Karga

Zambak ökçe göğsü,

Tir tir titrer kirpikleri

Serçeler uçurur atları semaya.

Ovaya saçılan yeşilimtırak;

Pencerenin kırık aynasından sızan çatlak,

Meltemi, ıslığı, yokluğunu doldurur.

Sulu boya dağılırken,

Zürafanın ne işi var vadimde?

Diz kapağı bükülür,

Bükülür göz kapağı kavuşamamaktan.

Ağaçkakan tıkırtısı mı kalbimin atışı,

Kurbağanın güzele hasreti nilüferdeki,

Bileğimde sarılı boncuklara sinen izini

Eflatun buğusu sarmış yorgun yüzünü,

Biriktirir çisenti sularını, yağmur güftelerini.

Baca dumanında boğulan mor mavi menevşe,

Lirikal  özlem, yakamda tel toka

Aristo mantığı parçalanır yokluğun karşısında,

Süslü cepken teyellerim yalnızlığıma,

Bileğimdeki boncuklar sayar sensiz saniyeleri.

İki yudumda yutar katran dünyayı,

Mekik oyalı kozalaklar

Sülün tüyleri savrulur siyah beyaz karelerde,

 

Gaz lambasına akan gece.

Paslanmış penceremin menteşeleri,

Mıknatıslanır ufka hicran.

Dağılır ahşabın lifleri,

Dökülür birleşme yerleri.

Kuruyan gelincik yaprağı

Hatıra defterinde ayraç,

Maşrapa kulpunda yüzük,

Yerini bulamayan

Aynı hizada duran,

Pencere tül ile eflatun

Atlar koşun;

Gece kabuğunu soyar, mantık dökülür,

Siyahın hafızası silinir birden;

Kargalar sütten beyaz, kargalar kar tüyü,

Bütün ezberler soyunur tünedikleri daldan.

Maşrapa pencereye akıyor

Pencere maşrapada görünür.

Kozalak pullarında duvak

Ve katre içer pencereyi,

 

 

About The Author

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir