Ankara’nın Işıldayan Güneşi Hacı Bayram-ı Veli
Ankara’nın manevi mimarlardan olan Hacı Bayram-ı Veli’nin hayatından alacağımız çok fazla dersler bulunmaktadır. Bu Allah dostu insanın Ankara’nın Ulus semtinde bulunan türbesi ve kendi adıyla anılan camiin etrafında her gün binlerce insana rastlanılmaktadır. Yine bu mübarek zatın adının verildiği okullar, semtler, ticari işletmeler, aşevleri vs. görürsünüz. Pek çok insan bu durumu her gün görmesine rağmen bu yüce insanın hayatına dair fazla bilgiye ne yazık ki sahip değildir.
Gelin hep birlikte kısaca herkesin anlayacağı şekilde bu Allah dostunun yaşam öyküsüne ve menkıbelerine bir göz atmaya başlayalım.

Asıl ismi, Numan bin Ahmed, lakabı “Hacı Bayram“dır. 1352’de Ankara’nın Çubuk Çayı üzerinde bulunan Baraj Dörtyol’daki (Hasköy’ün alt kısmı) Zülfazıl (Solfasol) köyünde doğdu. Hacı Bayrâm-ı Velî, 14. ve 15. yüzyıllarda Anadolu’da yetişti. Eserlerini diğer Hacı Bektaş-ı Veli yoldaşları gibi Türkçe olarak yazdı ve o dönemdeki Türkçe kullanımı Anadolu’da önemli şekilde etkiler bıraktı
Hayatı
- 1352’de Ankara’nın Solfasol (Zülfazıl) köyünde Numan bin Ahmed adıyla doğdu.
- Kara medrese ve Bursa’da eğitim gördü.
- Somuncu Baba’dan Bayram lakabını aldı ve Hacı Bayram oldu.
- 1412’de Ankara’da Bayramiye tarikatını kurdu.
- 1429’da Ankara’da vefat etti
Faaliyetleri
- Tarikatın eğitim merkezi olarak Ulus’ta tekkeyi inşa ettirdi.
- Fatih Sultan Mehmed’in hocası Akşemseddin dâhil önemli öğrencileri oldu.
- Yunus Emre ve Hacı Bektaşi Veli’den etkilenerek şiirler yazdı.
Öğretileri
- Alllah’ın tek ve sonsuz olduğunu her daim söyledi
- İnsan iradesinin Allah’ın iradesinin (istenç) bir parçası olduğunu belirtti.
- Allah’a ulaşmak için kendini olgunlaştırmanın önemini vurguladı.

Yolunuz bir gün bu semte düşerse huzur içinde Hacı Bayram-ı Veli Camiindeki şadırvanda ferah suyla bir abdest alıp camiin içine girip, namaz kılıp dua ettiğinizde o manevi iklimi teneffüs edersiniz. Selçuklu Camii sitilinde tek minareli ve kubbesi olmayan sonradan eklentileriyle güzel duvarları kırmızı tuğlalarla örülü bu mekân sizi eminim mest edecektir. Camiinin güney kısmında dışarıda camiye komşu Hacı Bayram-ı Veli Hazretlerinin türbesini ziyaret etmeyi de sakın unutmayın! Ruhuna bir Fatiha üç ihlas okuyun.
Camiye bitişik Doğu Roma’dan kalma Ağustos tapınağının halen ayakta duran sütunlarına ve antik yapısına da bakmayı unutmayın! Hatta vaktiniz varsa tapınak hakkındaki açıklamaları levhalardan okuyun. Burası size atalarımızın ve insanımızın ne kadar engin fikirli olduğunu gösterir. Pagan kültürüne sahip bir yerin hala ayakta kalması dokunulmaması ne büyük özgürlük anlayışı.
Hatta ben sizin yerinizde olsam Ankara Kalesi ve manzarasının harika olduğu bu tepeden bahçede bulunan dürbünle şöyle güzel güzel bir Ankara manzarası seyrederim. Camiinin etrafında gezme imkânınız varsa pek çok eski yapıları şöyle bir temaşa edin dostlar. Güzel çay ocakları, Hac malzemesi satan yerler ve Ankara döneri yapan yerlerde sizi adeta gel gel dercesine beklemektedir.
Neyse biz asıl konumuza dönüp bu büyük zattan birkaç menkıbeyi hatırlayalım ne dersiniz?

İki bayramı birden kutluyoruz
Bir gün medreseye birisi gelerek; “İsmim Şüca-i Karamani’dir. Hocam Hamideddin-i Veli’nin selamı var. Sizi Kayseri’ye davet ediyor. Bu vazife ile huzurunuza geldim.” dedi. O da, Hamideddin ismini duyunca; “Baş üstüne, bu davete icabet lazımdır. Hemen gidelim.” diyerek müderrisliğ i(şimdiki profesörlük) bıraktı. Birlikte Kayseri’ye yöneldiler ve Somuncu Baba diye bilinen Hamideddin-i Veli ile Kurban Bayramı’nda buluştular. O zaman Hamideddin-i Veli; “!” buyurdu ve ona Bayram lakabını verdi ve kendisini talebeliğe kabul etti. Din ve fen ilimlerinde yüksek derecelere kavuşturdu.

Sultanım, iki müridim var
Hacı Bayram-ı Veli hazretleri, Sultan II. Murad’ın saygı duyduğu evliyalardandı. Hükümdarın Hacı Bayram’a saygısı o derece büyüktü ki ona mürit olanlardan, ilim ve hizmetle uğraşsınlar diye vergi almıyordu. Ama gelin görün ki bütün Ankara halkı Hacı Bayram’ın müridi olduğunu iddia etmeye başladı. Kimden vergi istense “Ben Hacı Bayram’ın müridiyim” diyorlar ve işin içinden sıyrılıyordu. Bu durum hükümdara yansıtıldı. Hükümdar Hacı Bayram’a bir mektup gönderip, (Gerçek müritlerinizin sayısını bana bildiriniz, sizin bildirdiğiniz herkes vergiden muaf tutulmak üzere kabulümdür) dedi.
Hacı Bayram-ı Veli hazretleri, kendisine bağlılığın kötüye kullanılmasından üzüldü. Bütün müritlerim (Falan gün falan yerde toplanınız) diye haber saldı.
O gün hemen bütün Ankara halkı bu davete uyarak bildirilen yere akın ettiler. Hacı Bayram hazretleri bir tepeciğe kurdurduğu çadırdan çıkarak kalabalığa sordu:
– Beni seviyor musunuz? Benim yolumda canınızı verir misiniz?
Kalabalık hep bir ağızdan karşılık verdi:
– Elbette seviyoruz. Canımız senin yoluna feda olsun…
Hacı Bayram- Veli bunun üzerine, (Bugün bana inananları şu çadırın içinde birer birer kurban edeceğim. Sıraya girip herkes gelsin) dedi. Kalabalıktan bir kişi çıktı. Hacı Bayram onu çadıra aldı. Çadırda önceden hazırlattığı koyunlardan birini kestirerek, kanını çadırdan dışarıya akıttırdı. Dışarıdakiler adamın gerçekten kurban edildiğini sanarak ürperdiler. Hacı Bayram dışarı çıktı, (Bir kişi daha gelsin) dedi. Bir hanım ileri çıktı. O da içeri girince diğerleri çil yavrusu gibi dağıldı, kimse kalmadı.
Hacı Bayram-ı Veli hükümdara cevap yazdı:
(Sultanım, vergiden affedilmek üzere gerçek müritlerimi sormuştunuz. Biri erkek diğeri kadın iki müridim var) dedi.
Bir gün yolunuz bu diyara düşerse camiin şadırvanında abdest alıp camiye girip namaz kılıp içinizden geldiği gibi Allah’tan ne isterseniz isteyin. Hatta hayat sizi bunaltıp, sıkıntı oluşturduğunda: hafif yüksekte bulunan bu tepeye gidin güzel Ankara manzarasıyla iki bardak çay için eminim kendinize gelirsiniz, huzur bulursunuz ben hep öyle yapıyorum davetlim olur musunuz?
![]()
IŞILDAYAN GÜNEŞ HACI BAYRAM-I VELİ
Bozkıra akan kaynak uhrevi bir iklimde
O ışıldayan güneş her şuası gönlümde
Yeşeren yedi güller Ankara ovasında
Bir çekim merkezi ki müminin duasında
Horasan erenleri Hacı Bayram-ı Veli
Çağların ötesinden uzanır kutlu eli
“Sen seni bil sen seni” söyleyen ulu bilge
Ankara’nın üstüne düşen altından gölge
Tefekkür ehli insan bir aşkın göklerinde
Dalga dalga o sevda hala yüreklerinde
O Zülfazıl köyünden Hacı Bayram-ı Veli
Gönüllerden gönüle akar muhabbet seli
Kutlu sevdanın aşkı yıllara damga vurmuş
O sevdanın aşkıyla diyar diyar savurmuş
Tarihi bir tepede kaleye karşı durmuş
Etrafına meskenler birer birer oturmuş
Evrenselliğe doğru Hacı Bayram-ı Veli
Agustus Mabediyle söylerken barış dili
Gönül çemberi olmuş bozkırın ortasında
Nice ordular gelmiş sultanın arkasında
Manevi mimarımız sağlam çizmiş hudutu
Rahmetin göklerinde geleceğin umudu
Hikmet irfan pınarı Hacı Bayram-ı Veli
İhlasın bağlarında o tevhidin bülbülü
Bir sevda yükselir ki erenlerin bağından
İçime huzur dolar o sevdanın çağından
Cem olmuş yedi âlem sufinin türbesinde
Mutluluk alkışları kuşlar kanat sesinde
Bahçede güller açmış Hacı Bayram-ı Veli
Goncasında zikir var açan dervişin gülü
Çilegah türbesinde sonsuz sabrın timsali
Mavera ötesinde makamı ondan ali
Ankara göklerini sarıyorken nefesi
Muhabbet bağlarına açılan aşk perdesi
Ankara’nın değeri Hacı Bayram-ı Veli
Çağların ötesinden uzanan kutlu eli
Günün her saatinde mahşeri kalabalık
Türbenin etrafında bir huzur ve ferahlık
Aradığın bulursun uhrevi bir ortamda
İnsan İnançla yaşar istenilen yaşamda
Ankara’nın mimarı Hacı Bayram-ı Veli
O gönüller sultanı gelip onu görmeli
Tarık TORUN


