiyor | NTV Haber

– Merhaba.

– Merhaba. İyi akşamlar, – diye adam kızın selamını güleryüzle cevapladı. – Siz uzun süredir mi bu evde kalıyorsunuz?

– Yoo. Ben burada yaşamıyorum, misafir olarak geldim. Arkadaşımla…

– Güzel. Ne zaman gideceksiniz?

– Bilmiyorum. Neden soruyorsunuz ki?

– Hiç, öylesine… – biraz durup ekledi, – sormak olmaz mı?

– Olur… – dedi kız duraksayarak.

– Uzun zamandır burada komşuyuz, birbirimize bazı şeyler sormak ayıp olmaz ki.

“Burada komşuyuz…” Kız demek istedi ki, biz komşu değiliz aslında. Yani hiçbirimiz bu yazlığın, bu evin sahibi değiliz; birimiz misafir, öteki ise başkasının bahçesinde çalışan biri. Nasıl komşu olduk ki? Ama neyse…

– Siz burada uzun süredir mi yaşıyorsunuz?

– Ben değil. Burada yaşamıyorum, burada çalışıyorum.

Kız düşündü ki, bu da aç kalmış bir ceylan konusu gibi uzayıp gidecek. Geldikleri mağazadan eve daha epey yol vardı. Sanki adam da onun düşüncelerini anlamış gibiydi.

– Peki siz, buraya uzun zamandır mı gelip gidiyor musunuz?

– Evet, arada oluyor.

– Yani… bir daha ne zaman gelmeyi düşünüyorsunuz?

Kız dönüp ona baktı. Ama aç kalmış bir ceylanın bakışlarını hatırlayıp hemen yüzünü öte yana çevirdi. Adam herhalde onun bakışlarının anlamını kavradı:

– Yersiz bir soru mu oldu? Alınmayın, öylesine sordum, laf olsun diye… – biraz duraklayıp da dedi: – Ben bir haftalığına gidiyorum. Ama yine geleceğim. O yüzden dedim ki, belki tesadüfen yine karşılaşırız. – Sonra kıza baktı, – işte, insan insana rastlıyor. Hayatta tesadüfler çok oluyor.

Kız bakışlarını ona çevirmekten çekiniyordu. Ama çok istiyordu ki baksın. Bu adamın gözlerini, yüz ifadesini görmek istiyordu. Adamın parlak ela gözleri, aydınlık bir yüzü vardı. Çekiciydi. Galiba kendisi de bunun farkındaydı. Böyle kendinden emin, rahat konuşmasıyla kızın etkilendiğini bilmemesi mümkün değildi herhalde.

– Geldik, – dedi adam birden, bu arada dikkatle kıza baktı. Kız onu anladı: “Ne yazık ki…” Ama o da aynı şeyi düşünmüştü: “Ne çabuk?”

– Sağ olun.

– Şimdilik.

Kız yine ona baktı. “Şimdilik?” Yani ne…

– Siz dönüp geldiğinizde, ben de buraya geleceğim… – deyip hızlıca uzaklaştı. Adamın henüz gitmediğini hissetti. Onun arkasından bakıyordu… Ama arkadan aç kalmış bir ceylanın bakışlarını görmek mümkün değildi.

Kendi kendine düşünüyordu ki, bu ifadenin anlamını onun dışında bu kıza kimse açıklayamaz. Bu yüzden adamı görüp onu sorguya çekmek istiyordu. Bir yandan da özlediğini hissediyordu… Adamı mı? Hayır, yazlık için… Arkadaşıyla sohbet etmek, dinlenmekten dolayı. Hafta sonunun çabuk gelmesini, gidip yazlıkta kalmayı istiyordu. Doğru, biraz soğuktu, havalar henüz tam ısınmamıştı ama önemli değildi, zaten geceleri yorganla yatıyorlardı…

Birinci Bölümün Sonu-Devam Edecek

 

About The Author

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir