Edebiyatta Çok Boyutluluk- Mezar Edebiyatından Uzay Edebiyatına Huruc-
Günümüz edebiyatçısı ya da eline kalem alan her aydın, geçmişten güç almalı ancak geçmişin labirentlerinde kaybolup kalmamalıdır. Elbette kökü mazide olmalı ama bugünü ihmal etmeden, atiyi kucaklayacak köprüler kurarak yeni şeyler üretmeli ve söylemelidir. Çağın gereklerine uygun hareket etmek bir zorunluluktur; aksi takdirde sanatçı dikkate alınmadığı gibi, ürettiği yapıtlar da değer bulamaz. Edebiyat tarihimizde nice dehalar olduğu inkâr edilemez bir gerçektir; fakat gelecekte yeni dehaların yetişmeyeceğini de kimse iddia edemez.

Bir dönem görev yaptığım okulda öğrencilerimle aramızda şöyle bir sohbet geçmişti:
— Hocam, çok fazla şiir yazıyorsunuz. Acaba hecenin yanında aruzla da yazar mısınız?
— Evet gençler, gerekirse yazarım; fakat şimdilik prozodisi ve asonansları daha uygun olduğu için hece ölçüsüne ağırlık veriyorum, demiştim.
— Hocam, çok fazla şiir yazıyorsunuz. Acaba hecenin yanında aruzla da yazar mısınız?
— Evet gençler, gerekirse yazarım; fakat şimdilik prozodisi ve asonansları daha uygun olduğu için hece ölçüsüne ağırlık veriyorum, demiştim.
Öğrenciler bu hoş sohbeti biraz da kendi yorumlarını katarak okulun diğer edebiyat öğretmenine anlatmışlar. Meslektaşım bu duruma içerlemiş olacak ki önce çocukların yanında beni eleştirmiş, ardından öğretmenler odasına gelerek sitem etmişti:
— Hocam, siz ne yaptınız? Çocuklara yanlış bilgi vermişsiniz. Aruzla şiir yazacağınızı söylemişsiniz, aruzun Yahya Kemal’le birlikte öldüğünü bilmiyor musunuz?
— Allah rahmet eylesin hocam. Sen ne diyorsun, niye mezar edebiyatı yapıyorsun? Öldüyse biz de Hz. İsa misali diriltiriz, sen müsterih ol.
— Hocam, alay etmeyin de yazın da görelim o zaman!
— Yazacağım elbet. Hem de senin ezberlediğin gibi sakiyle, kadehle, siyah zülüfle, gül-bülbülle ya da laleyle değil; selle, erozyonla, inovasyonla, fay hattıyla ve popülasyonla ilgili yazacağım.
— Hocam, siz ne yaptınız? Çocuklara yanlış bilgi vermişsiniz. Aruzla şiir yazacağınızı söylemişsiniz, aruzun Yahya Kemal’le birlikte öldüğünü bilmiyor musunuz?
— Allah rahmet eylesin hocam. Sen ne diyorsun, niye mezar edebiyatı yapıyorsun? Öldüyse biz de Hz. İsa misali diriltiriz, sen müsterih ol.
— Hocam, alay etmeyin de yazın da görelim o zaman!
— Yazacağım elbet. Hem de senin ezberlediğin gibi sakiyle, kadehle, siyah zülüfle, gül-bülbülle ya da laleyle değil; selle, erozyonla, inovasyonla, fay hattıyla ve popülasyonla ilgili yazacağım.

Bu iddialı sözlerin ardından, akşamları evime yakın bir üniversitenin ikinci öğretim derslerine gitmeye başladım. Eski Türk Edebiyatı hocasından binbir rica ile müsaade isteyerek amfideki sıralara oturdum. Bu süreçte aruz üzerine okumadığım kaynak bırakmadım. Uzun ve titiz bir çalışmanın ardından, o gün bana meydan okuyan hocanın önüne onlarca aruzla yazılmış modern şiiri koydum. Şaşkınlıkla metinlere baktı ve:
— Dur hocam, seni alnından öpeceğim, dedi.
— Beni değil hocam, git o ufku açan öğrencileri öp, karşılığını verdim.
— Dur hocam, seni alnından öpeceğim, dedi.
— Beni değil hocam, git o ufku açan öğrencileri öp, karşılığını verdim.
Değerli dostlar; bugünün edebiyatçısı çok boyutlu olmak zorundadır. Binlerce insanın yazdığı bu çağda farkındalık oluşturmak için dört duvarın kalıplarını kırmalı, yerellikten evrenselliğe uzanmalıyız. Bir yazar Hafız’ı, Şeyh Sadi’yi, Beydeba’yı bildiği kadar; Dante’yi, Tolstoy’u, yani Batı’yı, Doğu’yu ve bugünün modern dünyasını da çok iyi özümsemelidir. Aksi takdirde, üç beş klasik koşma kalıbının dışına çıkamayarak yok olup gider.
Sanatçı, etik değerlerini göz ardı etmeden, ulusal ölçekten evrensel boyutlara ulaşabilmelidir. Yazdıklarını bir şiir çöplüğüne dönüştürmemelidir. Kendi duygu ve düşüncelerini aktarırken yıkıcı ya da hakaretvari değil; yapıcı, önerici ve ufuk açıcı bir dil benimsemelidir. Kelimeleri; bunalım edebiyatının kasvetinde değil, insana ideal aşılayan, azim ve gayret veren bir neşeyle raks ettirmelidir.
Özetle aziz dostlar; sonlu bir yaşamdan, çok boyutlu düşünceler üreterek geleceğe uzanmalı ve kalıcı eserler bırakmalıyız. İnsan, terki dünya eylediğinde arkasında bıraktığı hoş sada ile rahmetle anılmayı hak etmelidir.

