lolipophobi_4f9e2b30b19a880ad452336317806d3f

Âlem, insan idrakinin saf aynasında can bulan, maddeden manaya uzanan engin bir yoldur. Hayatın kalbi ile tabiatın dâhili ahengi bu yolda birleşir. Türk edebiyatının müstagni şairi Yahya Kemal Beyatlı’nın medeniyetin ana damarlarından beslenen estetik duyuşu, tabiatın en mütevazı parçasını bile felsefi bir simgeye dönüştürebilir. Yahya Kemal Beyatlı, ölümü âsûde bahâr ülkesi şeklinde resmettiği “Rindlerin Ölümü” adlı eserinde şu mısralara yer verir:

Hâfız’ın kabri olan bahçede bir gül varmış;

Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle.

Gece, bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış

Eski Şirâz’ı hayal ettiren ahengiyle.

Ölüm âsûde bahâr ülkesidir bir rinde;

Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.

Ve serin serviler altında kalan kabrinde

Her seher bir gül açar; her gece bir bülbül öter.

Kozalak Kurabiye

“Rindlerin Ölümü” şiirinde geçen Şiraz, eski İran’da güzelliğiyle meşhur bağları ve bahçeleri olan destansı bir şehirdir. Şiirde geçen Hafız ise İran’ın en kudretli şairlerindendir ve bu güzel şehirde yaşamıştır. Hafız, Şirazlı olduğu için Hafız-ı Şirazi olarak da tanınır.1300’lerin ortasında doğduğu ve 1415 yılları arasında vefat ettiği düşünülmektedir. Yahya Kemal’in bu şiirine Hafız ile başlamasının nedeni, onu da hakiki Rindlerden biri olarak görmesinden kaynaklanmaktadır. Şiirde tasvir edilen rindlerin asude bahar ülkesi, ölümü fiziki bir son olmaktan çıkarıp ebedi bir uyanışa ve tütmeye devam eden bir buhurdan kokusuna dönüştürür. Kabrin üzerinde kanayan renkle açan gül, fani ömrün nihayetinde ulaşılan yüksek mistik olgunluğun nişanesidir. Rindin ölümle kavuştuğu asude bahar, mâşuka ram olan âşıkın ateşle yanıp kül olduğu hakikat meydanından ibarettir. Nur ebedi bir gecede ağaran vakte kadar öten bülbülün çilesiyle birleşir; bilirler ki sönmeyecek bir sevdaya düşen âşıkın sinesi yanmadıkça, kabirdeki gül seher vakti mâşukun müjdesiyle uyanamaz.

Şairane bakışla ufuk genişletildiğinde, çam dallarından düşen bir kozalağın bedene şifa veren iç alemde manayı mayalayan doğasıyla karşılaşılır. Tasavvufta kalp, anatomik bir organdan ziyade manevi bir merkez olan “latife-i rabbaniye” olarak kabul edilir. Ayrıca kalbin şekli çam kozalağına benzetilir ve saklı kalbin özünde süveyda adı verilen karanlık, gizemli bir nokta yer alır. Kainat bu noktanın etrafında bir örs gibi dövülür ve anlam kazanır. İnsan da hayatta un haline gelene dek dövülen, kaynayan ve pişen şifalı bitki gibi acıyla olgunlaşır. Rindin gönlünden yükselen buhurdan kokusu ile sinede dövülen kozalağın acısı, nihayetinde insanı Yaman Dede’nin Nutk-u Şerif’indeki mutlak teslimiyete ve aşkın asıl kaynağına ulaştırır:

Yak sinemi ateşlere, efganıma bakma

Ruhumda yanan ateşe, nîrânıma bakma

Hiç sönmeyecek aşkıma, imanıma bakma

Ruhumda yanan ateşe, nîrânıma bakma

Hâfız’ın kabrinde kanayan rengiyle açan gül, Yaman Dede’nin sinesinde harlanan ilahi nîranı, Rindin ölümle kavuştuğu asude bahar, arifin aşk ateşiyle yanıp kül olduğu hakikat meydanıdır. Feryatlara aldırmadan yanmayı dileyen bu iman, ebedi bir gecede ağaran vakte kadar öten bülbülün çilesiyle birleşir; sönmeyecek bir aşka düşenlerin sinesi yanmadıkça, kabirlerinde hiçbir gül seher vakti müjdeyle uyanamaz. Dalından kopan bir bitkinin sert mermerde bıraktığı çarpışma ile bir arifin sinesinde büyüttüğü nîran, bu yüzden aynı ebediyet deryasına dökülür.

Çam kozalağı stok fotoğraflar, telifsiz resimler, görseller | DepositPhotos

Kızılçam dalında yeşerir özüm,

Süveyda sırrına çevrilir yüzüm.

Havanlar içinde un oldum candan,

Yaman bir ateşle kül olur canan.

İç âlem böylesine muazzam bir genişliğe sahipken, fâni varlık neden hâlâ dış dünyanın sahte tesellilerine ram olmaktadır? Oysa hakikat gayet açıktır: Kalbin en gizli hazinesi olan süveydanın kozalak gülü, sinedeki aşk ateşiyle harlanıp kanamadıkça ruh ebedî vuslatı tadamaz. Kalbini bir kozalak gibi hakikat yangınına teslim edenler için ölüm; karanlık bir son değil, süveydanın kozalak gülü halinde ebedî bahâr ülkesinde açan en güzel müjdedir.

 

About The Author

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir