O, Kelam’ı Kadimin Hadimi Kemal KELLECİ İdi / Halil İbrahim ÇELİK
Kemal Kelleci ağabeyin cihadı ne kalemle , ne de silahla idi. Kemal ağabeyin cihadı : KELAM ileydi.
Kemal Ağabeyin fikri cihadı; tek tek bellediği gençlerin beyinleri ve gönüllerini Kur’an’ın gölgesinde, onları Kur’an’ın nuruyla parlatmaktı. O, hasta yatığı hastahane odasında bile yelesi kesilmiş bir arslan gibi onun son sözleri :” Durmadan , dinlenmeden Allah’ın kitabını elinizden ayırmayın!” oldu. Ne saadet değil mi?

Ahir deminde bile ; doksan iki yıllık ömrünü yolunda feda ettiği Kur’an davasının bayrağını elinden bırakmamıştı . Ne ile uğraşırken ölürseniz, onunla dirilirsiniz.O, Kur’an hizmeti yolunda Anadolu’nun her karışını sırtında heybesiyle adım adım dolaştı. Sırtında “Fi Zilal- ı Kur’an” tefsirini taşıdı. O, bir Kur’an Dervişi idi. O, tek başına bir Kur’an hadimi idi.
Onun aslan yelesi gibi uzun saçları , onun uzun boyunu daha da görkemli gösteriyordu. Uzun gür siyah saçları onun masum yüzündeki bakışlarına daha bir mana kazandırıyordu.
Kemal Kelleci, Ankara’ya yeni gelmiş Anadolu’nun masum gençlerini Üniversitelerin kantinlerinde, yurtlarında yakalar , onlara burs bulur ve onlara kol kanat gererdi. Çoğunun bursuna kefil olurdu. Yemez yedirir, içmez içirir ve hatta giymez giydirirdi. Kemal Kelleci acıyı bal eylemişti kendine. O bu asrın Ebuzer’i idi. O, davasının yılmaz bir fedaisi idi. O, Ankara’nın her fakülte konferans salonunda onun gür sesi duyulurdu.

Ankara’nın fikri meydanında damgası olan ; asırlık ömrünü asude bir şekilde evinde geçiren Musa Çağıl ağabeyin Turtes İş Hanındaki o küçük saatçı dükkanında Rahmetli Mehmet Akif İnan, Nuri Pakdil, Mustafa Yazgan, Erdem Beyazıt, Rasim Özdenören, Alaeddin Özdenören, Zübeyir Yetik ve Kemal Kelleci ile ne hararetli sohbetler olurdu. Dava delisi gençlerle dükkan dolup taşardı.
Kemal Kelleci; Şehit Seyyid Kutub’un tefsiri Fi Zilal – ı Kur’an’ın insanları uyandıracağına candan inandı. Bu yolda kendini feda etmişti. Onu gören insanların aklına gelen ilk şey Fi Zilal’il Kur’an olurdu.
Kemal ağabey günlerce eve uğramaz, Anadolu’dan gelen gençlerine derman olmaya çalışırdı.
Onun bu uzun meşakkatli hayatı Devlet Demir Yollarında CER dairesinde tekniker olarak başladı. Yıllarca sürdü bu hayatı.
Ta ki , Rahmetli Erbakan Hocanın Başkan olduğu dönemde Başkanlık Müsteşarı Kadri Keskin’den boşalan Müsteşarlığa Atilla Koç gelince değişecekti.
Atilla Koç, Kemal Kelleci’nin ahir deminde bir üst idareci olarak emekli olması için Erbakan Hocanın kabinesinde Devlet Bakanı Sacit Günbey’e bağlı Sosyal Hayata Uyum Dairesi Başkanı olarak kararnamesini hazırlamış ve Bakan Sacit beye imzalatmak için sanki beni bekliyorlardı. Bende Atilla Koç müsteşarı ziyarette gitmiştim. Makama ayak bastığımda Atilla Koç birden:” Al işte Kemal Kelleci’nin kararnamesi!” dedi. Hararetle: “ Bunu Sacit Beye sen imzalatırsın!” dedi.
Bende nedenini, niçinini sormadan sevinçle Kararnameyi aldım ve bir solukta Sacit beyin makamına indim. Bakan beye kararnameyi arz ettim. Sacit bey kararnameye baktı bir de benim yüzüme baktı. CER memurluğundan direkt Daire Başkanlığına atanması mümkün olmayan bir işti. “ Bu nasıl olur !”dedi. Israrım üzerine : “ Kefil olur musun?” diye sordu munis bir şekilde. “ Kefilim! Ve şimdiye kadar attığınız imzaların en hayırlısı olacak bu imza!” dedim. Sağ olsunlar hemen imzaladılar. Bende kararnameyi alıp soluğu Atilla Koç beyin makamında aldım. “ Al Kemal Kelleci ağabeyin kararnamesini!” dedim. Bu olayı bugün olmuş gibi hatırlıyorum.
28 Şubat Darbesinin ceberut idaresi bu asil harekete dava açtı. Aziz dostum Sacit Günbey muhakeme edildi. O gün vefa ve aşk vardı.
Mehmet Nuri Şahin kardeşim Taraklı’dan beni aradı. Acı haberi verdi. Bu inkar edilmez acı haberi duyunca ciğerim yandı. Davanın kandilleri birer birer sönüyor. Bu fani dünyada dost yetimi olmak ne zor? Bugün bir Kur’an hadimi daha doksan iki yıllık dünya sürgünü sona erdi. O, ömrünü hep hayırlı işlerde kullandı.
Yolun açık olsun “Rijit” dava adamı aziz ağabeyim ; yolun açık olsun. Rabbim rahmet eylesin. Mekânın cennet olsun.
Başka kederli ailene, değerli evlatlarına ve Anadolu’da Kur’an’a gönül vermiş tüm sevenlerine Yüce Rabbimden sabırlar diliyorum. Hepimizin başı sağ olsun.
İnna Lillahi ve İnna İlahi Raciün.
Bu Yazı İbrahim Halil ÇELİK Tarafından Yazılmış Olup, Sanaldan Alınarak Tarık TORUN’ca düzenlenmiştir.
