Gölgemin Yolculuğu
İki büklüm yazgı dilerde usanç
Kemer, iplik, tel kapkara zincir
Bir elinde heyecan, pürsümüş
Koca bir hiç, ufuklar karanlık
Yıldızlar yüz görünümlüğünde
Gölgemin arkadaşı kayıp
Dökülür yapraklar kirli bir nehir gibi
Gece, üstümüze serilen siyah kefen
Kuşlar bile terk etmiş bu kurak iklimi
Geriye kalan sadece yorgun bir beden
Adım silinir sokakların kara taşından
Yabancı bir el uzanır usulca tenime
Vazgeçtim artık bu dünyanın kavgasından
Gidiyorum gölgemi bırakıp kendime.
Suskun pencerelerden sızan son ışık da söner
Zaman, paslı bir çark gibi içimde döner
Ne bir ses kalır geriye ne de tanıdık bir iz
Biz bu karanlık dehlizde kaybolanlarız, biz.
Sözcükler ağırlaşır, dilimde birer pranga
Ruhum fırtınaya kapılmış, benzer kırık bir sala
Artık ne beklenen bir şafak var ne de umut
Beni bu ıssız, bu dilsiz sonsuzlukta unut


