15temmuz-1

 Bütün Türk ve İslam coğrafyasının hatta eskiden olduğu gibi bütün mazlumların gözü; yıllardır “yokuşu sökmek için” çatlayıp yırtınan, prangalarından kurtulmaya, kendi “ruh kökü”ne tutunarak yeniden dirilmeye, özgürlük, adalet, huzur ve “selam yurdu” olmaya gayret eden bu büyük milletin ve devletin üzerinde. “Ardına çil çil kubbeler serpen ordu”nın yolunu hasretle beklemekte, “cömert Nil, yeşil Tuna” eski haşmetli günlerini aramakta. Bütün hata ve engellere rağmen bu millet ve devlet; Osmanlı’dan sonra büyük acı, zulüm ve işgaller yaşayan bütün Türk-İslam dünyasının, mazlum milletlerin özgürlük, adalet ve barış umudu olmaya devam etmektedir.

        Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ile bütün İslam coğrafyasının çoğunun harita ve düzenlerini yeniden şekillendirmek isteyen Haçlı Batı-Siyonist ittifakının son hedefi Türkiye olurken işgal ve sömürü planlarını gerçekleştirmede de en büyük engel; İslam dünyasının en bağımsız, en gür sesli, en stratejik ve potansiyel lider ülkesi Türkiye olmuştur. İslam’ın ve mazlum insanlığın en büyük kalesi ve limanı olan, birçok konuda emperyal düzene çomak sokan, bölgesinde ve bütün mazlum coğrafyada aktör olmaya başlayan Türkiye; terör ve darbelerle teslim alınırsa emperyalist Siyonist-Haçlı ittifakının karşısında büyük bir engel kalmayacaktı artık.

       “Üst akıl” denen emperyalist küresel güçlerin piyonları olan PKK, FETÖ, DAEŞ, D-HKPC’nin amacı da kültür ve gönül coğrafyamız olan komşularımızda yaşanan savaşların, kaosun ana sebebi de aynıdır: Tarih yapıcı ve hakiki medeniyet kurucu İslam’ı durdurmak ve İslam dünyasını sömürmektir. Birilerinin “medeniyetler savaşı” dedikleri şey…

      Bütün darbe girişimlerinin, alçak terör hadiselerinin de en önemli gayesi; terör ve iç savaşla birlikte millet üzerinde kaos, korku, güvensizlik zafiyeti oluşturmak; sürekli büyüyen ve güçlenen Türkiye’nin siyasi, ekonomik, sosyal ve manevi gücünü sarsmaktır. Böylece ülkeyi yönetilemez hâle sokup devlete diz çöktürmek, millete de boyun eğdirmek, emperyalizmin “Truva atı” olan uluslararası örgütler vasıtasıyla ülkeyi bölüp işgal etmekti.

      100 yıllık dönemde birçok alçak darbeyi yaşamış aziz milletimiz ve vatanımız Türkiye; 15 Temmuz 2016 gecesi, kutsal değer ve kavramları kullanarak saf Müslümanları aldatan “Paralel Devlet Yapılanması (PDY)/ Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)”nün hain darbe kalkışması ve işgal girişimine maruz kaldı. Bu, dış güdümlü öyle bir kahpe darbe girişimiydi ki, kendi ülkesinin Cumhurbaşkanı’nı öldürmeye teşebbüs etmek, kendi ülkesinin Büyük Millet Meclisi’ni milletin ordusunun uçaklarıyla bombalamak, kendi ordusunun Genelkurmay Başkanı’nı esir almak, MİT ve Emniyet Teşkilatına kurşun yağdırmak, kendi halkının üstüne millet ve ordunun tanklarını sürerek ezip geçmek, kendi ülkesinin polis, asker ve halkını acımasızca şehit etmek gibi korkunç ihanet ve vahşetlere şahit olduk.

Bir grup 15 Temmuz gazisi etkinliklere katılmayacak

      “Küfür, tek millettir.” hakikatinden hareketle yüzyıllardır İslam’a (Hilâle) karşı savaşan, şuurlu Müslümanlara özellikle de “İslam’ın son kalesi Türkiye”ye saldıran Haçlılar ile ülkesine ve milletine işgal ordularının bile yapamadığı ihaneti yapan, milletine ve devletine tankları doğrultup bombalar yağdıran asker üniformalı FETÖ’cü gözü dönmüş alçakların unuttukları iki büyük güç ve hakikat vardı: Hakk’a tapan ve istiklâli hak eden, mazlumların umudu bu millete Hakk’ın vaat ettiği yardım ile inançlı ve vatansever milletimizin onurlu direnişi. Yani Hakk’ın ve ona bağlı halkın gücü.

       Allah, vatan ve millet yolunda “yurdumuza alçakları uğratma”yan, “hayâsız akın”ları başlatanlara karşı “O, benim milletimin yıldızıdır, parlayacak.” diye elinde hilâl ve yıldızlı al bayrağı, camiinde ezan ve selası, göğsünde imanı, dilinde “tevhit” ve “Allahuekber” nidalarıyla haykırarak Allah, vatan, namus, istiklâl ve hilâl uğruna gözlerini kırpmadan şehadete koşan Piyade Astsubay Ömer Halisdemir, Prof. Dr. İlhan Varank, Erol Olçok ile oğlu Abdullah Tayyip Olçok, İşçi Halil Kantarcı, Gazeteci Mustafa Cambaz, Polis Nedim Cengiz Eker,Emn. Md. Münir Murat Ertekin, Komser Yrd. Cennet Yiğit, Zeynep Sağır, Kurmay Albay Sait Ertürk, Kıdemli Bçvş. Bülent Aydın gibi nice inançlı, vatansever kahraman yiğitleri hiç hesap edemediler.

Diyanet TV'den 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'ne özel  programlar... - Diyanet TV

       Darbeci hainler; “ezelden beri hür yaşa”yan, “bastığı yerleri toprak diyerek geçme”yen, şehit oğlu olduğunu unutmayan, mabetlerine “namahrem eli” değmesini istemeyen, istiklâl ve istikbaline kasteden alçaklara karşı “Hangi çılgın bana zincir vuracakmış?” diyerek “kükremiş sel gibi” coşan; ikiyüzlülerin, hayâsızların, hainlerin perdelerini yırtarak “iman dolu göğsü” ile tankların altına yatan, savaş uçağını imanlı yüreğiyle durdurmaya çalışan eşsiz kahramanları hesap edemediler.

       FETÖ’cü alçak darbeciler; emperyalistlere ve vatan haini kahpelere karşı onurlu, şanlı ve kahraman bir şekilde direnen, “bir gül bahçesine girercesine” şehit olmaya can atan, zalimlere hadlerini bildiren, o gece Allah’ın yardımıyla zulüm ve esaret karanlığıyla birlikte ölüm korkusunu da öldüren, istiklâl ve istikbaline sahip çıkan kahraman Türk milletini hesap edemediler.

      Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Allah’ın yardımıyla ölümden kurtulup “Ya istiklâl ya esaret!” duygusuyla her zaman sağduyusuna güvendiği halkına yaptığı “Dışarıya çıkıp darbeye ve cuntacılara direnin.” çağrısını, halkın bu çok cesur ve kararlı davete icabet etmesini hesap edemediler. Millî iradenin temsilcisi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin milletle birlikte gökyüzünden yağan bombalara rağmen iktidarı ve muhalefetiyle millî iradeye, onuruna, ülkesine sahip çıkacaklarını, diz çökmeyeceklerini de hesap edemediler. Bu ülkede “ezanları susturmayı hedef alan darbelerden sonra, darbe susturan ezan sesleri” dönemine girildiğini de hesap edemediler o kahpeler ve beyinsizler.

       Masum Anadolu’nun sâf çocuğu Sakarya (Müslüman ve kahraman Türk milleti); 15 Temmuz gecesi, Siyonist güdümlü, ABD-CİA, NATO destekli FETÖ/PDY’nin “millete alçakça vuran” kanlı darbesine karşı büyük bir balyoz indirmiş; böylece istiklâl ve onuru için şanlı bir “Kuva-yı Milliye Destanı” daha yazarak tarihinin en uzun, en karanlık, en tehlikeli fitne gecesini aydınlığa, millî direnişe ve diriliş muştusuna çevirmiştir.

15 Temmuz'a ilişkin yanıt bekleyen sorular neler?

      Yıllardır samimi Müslümanları, Allah ve Peygamber ile aldatmaya kalkan sapık bir zihniyet (FÖTÖ) tarafından gerçekleştirilen bu şerefsiz ve kanlı darbe kalkışması; inançlı, vatansever, sağduyulu ve onurlu milletimizin, cesur ve kararlı devlet adamlarımızın, şanlı polisimizin, gül yürekli Mehmetçiğimizin kahraman direnişi ve millî duruşuyla püskürtülmüştür. Emperyal güçlere, İslam, millet ve demokrasi düşmanlarına karşı en gür sesle hadleri bildirilmiştir. Bu millet, 15 Temmuz’da milleti, devleti ve bütün kurumlarıyla bir destan yazmıştır.

      15 Temmuz’da darbeci hain ve alçaklarla emperyalist işgalcilere karşı “Çanakkale ve istiklâl ruhu”yla büyük bir millî direniş gösteren Türk milleti; Kaf Dağı’ndaki “Zümrüd-ü Anka” gibi küllerinden yeniden dirilmiştir. “Kaf Dağı”na yolculuk eden “Simurg” (otuz kuş) gibi yıllardır aradığı “Anka kuşu”nun aslında bin yıllık ruhun mayalandırdığı ilim, irfan, sevgi, adalet, barış, merhamet, kardeşlik medeniyetini yeniden diriltmekte olduğunu idrak etmiştir bu millet.

      “Türk”üyle, “Kürd”üyle, “Arab”ıyla, “Gürcü”süyle, “Laz”ıyla, “Çerkez”iyle, “Arnavut”uyla; “Sünni”siyle, “Alevisi”yle; sağcısıyla, solcusuyla, dindarıyla, muhafazakârıyla, milliyetçisiyle, liberaliyle darbeye, zulme, alçaklığa, hıyanete, fitneye, bölücülüğe, işgale, esarete “kuva-yı milliye ruhu” ile karşı çıkan; vatanına, devletine, bayrağına, inancına, millî birliğine, bağımsızlığına, millî iradeye, onuruna sahip çıkan, 80 yıldır toplum olarak yaşayıp darbeler ve çilelerle pişip olgunlaşan, “15 Temmuz ruhu”yla küllerinden dirilen, bu ülkenin Irak, Suriye ve Mısır olmadığını ispatlayan bu inançlı, vatansever, onurlu, büyük ve cesur milletimize selam olsun!

       Türk milleti; 15 Temmuz gecesinde ve sonraki gece nöbetlerinde istiklâline, vatanına, bayrağına, inancına, millî iradesine, onuruna, şehitlerine sahip çıkmak için yüreklerindeki şuur, ellerindeki ay yıldızlı al bayrağımızla bir araya geldi. Tek vatan, tek devlet, tek millet, tek bayrak diyen Türk milleti; hain darbe kalkışmasına, emperyalistlere ve onun şerefsiz maşalarına karşı omuz omuzaydı. Türk milleti ve devleti; bütün renkleriyle bir araya gelerek tek yürekle büyük ve tek Türkiye olduğumuzu millî bir duruşla tekrar gösterdi.

       “Bizi sen sevgisiz, susuz, havasız; / Ve vatansız bırakma Allah’ım! / Müslümanlıkla yoğrulan yurdu, Müslümansız bırakma Allah’ım!” (Arif Nihat Asya)

       67 yıl önce “Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya/ Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk Sakarya!” diyen Üstat Necip Fazıl’ın bin bir çileyle ektiği tohumların bütün ülkemizde yeşermeye başladığını daha çok hissettik 15 Temmuz gecesi ve sonrası. Emperyalistlerin planladığı hain darbe girişimine karşı “millî direniş ve duruş”u gerçekleştiren Sakarya (Müslüman Türk milleti), “Âsım’ın ve Fatih’in nesli”ne yakışır şekilde günlerdir omuz omuza tuttuğu vatan nöbetleriyle ülkemizde ve gönül coğrafyamızda yıllardır özlemini çektiğimiz “millî birliği”ni göstermiştir bütün dünyaya.

       Ülkemizi işgal etmek, millî ve manevi değerlerimizi yok etmek isteyen emperyalist, Siyonist-Haçlı komitaları, satılmış maşalar, “onlara alkış dağıtan kahpeler”; “milleti alçakça vuran darbeler” ile bu yüce millete diz çöktüremeyecekler, bu cennet vatanı bölemeyecekler, bu devleti yıkamayacaklar, ay yıldızlı al bayrağımızı indiremeyecekler, İstiklâl Marşı ve bayrağımızı değiştiremeyecek, ezanı susturamayacaklar. Bin yıllık ruh kökümüzden (din, dil, tarih ve medeniyetimizden) bizi asla koparamayacaklar. “Millî diriliş” ile birlikte “Büyük Doğu” ve “diriliş medeniyeti” isimli yüce ülkümüzden bizleri vazgeçiremeyecekler.

Darbe girişiminin üzerinden 9 yıl geçti: 15 Temmuz'da neler olmuştu? | soL  haber

      “Mâsum Anadolu’nun sâf çocuğu Sakarya” (Müslüman Türk milleti), “insanlığın ve İslam’ın son kalesi ve limanı” olan Türkiye’ye ve istiklâline “Çanakkale ve Millî Mücadele ruhu”yla sahip çıktı yine. Bu millî birlik ve istiklâl ruhu güçlendirilerek devam ettirilebilirse, “Hakk’a tapan millet”e Allah, mutlaka istiklâli, mutlak zaferi de nasip edecektir. Milletçe ilim, irfan, hikmet, hak ve hakikat yolunda yolculuk edilerek güçlü, adil, bağımsız, huzurlu, erdemli büyük Türkiye inşa edilecektir.

       İstiklâl Marşı şairimizin müjdelediği gibi: “Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın/ Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın.” Yeter ki, yıllardır bu ülke ve millet üzerinde emperyalistlerin oynadıkları oyunları, yapılan bütün darbeleri, faili meçhulleri, derin devleti, kahpe provokasyonları unutmayalım. ABD-İsrail-İngiltere’nin Siyonist-Haçlı ittifakı karşısında bir “Hak cephesi” oluşturalım. Fitne ve fesattan uzak durup Müslümanlar olarak birbirimizi Allah için sevelim. “Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;/ Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.” (Mehmet Âkif’)

 

    “Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!

     Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.

     Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl.

     Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;

     Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!”

About The Author

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir