En İyi Köpek (Birinci Bölüm)

5
hangi-kopekler-cocuklarla-iyi-anlasir

Ben hiçbir zaman mucizelere inanmadım. Gerçek hayatta mucize imkânsız zaten. Çünkü mucizeyle gerçek bir araya gelemez de.

Oysa mucize oldu. Buna ben bizzat görüp tanık oldum. Gözlerimle görmekle kalmadım, bunu yaşadım bir de. Ben bir köpeğe dönüşüverdim… Bütün gerçeklikler, somutluk ve in’âmlar (iyilik etme) yüzüstü kaldı. Herkesi şaşırtacak bir olay yaşandı. Gözler fal taşı gibi açılarak yerinden fırlayacak gibi oldu. Hayret ve şaşkınlık, korku duyguları birbirine karışıverdi. Fakat olan olmuş, geçen geçmişti. Daha dönüşü imkânsız olan bu durum halen bile benim için gizemli olarak kalmakta, oysa ben bir beşerdim, bir insandım ya…

Ben kadındım. Güzel, alımlı ve marifetli bir kadın. Ama bunun öncesi de vardı, ben çekici sevilmeye değer bir kızdım. Sevilmek için insana ne gerekiyorsa, bende onların hepsi vardı…

***

– Ulan köpek, bastır git buradan!..

– Dur ya bir dakika…

 Ben gerçek bir köpekmişim gibi kendimi üşengeçliğe vurdum .

çimenli Alanda Genç Bir çocuk Ve Köpek | Fotoğraf JPG bedava indir - Pikbest

Bu arada köpeğe dönüştüğümü söylemeyi unuttum. Bu sözleri bana söyleyen adama aldırmazca şöyle bir bakış attım. Sonra ağır bir hareketle yerimden kalktım. O sırada esnedim bile. Sana hiç aldırmıyorum babında. İstersem, hiç buradan gitmem yani der gibi bir şey.

Babanın mı yeri burası?.. Ben de senin gibi…Hayır yaa… Şimdi senin gibi olmasam bile, her halde, evinde yatmıyorum… Ama yine de kalktım. Karşıya geçip sokağın diğer tarafında kendime yer buldum.

Neyse. Evet ya, işte onu diyordum, ben güzel bir kızdım. Kader bana gülmedi. Şikayetçi de değildim aslında, yaşayıp gidiyordum. Yiyordum, içiyordum, çalışıyordum. Konu şu ki ben tüm bu monoton işleri hayat diye adlandırmıyordum. Bence insanın bu hayatta bir sıra dışı özelliği olmalıdır. Çünkü yiyip içmek, dolaşmak, doğup üremek ve ölüp gitmek zaten hayvanlar için de var.

İşte ben de böyle bir hayvana (aman Allah’ım!) musallat oldum. Onunla evlendik. Bir yerde yaşamaya başladık. Bu da kısa bir süre değildi. Ben kaderimden memnundum. Fakat gel zaman git zaman onun tuhaflıkları ortaya çıkmaya başladı. Şöyle diyelim, bana daha önceleri belli olmayan özelliklerini görmeye başladım. Sonraları o beni insan gibi kabul etmedi… Başıma gelenlerin hepsini ayrıntılarına kadar anlatmaya (söze çevirmeye) şimdi gücüm bile yok… Neyse. Bu adam kocam olduktan sonra onun kadına karşı tavrı da tam farklı olduğunu gördüm. O, bana bir eşya gibi bakmaya başladı. O, bütün dünyada özgür kadın olmadığını, hepsinin erkeğe bağımlı olduğunu söyledi. Eğer aşkın özgür olduğu ülkelerde bile, kadının bir erkekten kopup diğer erkeğin koynuna girdiğini görürsün. Kadın kim ki bağımsız yaşasın, onun buna hakkı yok ki…

O beni hep küçük düşürdü, bana hakaret etti, aşağıladı, benim kadın olarak direnemememi kullandı. Beni hizmetçiye çevirdi. Beni kendisi yaratmasa da yönetmeye başladı. Beni durmadan yargıladı, infaz etti. Beni hapse attı. Sonra benim yediklerime hayıflandı, üzüldü. Beni fazlalık bildi, ucuzlaştırdı, değersizleştirdi, bana güldü. Gözümün içine baka baka bana güldü hem de kendinden geçercesine. Bana, “Ben ekmek almazsam, açlıktan ölürsün be!”, dedi.  Bana ihanet etti, kendisi gibi bir şerefsizi alıp eve getirdi ve bununla bana burasının sadece onun evi olduğunu, istediğini de yapabilir, mesajını vermiş oldu! Ben burada hiç kimseyim yani!..

İlişkimiz gittikçe bozulmaktaydı. Aramızda aşılması, geçilmesi imkânsız kocaman bir uçurum oluşmaktaydı. Ben hep endişe içerisinde yaşıyordum, sek sekeliydim. İnsanın bu kadar duyarsızlığını, aldırmazlığını ilk defa olarak böylesine görüyordum. Ben ona gönlümü vermiştim. Hayatımı, kaderimi ona bırakmıştım. Yıllarımın, kaybolan gençliğimin işte böyle harcanıp gideceğini hayal bile edemezdim. Onu hayatım kadar seviyordum. Ona “hayatımsın” diyordum. Onun acı sözleri, soğuk tavırları damarımda kanımı donduruyordu. Aldandığımın farkındaydım. Fakat geç kalmıştım, her şey bitmişti. Onun buz gibi soğukluğunun nedenini anlamıyordum. Her şey düzelir, yoluna girer diye çok bekledim. Bir süre sonra kendi hayatımın gölgesine dönüşüyordum. Sanki bu evde kadın yaşamıyordu. Onun üst başı, süs püsü, düzeni olmamalıydı. Sanki tüm bunlara ayrılan zaman ömrün anlamsız parçasıymış. Aramızdaki bu soğukluğun hiçbir zaman erimeyeceğine hiçbir kuşkum yoktu daha. O, monoton, sıradanlaşmış bir hayat yaşıyordu. İşten gelip yiyip içiyor, sonra sessiz kanepeye yatarak televizyon kumandasına sarılıyordu. Ben de öylesine kalakalırdım. Her defa bu konuyu açmak isterken, lafı ağzıma tıkıyordu. Öyle kelimeler kullanırdı ki ben yerimde kalakalıyor, söyleyecek tek bir kelime bulamıyordum.

çocuklar Için Köpek Sanatı arka plan | HD Tasarım Resimler PSD Bedava İndir - Pikbest

Tuhaf bir resmiyet oluşmuştu aramızda. Benim bu resmiyeti kırıp dökmeye ne cesaretim vardı ne de imkânım. O, evdeyken kendimi çok yıpranmış, ezik hissederdim. Birileriyle, bir tanıdık veya akrabayla telefonla konuşmak zorunda kalınca, bunu da çok kısa tutardım. Ara sıra konuşmalarımızda evde çok sıkıldığımı, çalışmak istediğimi söylerdim. Bu konuşmalar pek uzun sürmez, hemen konuyu kapatırdı. O buna fırsat bile tanımazdı. Bütün gün içimde, kendi kendime konuşuyordum. Gülmeyi artık unuttum bile. Sesimi çıkarıp ondan bir şey sorunca, sesim kendime bile tuhaf gelirdi. Ben sanki konuşmuyor, cıvıldıyordum.

Evde yalnızken durumumu çok düşünür, incelerdim. Her gün onun elbiselerini temizlemem, ütülemem beni usandırmıştı. Bu işler bir göreve dönüşmüştü. Onun ayakkabılarını temizlemesini hiç istemezdim. Sanki ben bu işler için doğmuşum. Uslu yetim çocuğa dönüşmüştüm. Sanki sokaktan bulunmuş bir sefildim, yabancı şehirde veya ülkede yaşıyordum. Akrabalarımla da tüm ilişkilerim kopmuştu. Konu açılıp, akrabalarımdan soran olunca da benim için “Çok huysuz, gidiş geliş, kalabalık sevmez”.diyordu Bu duruma katlanmam bile acayipti zaten… Artık özgürlük, bağımsızlık benim için düşmez bir kaleye, yetişilemez bir zirveye dönüşmüştü. Yakındaki mağazadan ekmek almaya giden evli kadınlara öyle bir imreniyordum ki. Onları görünce göğüs dolusu bir iç çekerdim… Ama bu benim içimi hafifletemezdi. Oysa tam tersi, durumumu bir az daha ağırlaştırırdı. Omuzlarımda, göğsümde taşıyamadığım ağır bir yük varmış gibiydim. Ben kısmetime, kaderime bakıp sessizce ağlıyordum. Hüngür hüngür ağladığım zamanlar da çok oldu. Beni kimsenin duymayacağına o kadar emindim ki. İstediğim kadar ağlayıp içimi boşaltmaya kimse engel olamayacaktı. Ama içim bir türlü boşalamıyordu ki…

çocuk Köpeği arka plan | HD Tasarım Resimler PSD Bedava İndir - Pikbest

Bedenimdeki ağırlık canıma tak etmişti. Hareketlerimde de tavrımda da bir ağırlık olduğunu hissediyordum. Hızla yaşlanıyordum… Ömrümün ilkbahar anları hızla sararıp solan sonbahara dönüşmekteydi. Ama bu sonbahar masallarda anlatıldığı gibi kızıl ve pek bereketli değildi…

NOT: Bu Hikayenin Devamı Var.

About The Author

5 thoughts on “En İyi Köpek (Birinci Bölüm)

  1. Zeynep Hanım’dan çok güzel manalı bir hikaye, kaleminize, kelamınıza ve gönlünüze sağlık. 2. Bölümünü de merakla bekliyoruz. Sitemize güç kattınız. Türkiye’den selam ve saygıyla.

  2. Çok güzel kaleminiz daim olsun, iyi ki bu sitede yazıyorsunuz, sizi ilgiyle okuyoruz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir