Deniz, Gök ve Taş: Bir Ölü Deniz Hikâyesi

0
IMG-20260628-WA0049
  • Denizin ne kadar muhteşem bir nimet olduğunu hep düşünmüşümdür. İncileri, mercanları, balıkları ve üzerinde yapılan yolculuklarıyla insanlığa büyük bir lütuftur. Fakat zamanla şunu fark ettim ki her deniz aynı değildir. Bazılarının içine sanki bir yılan kaçmış gibi olur. O yılan durmadan tıslar. İşte o zaman deniz, sanki yılanlaşır. Bir de kelimenin ortasına yılanın kıvrımı gibi bir “s” girince, deniz bir anda densiz oluverir. Densiz denizlerin ise insanlığa hiçbir faydası olmaz; çünkü içine yılan kaçmıştır.

Sonra başımı gökyüzüne çevirdim. Gök, Allah’ın kudretini gösteren eşsiz bir manzaradır. Gök taşlarını seyrederken gözlerimi ondan alamam. Ancak günün birinde gökten kopan bir taşın irtifa kaybederek yere düştüğünü gördüm. O an anladım ki gökten düşen her taş, aynı zamanda seviyesini de kaybediyordu.

Ne gariptir ki seviyesini kaybeden bu taş, gelip Ölü Deniz’e düştü. Burası, Lut kavminin, eşcinsellerin, ahlaksızların helâk edildiği yerdi. 

O an kendi kendime, “Demek ki Ölü Deniz, densiz denizin ta kendisiymiş.” dedim. İrtifa kaybeden taşların yolu da hep buraya düşüyordu. 

Sonra Peygamber Efendimizin şu hadisini hatırladım:

“Azaba uğrayanların yurduna ancak ağlayarak girin. Eğer ağlayamıyorsanız onların yurtlarına girmeyin ki onların başına gelen felaket sizin de başınıza gelmesin.”

Bir başka bilgi daha öğrendim. Ölü Deniz, aynı zamanda yeryüzünün en alçak noktasıymış biliyor muydunuz?

Seviyesini kaybedip Ölü Deniz’e düşen taşın yalnız olmadığını fark ettim. Kenara atılmış bir demir parçası, taşa sanki bir mektup yazarcasına şu sözleri kazımıştı:

“Yalnız değilsin.”

Haklıydı. Seviyesini kaybeden taş Ölü Deniz’e düşünce, ona sevgi besleyen demir de taşın yanına düşüyordu. Amafark etmezdi. Taşa sevgi besleyen tahta, taş, kaya her ne varsa kim varsa ölü denize düşüyormuş. O an aklıma şu söz geldi: “Kişi sevdiğiyle beraberdir.” Demir ve Taş ikisi de sert, katı ve hissiz. Ve onlar maneviyattan, ruhtan ve candan ne anlardı ki.

Tam bunları düşünürken zihnimde bir ayet canlandı:

“Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır.” (Saf Suresi, 8. ayet)

Sürçülisan ettiysem affola. Bir başka hikâyede buluşmak dileğiyle…

About The Author

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir