Dünyayı Değiştiren Sessiz Bir Mektep: Erkam’ın İzinde Romanı Üzerine

0
Erkam

Tarih denildiğinde çoğu zaman gözlerimiz savaş meydanlarına çevrilir. Hükümdarlar, ordular, fetihler ve büyük mücadeleler hafızalarda yer eder. Oysa insanlığın akışını değiştiren hadiselerin bir kısmı, gürültüden uzak mekânlarda filizlenir. Bir evde, bir odada, birkaç kişinin aynı ideale gönül vermesiyle başlayan hareketler, zamanla çağların yönünü belirler. Mizah kitaplarıyla tanıdığımız Erbay Kücet’in Erkam’ın İzinde adlı romanı da okuyucuyu işte böyle bir başlangıcın eşiğine götürüyor. Safa Tepesi’nin yamacında bulunan mütevazı bir evin kapısından içeri davet ederek, büyük bir medeniyet yürüyüşünün ilk adımlarına tanıklık ettiriyor.

Beyan Yayınları tarafından yayımlanan eser, ilk dönem İslam tarihinin en dikkat çekici duraklarından biri olan Darü’l-Erkam’ı merkezine alıyor. Romanın odağında ise adı çoğu zaman büyük sahabelerin gölgesinde kalan Hz. Erkam bulunuyor. Tarih kitaplarında birkaç satırla geçen bu genç sahabi, Kücet’in kaleminde ete kemiğe bürünüyor; korkuları, umutları, fedakârlıkları ve sarsılmaz bağlılığıyla okuyucunun zihninde canlı bir yere yerleşiyor.

Erbay Küçet romanı üç bölüme ayırmış. İlk bölümde okuyucusuna kendi hayatından bazı örnekler sunar gibidir. Ankara’da başlayan roman Mekke ve Medine ekseninde yoluna devam ediyor. Eserin dikkat çeken taraflarından biri, Darü’l-Erkam’ın roman boyunca bir mekân olmanın çok ötesine taşınmasıdır. Yazar, bu evi dört duvardan meydana gelen sıradan bir yapı şeklinde sunmuyor. Aksine, inancın korunduğu, bilginin çoğaldığı ve insanların yeniden şekillendiği bir mektep olarak resmediyor. Mekke sokaklarında hüküm süren baskı, korku ve adaletsizlik ne kadar belirginse, Darü’l-Erkam’ın içindeki huzur ve güven duygusu da o kadar güçlü hissediliyor.

Roman ilerledikçe okuyucu, kapısından sessizce girilen bu evin duvarları arasında yalnız insanların değil, bir çağın da değiştiğini fark ediyor. Burada söylenen sözler, yapılan sohbetler ve paylaşılan sırlar, geleceğin temel taşlarına dönüşüyor. Kücet’in başarısı, tarihî bir bilgiyi aktarmaktan çok, o günlerin ruhunu hissettirebilmesinde yatıyor. Okuyucu kendisini bir anlatının dışından öte o halkaya dâhil olmuş bir misafir gibi hissediyor.

Erbay Kücet: Erbay Kücet, 'Erkam'ın İzinde' Romanıyla TDED Ankara Şubesinde  Okurlarıyla Buluşuyor - Milat Gazetesi

Erkam’ın İzinde, kahramanlık kavramına da farklı bir yerden yaklaşıyor. Günümüz anlatılarında sıkça karşılaşılan gösterişli mücadelelerin yerini burada sessiz bir adanmışlık alıyor. Hz. Erkam’ın en büyük gücü ne serveti ne de fizikî kudretidir. Onun gücü, sahip olduğu her şeyi uğruna inandığı hakikate emanet edebilmesidir. Evini bir sığınak hâline getirmesi, genç yaşına rağmen ağır bir sorumluluğu üstlenmesi ve tehlikeyi göze alarak yürüyenlere kapısını açması, romanın merkezindeki asıl kahramanlık çizgisini oluşturuyor.

Bu yönüyle eser, okuyucuya unutulmaya yüz tutmuş bir hakikati yeniden hatırlatıyor: Tarihi değiştirenler her zaman görünür olanlar değildir. Kimi zaman büyük dönüşümler, adını öne çıkarmayan insanların omuzlarında yükselir. Bir evin kapısını açmak, bir fikre sahip çıkmak ya da zor zamanlarda geri çekilmemek, nesiller boyunca sürecek etkiler meydana getirebilir.

Erbay Kücet’in anlatımındaki sadelik de romanın güçlü yanları arasında yer alıyor. Tarihî roman türünde sıkça rastlanan yapay ağırlıktan uzak duran yazar, dönemin havasını korurken akıcılığı elden bırakmıyor. Dil, olayların önüne geçmiyor; tam tersine onları taşıyan görünmez bir köprü vazifesi görüyor. Bu sayede eser hem genç okurlara hem de tarihî romanlara ilgi duyan yetişkinlere hitap eden geniş bir okuma zemini kazanıyor.

Roman boyunca hissedilen en güçlü duygulardan biri ise samimiyet. Yazarın Darü’l-Erkam’a ve ilk Müslümanların mücadelesine duyduğu muhabbet, satır aralarından kendisini belli ediyor. Bu tavır metni kuru bir tarih anlatısından uzaklaştırırken, okuyucuyla anlatılan dönem arasında duygusal bir bağ kurulmasını sağlıyor.

Erkam'ın evinde geçen her gün, sessiz ama derin bir anlamla başlardı. Bu  küçük evin içi, yalnızca bir eğitim yeri değil; kalplerin hakikatle  şekillendiği bir sığınaktı. Dersler, bir ezberle sınırlı değildi. Her  kelime,

Erkam’ın İzinde, geçmişte yaşanmış hadiseleri yeniden anlatmakla yetinmeyen eserlerden biri. Darü’l-Erkam’ın hikâyesini günümüze taşıyarak her okuyucunun önüne düşünmeye değer bir soru bırakıyor: İnsan hangi davaya kapısını açarsa hayatı o yönde şekillenir? Bir ev, bir oda, hatta birkaç kişinin bir araya geldiği mütevazı bir mekân, büyük değişimlerin başlangıcı olabilir mi?

Romanın sayfaları kapandığında geriye yalnız Hz. Erkam’ın hikâyesi kalmıyor. Okuyucunun zihninde, sessiz fedakârlığın değeri, sadakatin gücü ve görünmeyen emeklerin tarih içindeki yeri üzerine uzun süre yaşamaya devam edecek sorular da kalıyor. Bu bakımdan Erkam’ın İzinde, ilk dönem İslam tarihini konu alan eserler arasında dikkat çeken bir yere sahip. Tarihî gerçekliği edebî bir duyarlılıkla buluşturan roman, geçmişi anlamak isteyenlere olduğu kadar, bugünün dünyasında anlam arayışını sürdürenlere de seslenen kıymetli bir çalışma niteliği taşıyor.

 

About The Author

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir