IMG-20260628-WA0056

Çocukluk yaşantısı ele avuca sığmaz bir yapıya sahipti. Nerede bir haşarılık varsa orada Ali vardı. Gözünü budaktan sakınmaz misali, kavga etmediği dayak atmadığı hatta dayak yemediği gün yoktu adeta. Belki çocukluk belki de ergenliğin verdiği yapı gereği bitmeyen bir enerji ile yapmadığı yaramazlık yok dersek abartmamış oluruz. Herkes ondan illallah etmişti. Bulunduğu her yeri ve insanları bıktırmış, yaka silker hale getirmişti.

  Nihayet bir gün her genç delikanlı gibi oda askerliğin yolunu tuttu. Kader bu ya deyip Hakkari’nin dağlarında gece demedi, gündüz demedi nöbet tuttu, içinde ki vatan millet sevgisi hizmet etme aşkı bütün haşarılık ve çocukken yaptığı yaramazlıkların yerini aldı. Vatana hizmeti en kutsal gaye gördü. Komutanlarının verdiği görevi harfiyen yerine getirdi. Bu uğurda canını bile ortaya attı, yaralandı yılmadı, en önde görev aşkıyla vazifeye koştu, durmadı.
 Her başlangıcın bir sonu olur ya gün geldi askerlikte bitti ama Ali’nin içindeki hizmet aşkı bitmedi, memleketine bambaşka örnek bir insan olarak döndü. Askerlik onun yaşamında farklı bir dönüm noktası oldu adeta farklı bir yöne evrildi. Eski yaramazlığının yerini sakinlik, insanlara yardımcı olmak, haşarılığının yerini sevgi,saygı ve dürüstlük almıştı. Ali bambaşka bir Ali olmuştu artık.
Ailesi Ali’yi halasının kızı Aslı’yla evlendirmek istedi özellikle babası Ahmet Bey, bunun için çok uğraştı ama Ali evlenmeye hele halasının kızı Aslı’yla asla yanaşmadı. Kendi kız kardeşi gibi görüyor onu. Yıllarca Aslı Ali’yi bekleyecek değildi ya uzaktan tanıdıkları Abdullah ile evlendi, çoluk çocuğa karıştı. Ali ise kendisini herkese yardım etmeğe iyilik yapmağa adadı. Kimine göre o, yazık bir deli divane olmuştu. Bir diğer kimine göreyse meczuptu. O artık iflah olmaz bir garibandı.
. Günler bir şekilde gelip geçerken, Ali bir ekmek bir hırka misali yaptığı insanlıklar, yardımseverlikleri ile dillere destan olmuştu adeta. Herkes O’nun ne kadar temiz kalpli, karekteri düzgün, her derde koşan deva olduğunu anlatıp duruyordu. Her ne kadar Ali’nin babası O’nun bir yuva kuramamasına üzülse de bu anlatılanlar da hoşuna gitmiyor değildi.
. Dedik ya iyilikte kötülükte hızlı yayılır kabilinden Ali’nin namı halasının kızı Aslı’nın kulağına kadar gitti. Aslı Ali’ye içten içe çok kızıyordu.
-Ne varmış canım, Allah’ın akılsızı yok şöyleymiş yok böyleymiş millet amma abartıyor,
 Komşluları itiraz etse de Aslı görüşünden vazgeçmiyordu. Hatta bu durumu o kadar çok kışkanıyordu ki eline bir fırsat geçse Ali’yi bir kaşık suda boğacaktı.
 Günün birinde tamda aradığı fırsat eline geçti, Aslı’nın komşularıyla yufka ekmek yapıyorlardı ki Ali’de oradan geçiyordu, Aslı,Ali’ye seslendi;
-Dayımoğlu hazır sıcak sıcak yufka ekmek yaptım, vereyimde nereye gidiyorsan azık edersin, içine çökelekte koyarım.
-Yok bacım, karnım tok
Demesine rağmen Aslı içine önceden hazırladığı zehiri doldurduğu yufka ekmek bohçasını Ali’nin eline çoktan tutuşturmuştu bile.
  Ali önceden planladığı üzere ormana gidip oradan çalı çırpı toplayıp, yaşlı komşuları Nazife teyze ye getircekti. Ormana doğru elinde Aslı’nın verdiği bohça ile giderken yolda bir çeşme başında oynayan çocuklara rastgeldi. Çocuklardan esmer ve irice olan birisi,
-Amca o elinde olan bohçada ne var, yiyecek birşey varsa çok acıktık bize verde yiyelim.
 Diğer çocuklar arkadaşlarının tanımadığı birinden böyle uluorta istekte bulunmasına kızsalarda birşey  demediler. Çocuk ısrar çok edince Ali,
-Bilmiyorum yavrum birisi bana verdi, içinde ne var ne yok bilmiyorum, çok istiyorsan al senin olsun.
  Çocuk bohçayı kaptığı gibi bütün istahıyla bohçanın içindekileri bır solukta yedi, iki yudumda su içer içmez olduğu yere yığılıp canını verdi.
 Neye uğradıklarını şaşıran çocuklar ve Ali’nin şaşkınlığını Aslı’nın yeri göğü inleten feryadı fiğanı bozdu.
 -Kendim ettim kendim buldum, kim ne ederse kendine eder demişler gitti gül gibi evladım. Allah’ım bu ne büyük sınav, kendi ellerimle evladımı öldürdüm. Vay vay ki benim halime kendi kendime ettim.

About The Author

1 thought on “Kim Ne Ederse

  1. Harika bir hikaye, ibretle dolu, keşke Ali ölmeseydi ama hayatın bir gerçeği, Tarık Torun hoca ne kadar realist bir öykücü tebrik ederim

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir