uyan türk

Bir savaşın ortasında yürürdüm,
Demirdi iradem, ateşti kanım.
Sonra dedim ki:
“Yoruldum artık…”
Çektim gölgeme,
Uzadı sessizlik…

“Şimdi vakti mi?” dediler bana,
“Kaleler düşüyor, uyan!” diye.
Ama yorgundu ruhum,
Ağırdı gözlerim,
Sessizlik sardı her yanı.

 

Bir zamanlar derlerdi:
“Tanrı’nın kırbacıdır Türk.”
Nice fırtınalar kopardı,
Nice karanlığı yırttı.
Ama bir çift göz çıktı karşıma,
En sert kılıçtan keskin…
Dünyayı titreten yüreği
Bir dilber susturdu derin.

 

Uyuyor Türk…
Kaleler düşse de…
Uyuyor Türk…
Ninniler söylese de…
Bir gün uyanır,
Dağlar yankılanır,
Tarih yeniden nefes alır.
Uyuyor Türk…
Ama sonsuza dek değil!

 

Limanlar sustu,
Burçlar çöktü,
Ufku kapladı kara duman.
Gaflet büyüdü,
İhanet yürüdü,
Sessiz kaldı nice insan.

Ben uyurken
Geçti mevsimler…
Rüzgâr taşıdı eski sesleri.
Fakat kor hâlâ
Küllerin altında,
Bekler ilk nefesi.

 

Düşman bilir,
En büyük korkusu
Uyuyanın uyanmasıdır.
Bu yüzden ninni söyler gece boyu,
Zincir örer rüyalara.

Ama vakit gelince
Hiçbir perde tutamaz şafağı.
Mağaradan çıkar sessiz dev,
Ve yürür yeniden…

 

Uyandığında
Zaman döner mi?
Yoksa insan mı değişir?
Küllerden doğan
Bir irade gibi
Umut yeniden yükselir.

Uyuyor Türk…
Ama sonsuza dek değil…
Uyuyor Türk…
Şafak bekler onu…
Uyandığında
Savaş değil,
Adalet arayan yürekler yürür.
Ve tarih
Yeni bir sayfa açar.

İbrahim Halil ER

About The Author

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir