DARBEYİ DEĞİL, SESSİZLİĞİ HATIRLIYORUM

0
12

Seyfi UZUNKÖK

“Çünkü ben o gün darbeyi alkışlamıyordum.
Susan silahlara seviniyordum.”

1980 darbesinden önce Keçiören’de oturuyorduk.

Bugün o yılları yalnızca kitaplardan okuyanların anlamakta zorlanacağı günlerdi…

Siyaseti bilmiyorduk.
İdeolojileri bilmiyorduk.

Büyüklerimiz biliyordu.

Bizim bildiğimiz tek şey korkuydu.

Geceleri silah seslerinden uyuyamazdık.

Aktepe ile Uyanış mahalleleri arasında görünmeyen ama herkesin bildiği bir sınır vardı. Solcular Uyanış’a, sağcılar Aktepe’ye giremezdi.

Aynı şehrin, hatta birbirine komşu iki mahallenin insanları birbirine düşman edilmişti.

Akrabalarımın yarısı Aktepe’de oturuyordu. Ağabeyimle onları ziyarete giderken korkardık. Bizi gördüklerinde taş atarlardı.

Koşarak kaçtığımız günleri hatırlıyorum.

“Sağcı mısınız, solcu musunuz?”

Yine böyle bir gün, iki kardeş Aktepe’ye gittik. İki küçük çocuk yanımıza geldi.

“Sağcı mısınız, solcu musunuz?” diye sordular.

Biz de:

“İkisi de değiliz.”

dedik.

Sonrasında çocuklar ıslık çaldılar. Bir anda koca koca adamlar bize taş atarak üzerimize doğru gelmeye başladılar.

Kaçtık.

Bir polis arabası gördük. Polislere:

“Abi, bizi kurtarın, taş atıyorlar.”

dedik.

Polis:

“Elimizden bir şey gelmez.”

dedi.

Ardından bize:

“Uzaklaşın buradan.”

dediler.

Kaçarken bir kahvehaneye girdik ve oraya saklandık.

O esnada üç beş kişi kahvehaneyi silahla taradı.

Ağabeyimle masanın altına saklandık…

Sonra bir boşluk bulup Uyanış’a geri döndük.

Ama…

Korku öylesine büyümüştü ki bizi korumasını beklediğimiz polisler bile korkuyordu.


“Bir ailenin hayatı, sokaktaki siyasi kavganın altında ezilip gitti.
Bunun hesabını kim verdi?
Kimse.”


Dayak Bitti, Korku Bitmedi

Sonrasında bir gün ağabeyimin önünü kesmişler.

Bir grup tarafından öldüresiye dövülmüş…

Eve perişan bir şekilde geldi.

Dayak bitti ama ağabeyimin yaşadığı korku bitmedi.

O olayın ardından ruh sağlığı bozuldu.

Bir ailenin hayatı, sokaktaki siyasi kavganın altında ezilip gitti.

Bunun hesabını kim verdi?

Kimse.

Aradan zaman geçti.

Sonra hayatımızı değiştiren o gün geldi:

12 Eylül 1980 sabahına uyandık.

Darbe olmuştu.

Ve bir gecede silahlar sustu.

“Sevincimden Ağladım”

Sokakta askerleri gördüğüm anı hâlâ unutamıyorum.

Sevincimden hüngür hüngür ağladım ve askerlere sarılmak istedim.

Çünkü ben o gün darbeyi alkışlamıyordum.

Susan silahlara seviniyordum.

Geceleri korkmadan uyuyabilmeye seviniyordum.

Sokağa çıktığımızda taşlanmamaya, birilerinin önümüzü kesmeyeceğini düşünmeye seviniyordum.

Sonraki yıllarda 12 Eylül’ün karanlık yüzünü de öğrendik; cezaevlerini, işkenceleri, idamları, haksızlığa uğrayan insanları gördük.

Bir darbenin demokrasi açısından savunulacak bir tarafı olmadığını da biliyorum.

Ama…

Benim çocukluk hafızamda olmayan başka bir gerçek daha var:

Darbe zeminini birileri bilerek mi hazırladı?
Ülke özellikle mi o noktaya getirildi?

Bilemiyorum.

Bunun hükmünü tarih versin.

Ben yalnızca gördüğümü, yaşadığımı ve ailemin ödediği bedeli anlatabilirim…

Kimse bana o günlerde korkmadığını söyleyemez.

Kimse ağabeyimin yaşadıklarını hafızamdan silemez.

Ve kimse çocukken askerleri gördüğümde neden ağladığımı benden daha iyi bilemez.

Çünkü o gözyaşları darbe için değildi…

Silahların susmasınaydı.

Terörsüzce kalın.

Seyfi UZUNKÖK

About The Author

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir