erdal

Eski Bern’i Ayı Parkı’na bağlayan geçitteyiz.

Kent ve ırmak manzaralı Nydegg Köprüsü’nde Aare Vadisi’ni izliyorum.

Aare, Alplerin buz gibi suyunu derin bir vadinin içinde geniş yatağında kıvrımlar çizerek bahar coşkusuyla taşıyor.

Köprünün tarihi 19’uncu yüzyılın ortasında başlıyor. 190 metre uzunluğunda araç ve yaya köprüsü.

Ama öncesinde solumuzda bulunan adaşı Nydegg Kilisesi’ne varılıyor.

Kökeni 14’üncü yüzyıl ortalarına uzanan kilise onarımlarla ve genişletmelerle şimdiki görünümüne ulaşmış. Yeşil, sivri kulesinde üst üste beş çan dizili. Reformdan beri Protestan tapınağı.

Bern'de Fotoğraf Çektirebileceğiniz Yerler: Fotoğraf Cenneti - Amigos

Nydegg Köprüsü’nden geçerken dikkat etmemizi öneririm.

Boz ayı görebilirsiniz!

Ben üçünü de gördüm. Demek ki kış uykusundan uyanmışlar.

Türkiye’de kendisine “ayı” denilen kişi için bu söz, yakın bir arkadaşa şaka amacıyla söylenmediyse sövgüdür.

Bern’de yaşayanların olumsuz tepki göstereceklerini düşünmüyorum. Çünkü ayı, Bern Kantonu’nun ve kentinin simgesi.

Bernliler ayıları 1513’ten bu yana besliyorlardı. Ayılar, 1857’de Ayı Çukuru’na (Bärengraben) yerleştirildiler. 2009’da Aare Irmağı kıyısında onlar için Ayı Parkı yapıldı (“BärenPark”, Tierpark Bern, son erişim: 27.3.2026).

Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Doğal Yaşam Alanlarının Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin 19 Eylül 1979’da Bern’de imzalanmış oluşunu da anmadan geçmeyeyim. Belki arada bir ilişki vardır. Türkiye de sözleşmeyi 9.01.1984 tarihli ve 84/7601 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla onayladı

Köprüden karşıya geçince solda kalan Gül Bahçesi (Rosengarten) 1765’ten 1877’ye dek mezarlıktı.

1913’ten beri halka açık bir park. 220’den çok değişik gül türünden oluşturulmuş. Ne var ki mart ayında çiçek açmıyorlar; mayısı, haziranı bekliyorlar.

Köprüyü geçince sağımızda, Ayı Parkı’na bakan düzlükte duvara ve yürüyüş yolunun taşlarına birtakım adlar yazmışlar. Bunlar bağışlarıyla katkıda bulunan özel ve tüzel kişiler.

Hem ırmağa hem de ayılara yakından bakmak üzere basamakları iniyorum.

Irmak kıyısında kendilerine ayrılmış alanda ot yiyorlardı. Suyun içinde de alanları var. Çevresine birikenlere hiç aldırmıyorlardı. Yanlarında cıklayan turuncu gagalı karakuşu (belki su tavuğu, belki sığırcık) da umursamıyorlardı. Ağır takılıyorlardı.

Barış Manço’yu selâmlıyorum: “Bak evlâdım buna ayı derler / Ormandan inip şehre gelirler / Biraz ağırdır, hantaldır ama / Armudun iyisini ayılar yerler”.

Bern’in su yeşili ırmağı, ağaç yeşili doğası, Arnavut taşlı sokakları ve kırmızı çatılı yapıları dinginlik duygusu sunuyorlar.

About The Author

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir