Uluabat Cennetten Bir Köşe, Gölyazı Mavi Yeşil Neşe

0
tarık tarık

Gelin sizinle cennetten bir köşe olan Bursa ilinin, Nilüfer ilçesin Uluaabat Gölü’nde bulunan Gölyazı köyüne gidelim ne dersiniz? Bursa İzmir karayolunun 35. Km’den yaklaşık 7 Km. kadar içeride bulunan geniş alanda Uluabat (Apolyont) Gölü’ne vardığınızda Cennetten bir mekânın içerisinde kendinizi hissedersiniz. Zaman zaman kenarından geçip farkına varmadığım bu cennet parçası yere haftasonu bir gezi yapıp görmek nasip oldu. Şimdiye kadar bu güzel mekâna gelmediğime inanın kendi kendimce çok üzüldüm. Bu yerde gezip gördüklerimi sizinle paylaşmak isterim.

Bursa'nın en zengin antik yerleşim yerlerinden Gölyazı'da gün batımı

Uluabat Gölü içerisinde bir yarımada şeklinde uzanan Gölyazı köyü gerçekten görülmeye değer. Gölyazı, Bursa’nın en zengin antik yerleşim yerlerinden biri olup üzerinde pek çok antik kalıntılar bulunmaktadır. Bir yarımadanın üzerinde kurulan Gölyazı’nın tarihi M.Ö. 6. yüzyıla dek uzanır. Roma ve Bizans kalıntı eserlerinin izlerine her yerde rastlanılır. 615 hektar büyüklüğünde olan Gölyazı üzerinde zeytin ağaçları, incir, nar ağaçları ve çalılıklarla birlikte sazlıklar yaygındır. Ben kayıkla-motorla Gölyazıyı dolanmak yerine kıyıdan yarımadayı gezerek dolanmayı tercih ettim. Çünkü en iyi öğrenme-yöntemi gezerek, görerek, yaşayarak buram buram göl havasını teneffüs ederek zeytinliklerin arasından kıyıdaki kumlara basarak gezip görmektir dostlar.

Orda bir köy var… Yakında: Gölyazı - Keşfettik Keşfettik

Düzenli yapıların yer aldığı hatta köy demeğe dilimizin varmadığı düzenli ve temiz bir yerleşimin olduğunu gördük. Küçük küçük balıkçı tekneleri taze taze çeşitli balık türlerini sattıklarını müşahede ettik. Gölün üstünde nilüfer çiçekleri gölün mavi sularına bir farklı güzellik kattığını belirtmeden geçemeyeceğim. Zaten ilçenin adı da bu güzel çiçeklerden gelmektedir. Ilık bir göl meltemiyle suların raksını anlatmak için gölün kıyısında olup, şöyle bir köy kahvesinde şark köşesine oturup, odun ateşiyle semaverde demlenmiş bir çay içmek lazım. Hele de akşam güneş batarken olursa Ahmet Haşim’i rahmetle anarsınız.

Akşam, yine akşam, yine akşam

Göllerde bu dem bir kamış olsam!

Işıklı Gölü'nde nilüferler, yağışlar nedeniyle geç çiçek açtı

Roma çağında gelişen Gölyazı, Bizans döneminde daha çok dinsel içerikli eserler kazanmıştır. Bölgede, M.Ö. 1. yüzyılda Apollonia’da kerevit kabartmalı sikkeler darp ediliyordu. Bölgede bol miktarda Bizans imparatorluk sikkeleri de bulunmuştur. 1303 Dimboz zaferinden sonra Kite (Ürünlü) Tekfuru’nun topraklarını alan Osman Gazi, Gölyazı Bölgesini de Türklere açmıştır. Hem bölgede, hem de Uluabat Gölü üzerindeki adalardan Alyos ve Manastır adalarında Bizans döneminden kalma ören yerleri vardır. Halk arasında “Deliktaş” olarak anılan ve su kemeri olduğu tahmin edilen bir yapı ile “Taş Kapı” diye adlandırılan antik kale kalıntılarının yanısıra, Kız Adası’nda bulunan Apollon Tapınağı’nın kalıntıları, antik tiyatro kalıntıları, vardır. SİT alanı ilan edilerek koruma altına alınan bölgede ayrıca, yapılış tarihi bilinmeyen tarihi bir cami ve hamam bulunmaktadır.

70 yıl sonra bir ilk Haliç'ten çıktı, Uluabat Gölü kenarındaki Gölyazı'ya  yüzerek getirildi - Fotoğraf 7

Gölyazı, Türklerle Rumların ortak tarihi açısından önemli özelliklere sahiptir. Eski bir Rum köyü olan ve bugün daha çok mübadele ile Selanik’ten göç edenlerin yaşadığı Gölyazı, Osmanlı döneminde Türklerle Rumların birarada yaşadığı ve Rumların çoğunlukta olduğu bir yerleşim merkeziydi. 1924 yılında mübadele anlaşması ile gelen Türk göçmenler, Gölyazı ve çevresi ile uyum sağlamışlar, çalışkanlıklarıyla çevre kültürünü geliştirmişlerdir. Tamamı SİT alanı olan ve bağlı olduğu ilçeye adını veren muhteşem nilüfer çiçeklerine ev sahipliği yapan Uluabat Gölü, 2–4 metre arasındaki derinliği ve puslu havasıyla farklı bir görüntü yansıtır. Gölyazı halkının geçim kaynağı tarım, balıkçılık ve turizmdir. Gölde turna, sazan ve köylüler tarafından “Feki” adı verilen küçük bir balık türü yaşar. Uluabat’ın simgesi olan kerevit ise bölge halkının geçim kaynağı olmaktan çoktan çıkarak anılardaki yerini almış durumdadır. İlkbaharda gölün yükselmesiyle su içinde kalan ağaçlar, yine bu sularda süzülen ördekler, çoğu zaman gölü kaplayan sis, sazlık bölgeler, sandallarında avlanan balıkçı kadınlar, Arnavut kaldırımlı sokaklar; antik çağda Apolyont olarak bilinen bu köyün güzelliklerinden yalnızca birkaçıdır.

          750 yıllık ağlayan çınarı mutlaka görmelisiniz. Köye girişte sol yanda kalan tepenin arkasında antik bir kent var. Bölge, tamamen SİT alanından oluşuyor. Köy meydanında cami, kahve ve “ağlayan çınar” adıyla da bilinen bir anıt çınar yer alıyor. Meydana girer girmez sizi kollarıyla selamlayan anıt çınar, 750 yaşında ve özel koruma altında. Ağacın “ağlayan çınar” adını almasının nedeni, haftanın bazı günlerinde gövdesinden akan kırmızıya yakın sıvı. Meydanda sazan ve turna balıkları mezat yoluyla satılıyor. Gölyazı köy ekmeği fırınından gelen nefis ekmek kokuları tüm adaya yayılırken, göl kenarındaki küçük balık lokantaları da konuklarını ziyafete davet ediyor.

Gölyazı; Uluabat Gölü'nün Eşsiz Yarımada Köyü | Akra Media Haber
          Yarımadanın çevresinde sular çekilince kökleri meydana çıkan söğüt ağaçları, sur yıkıntıları göze çarpıyor. Yarımadada muhteşem bir günbatımı manzarası izleyebilirsiniz. Bunun için Zambak tepesi en uygun mekân. Gölün sularına yansıyan güneş ışınları kamışların sallanmasıyla harika bir görsellik oluşturmaktadır.

         Gölyazı, leyleklerle insanların iç içe yaşadığı bir yerleşim yeridir ve 2004 yılından bu yana çeşitli kamu ve sivil toplum kuruluşlarının desteklediği “Leylek Dostu Köyler Projesi” kapsamındaki leylek dostu köylerden birisidir Köyde leylekler, elektrik direklerine yuva yapıp tellere çarparak ölmelerine engel olmak için kurulmuş yuva platformları üzerinde yuva kurmaktadır. Yaren Leylek köyü olarak bilinen yer, Bursa’nın Karacabey ilçesine bağlı Eskikaraağaç Mahallesi’dir. Avrupa Leylek Köyleri Birliği’nin Türkiye’deki tek üyesi olan bu köy, Uluabat Gölü kıyısında yer alır ve her bahar göç döneminde gelen Yaren leylek ile balıkçı Âdem Amca’nın dostluğuyla tanınır.

Uluabat Gölü'nün vefalı ziyaretçisi Yaren Leylek, dostu Adem Yılmaz'la  buluştu... - Dünya Gazetesi

     Gölyazı’da, kadın balıkçı geleneği yaşatılmaktadır. Marmara Bölgesinde kadın balıkçıların yer aldığı tek göl olan Uluabat Gölü’nde göldeki aktif balıkçıların yaklaşık %30’unu kadın balıkçılar oluşturmaktadır. Fiberden yapılmış motorlu ya da motorsuz teknelerle avlanmaya çıkan kadın balıkçılar av yasağı ve dini bayram dönemlerinde işlerine ara vermekte, bu dönemlerin dışında her gün göle çıkmaktadır. Yakalanan balıklar Gölyazı’da her gün kurulan mezatta satılarak Bursa, EskişehirİstanbulKonyaİzmir ve Eğirdir pazarlarına gönderilir.

     Güzel bir haftasonu geçirmek farklı mekânları görmek özellikle yeşille mavinin iç içe olduğu Uluabat Gölü ve Gölyazı’yı ziyaret etmek insan hayatında yaşayacağı en güzel yaşantıdan biridir dersek abartmamış oluruz.

 

About The Author

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir