ömer seyfettin

Değerli arkadaşlar haftanın kitaplarını sizler için kısaca derlemiş olduk. 

BAHAR VE KELEBEKLER – TOPLU HİKAYELERİ BİRİNCİ CİLT (1902-1911)
(Ömer Seyfettin)

Modern Türk hikâyeciliğinin başlıca kurucularından olan Ömer Seyfettin, Türkçe yazı dilini halkın diline yakınlaştırmayı amaç edinen “Yeni Lisan” hareketinin de öncüsüdür. Onun öykülerinde Osmanlılık anlayışından ulus bilincine geçiş, Batılılaşma, Balkan Savaşları, milliyetçilik, istibdat dönemi uygulamaları gibi politik ve felsefi meselelerin yanı sıra; günlük yaşamdan olaylar, kuşak çatışması, aşk ve cinsellik, kadın hakları gibi konuları ve her yaştan sıradan insana ait türlü duyguları görmek de mümkündür. Kısa ve zorlu hayat şartlarına rağmen edebiyatla bağını hiç koparmayan Ömer Seyfettin’in eserleri yüz yılı aşkın süredir hâlâ ilgiyle okunuyor. İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkan Bahar ve Kelebekler 1902-1911 yılları arasında yazılmış hikâyelerden oluşuyor. Bu ilk dönem eserlerinde bile Ömer Seyfettin’in güçlü gözlem yeteneği, gelecek için hayallerindeki derinlik ve mizahi-eleştirel dili fark ediliyor. Ayrıca 1902 yılından beri yayımlandığı derginin sütunlarında kalmış olan “Cambazın Aşkı” adlı hikâye günümüz Türkçesiyle ilk kez okurla buluşuyor.

KOLOMB’UN YUMURTASI
(Haluk Erdemol)

“Sıcak bir gün ortasında atın yolu tenha kasaba meydanına düştü. Halsiz adımlarla yürürken aldığı bir kokunun peşine düştü ve sonunda taze yapraklı bir sarmaşık dalına rast geldi. Çanın ipinden sallanan sarmaşıktı bu. Yaprakları çekiştire çekiştire iştahla yemeğe başladı.” Haluk Erdemol, Alakarga Yayınevi’nden çıkan, Kolomb’un Yumurtası ile tarihin renkli sayfaları arasında son derece keyifli bir yolculuğa davet ediyor bizi. Kolomb’tan Ezop’a, Wilhelm Tell’den Cengiz Han’a, James Watt’a kadar insanlık tarihine dokunmuş bir tutam renkli karakter üzerinden bizimle sohbet ediyor. Bu ilgi çekici sohbeti kaçırmayın…

BELALI BİR SEVGİLİDİR ARDIMDA BIRAKTIĞIM ŞEHİR
(Aslı Tunç)

Aslı Tunç, ilk öykü kitabında okuru dünyanın dört bir yanına, çok sevilen şehirlerin kalbine götürüyor. Floransa’da Michelangelo’nun mermerden çekip çıkardığı Davut yüzyıllar öteden dile geliyor, Barselona’nın loş sokaklarında yaşlı bir kadın Tanrı’yla eski bir hesabı kapatmaya çabalıyor, Amsterdam’da vedalar bir bisikletin peşine takılıyor, Paris’le Roma bir ressamın ikileminde çatışıyor, Dubai bir masala dönüşüyor; Midilli acıyla, şiirle ve ölümle sınıyor insanı, New York’un karları altındaysa sessiz bir unutuş büyüyor. Ve elbette, İstanbul… Her daim belalı bir sevgili, ardımızda bıraktığımız o şehir… Bu öykülerde şehirler yalnızca bir dekor olmaktan çok sokakları, köprüleri, meydanları ve sanat eserleriyle birer kahraman. Yazar, üzerinde yürüdüğümüz caddelerin ruhunu, taşına sinmiş hikâyeleri ve o duvarların ardında yaşanmış aşkları usulca anlatıların içine yerleştiriyor. Kafka Kitap’tan çıkan Belalı Bir Sevgilidir Ardımda Bıraktığım Şehir, valizinizi toplamadan önce okumanız gereken esaslı bir rehberden azı değil. Bir şehri, henüz sokaklarına ilk adımı atmamışken sevmenin, varıldığındaysa ona bambaşka gözlerle bakmanın davetiyesi.

CİVAN DAMATLAR
(Ayşe Karaosman)

Hayat, en çok da adı hiç duyulmayan insanların omuzlarında ağırlaşır. Bir köyün sessiz sokaklarından kasabaların telaşına, oradan şehrin kalabalığına uzanan hayatlar… Kimi zaman yarım kalan bir sevda, kimi zaman bir aile yükü, kimi zaman yıllar geçse de dinmeyen bir özlem… Parlayan Kitap’tan çıkan Civan Damatlar, birbirinden bağımsız öykülerden oluşuyor; fakat her biri aynı gerçeğe dokunuyor: İnsan, yaşadıkları kadar sustuklarıyla da şekillenir… Ayşe Karaosman, gündelik hayatın içinde çoğu zaman fark edilmeyen insanların dünyasına incelikle eğiliyor. Kahramanlarını yargılamıyor; onları bütün eksiklikleri, umutları, kırgınlıkları ve direnme güçleriyle olduğu gibi anlatıyor. Bu sayfalarda belki çocukluğunuzdan bir komşuyu, belki annenizin gençliğini, belki yıllardır görmediğiniz bir akrabanızı, belki de unutulduğunu sandığınız bir parçanızı bulacaksınız…

ATEŞBÖCEKLERİ ELİMİ YAKAR MI?
(Hazal Vardal)

Ateşböcekleri Elimi Yakar Mı? kaybın, ayrılığın ve kendine yabancılaşmanın dokuz farklı hâlini anlatıyor; giden bir babayı, unutulan bir aşkı, tükenen bir bedeni, sesleri susmayan bir zihni… Hazal Vardal, bu hâlleri nesnelere ve mekânlara sindirilmiş bir dille anlatıyor. Edebiyatist’te çıkan kitap, alışılmış bir okuma deneyiminin ötesine geçiyor; her öykünün ardından bırakılan bir soru ve boş sayfa, okuru kendi ışığıyla, kendi karanlığıyla, kendi hikâyesiyle baş başa bırakıyor.

Habertürk Gazetesi Sanal Ortamından Bu Yazılar alınmış olup, Tarık TORUN Tarafından düzenleme yapılmıştır.

About The Author

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir