Hz. Muhammed

Bülbül olsam nûruna ey Fahr-i devrân, yâ Resûl,
Sensin âfâkın güneşi, câna dermân yâ Resûl.

Nûr-ı vechinle münevver oldu âlem yâ Resûl,
Feyz-i lutfunla dirildi kalb-i âdem yâ Resûl.

Nûrun ile keşf olundu sırr-ı kevn ü kâinât,
Feyzin ile buldu her şey feyz ü irfân yâ Resûl.

Arş u ferşin zikridür dâim senin pâk ismini,
Tesbîh eyler cümle ekvân şevk ile cân yâ Resûl.

Gül senin hulkundan aldı reng ü bûy-ı dil-firîb,
Bülbülün feryâdı oldu aşkına dîvân, yâ Resûl.

Rahmetin yağmur misâli kuruyan gönlümde hep,
Lâlezâr eyler virâne kalbi her ân, yâ Resûl.

Sidre hayrân kaldı Mi‘râcında envârın görüp,
Akl u idrâk ermedi ol sırr-ı pinhân yâ Resûl.

Ümmetin olmak cihânın saltanatından yücedir,
Bir nazarın bin cihâna olur erzân, yâ Resûl.

Âcizim medhinde; lâkin aşk eder ta‘lîm bana,
Lâl olur her nutk gören tal‘at-ı enver yâ Resûl.

Ben günahkâr ümmetinden bir gedâyım kapında,
Bir nazar kıl hâlime ey şâh-ı ekrem yâ Resûl.

Kalbimin mihrâbına sensin doğan nûr-ı ezel,
Secdegâhım olsa ismin her seherân, yâ Resûl.

Zulmet-i dünyâ içinde rehber oldun âleme,
Yolumuza kandil oldun nûr-ı cânan yâ Resûl.

Varlığınla hande kıldı gülşen-i kevn ü mekân,
Her gönülde bir bahârdır hüsn-i ânın yâ Resûl.

Çöl iken gönl-ü beşer gülzâr oldu feyzinle,
Rahmet oldu her diyâra hoş beyânın yâ Resûl.

Bir tebessüm eyledin, sahrâ bahâristân oldu,
Merhametle güldü her bir dert-nümâ yâ Resûl.

Yetîmin başında şefkat, bî-kesin melce’sisin,
Dertlilere merhem oldu ihsânın yâ Resûl.

Sözlerin deryâ-yı hikmet, sünnetin râh-ı necât,
Kalb-i ehl-i îmâna armağanın yâ Resûl.

Şefkatin deryâ misâli tuttu aktâr-ı cihân,
Bî-kesânın melceidir dergeh-i ihsân yâ Resûl.

Derd-i ümmetle geçti ömr-i pâkin dâimâ,
Rahmetin ihyâ kıldı kalb-i vîrân yâ Resûl.

Sünnetin kandîl-i hidâyet, tâlib-i irşâda nûr,
Nice hayrân buldu menzil iz ü erkân yâ Resûl.

Yolunu tutan kaybolmaz, izini süren yanılmaz,
Kurtuluşun anahtarıdır kutlu nişânın yâ Resûl.

Kur’an’ın mânâ denizi senle buldu tercüman,
Cümle âleme ulaştı sırr-ı Furkân yâ Resûl.

Sünnet-i pâkinle nurlandı tarîk-i mü’minân,
Râh-ı Hakk’a rehber oldu iz ü erkân yâ Resûl.

Aşkın ile yanar gönül, söner hevâ vü heves,
Dertmendâna tesellidir aşk-ı cânan yâ Resûl.

Adını andıkça titrer kalbimin en gizli teli,
Gözlerimden inci döker şevk-i hicrân, yâ Resûl.

Ravza-i pâkine varsam yüz süreyim eşiğine,
Bir toz olsam yeter bana ömr-i devrân, yâ Resûl.

Ahlâkın mir’ât-ı rahmet, sözlerin hikmet cevher,
Cânlara şifâdır her bir fermânın yâ Resûl.

Nûr-ı Ahmed ile zînet buldu arş u ferşimiz,
Şeref verdi âleme ol nûr-ı irfân yâ Resûl.

Ben günahkâr ümmetinden bir gedâyım kapında,
Tek dileğimdir erişmek Senin iltifâtın yâ Resûl.

Sana muhtâcız bugün de ey şefî‘-i müznibîn,
Kapına geldik yine bî-kes ü hayrân yâ Resûl.

Kimsesizler sığındılar merhamet dergâhına,
Mazlûmun melce‘i oldu lutf u ihsânın yâ Resûl.

Ravza-i pâkinde bir gün yüz sürmek emelimdir,
Olmak ister hâk-i pâyinle mükerrem yâ Resûl.

Âsitânında gedâlık bana sultânlık yeter,
Saltanatdan uludur dergâh-ı cânân yâ Resûl.

Mi‘râcın sırrında açıldı nice esrâr-ı Hudâ,
Cebrâîl hayrân kaldı ol şeb-i irfân yâ Resûl.

Sidre’den öte eriştin lutf-ı Mevlâ ile yine,
Arş u ferş dinledi ol nağme-i cânân yâ Resûl.

Sidre’de kaldı Cibrîl’in bile kudret hududu,
Aştın nice perdeleri lutf-ı Yezdân yâ Resûl.

Kâbe kavseyn sırrına mazhar olan zât-ı şerîf,
Âciz kaldı vasfına her nutk- u lisân yâ Resûl.

Rûz-ı mahşerde kapına yüz sürüp varsam nol’a,
Senden özge yok bize bir melce‘ ü emân yâ Resûl.

Defter-i a‘mâlimiz cürm ile pür olsa eğer,
Bir şefâat eyle lutfundan ey şâh-ı cihân yâ Resûl.

Livâü’l-Hamd altında cem olur ehl-i ümmet,
Nazarınla şâd olur nice dil-i nâlân yâ Resûl.

Defterimde çok günah var, yüzüm yerde, hâlim zor,
Bir nazarınla olur kalbim gülistân yâ Resûl.

Kevser-i lutfundan içmek bir yudumdur ârzûm,
Susamış ervâha sensin menba‘-ı ihsân yâ Resûl.

Ravza-i pâkinde bir zerre kadar yer bulsam ben,
Bana kifâyet eder ol devlet-i bî-pâyân yâ Resûl.

Son nefeste nâm-ı pâkinle açılsın gözlerim,
Rûhuma nûr saçsın ol zikr-i şerefşân yâ Resûl.

Âl ü ashâbınla haşreyle bu âciz bendeni,
Lutfuna mazhar kıl ey sâhib-i gufrân yâ Resûl.

Aczi ile yazdı kalem bu na’tı ey pâk Nebî,
Kabul eyle hediyemdir bu niyâzım yâ Resûl.

Yâ İlâhî, hürmet-i Fahr-i cihân eyle serveti,
Ümmet-i Ahmed’den eksik eyleme vesîle-i devleti

About The Author

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir