Karadeniz’in İnsanını Anlamak Doğasını Okumaktan Geçer

5
karadeniz

Coğrafya’nın insanı şekillendirmesi bilindik bir gerçekliktir. Etkinin biyolojik tarafı zaten tüm çıplaklığı ile ortadadır. Bu yazıda coğrafyanın fiziksel ve biyolojik etkilerinden ziyade insanların iç dünyalarında, davranış, duygu ve düşünce örüntüleri üzerindeki etkilerine dair kısa bir gözlem yapmaya çalışacağım.

Karadeniz Bölgesi - Vikipedi

Türkiye’nin diğer bölgelerinden biraz daha farklı kültürel bir yapısı olan benim de yakından bildiğim, büyüdüğüm topraklara, zengin folklöre sahip olan Karadeniz’e bilhassa Doğu Karadeniz Bölgesi’nde coğrafyanın insanların davranış ve duygularını nasıl etkilediğini anlamaya çalışalım.

Doğu Karadeniz kültürel sınırlar olarak Ordu ilinin Ünye ilçesinden başlar (Doğal sınırları Melet ırmağının doğusundan) ve Artvin ilinin Kemalpaşa İlçesindeki Sarp sınır kapısına kadar uzanır. Özellikle sahil bölgesine yerleşmiş olan ve etnik kökeni de genetiği de birbirinden oldukça farklı olan bölge halkları için bazı ortak özellikler göze çarpmaktadır: Aceleci olmaları, sabırsızlıkları, fevrilikleri, kolay öfkelenebilmeleri, her an kavgaya hazır tetikte yapıları, dürtüsellikleri, inatçılıkları, dik başlı olmaları, mücadeleci ve savaşçı özellikleri, potansiyel yönetim kabiliyetleri, yaratıcılıkları… Bu bölgede farklı bir çok etnik mensuba rağmen ortak eğilimleri şekillendiren unsurun coğrafya olduğu savını öne sürebiliriz.

Şimdi bu iddiayı somutlaştıralım. Eğer az önce bahsettiğim sınırlar içerisinde dünyaya gözünü açmış bir bebekseniz, daha 3-4 yaşlarına gelmeden doğa ile amansız savaşınız başlayacaktır. Dışarıda oyun oynarken aniden kararan bulutlar, bir anda üzerinize bir sağanak damla bombardımanına dönecektir. Eğer ıslanırsanız, bölgede bitmek bilmeyen nem nedeniyle kolayca üst solunum yolu enfeksiyonu geçireceksiniz, sinüzit olacaksınız ve bu tekrarlayan döngü nedeniyle hastalıklarınız kronikleşecektir. Bunu tecrübe eden anne-babanız size sık sık Çabuk! Acele et! Oyalanma! şeklinde direktifler buyuracaktır. Çabuk olmaya çalışırken bu defa bölgenin engebeli arazisinde kısa sürede balçığa dönen toprakta ayağınız kayacak ve kas-iskelet zedelenmeleri yaşayacaksınız. İşte o andan itibaren doğanın sizi nasıl sınadığını, ne ile karşı karşıya olduğunuzu idrak edeceksiniz.

Karadeniz'de Gezilecek Yerler | Trabzon, Rize, Sümele Manastırı, Uzungöl, Ayder Yaylası | Cab Istanbul

Burada doğanın bölge halkına süprizleri bitmez. Başka hiçbir ay yokmuşçasına bölgedeki çoğu tarım ürününün hasatı Ağustos ayında Karadeniz bölgesi’nde sıcak ve nemin birleştiği boğucu bir dönemde yapılır. Bir yandan günde 10 defa tişört değiştirmek zorunda kalırsınız. Diğer yandan oldukça istikrarsız olan havanın bir anda yağmura dönmesiyle bahçeden kilometrelerce uzaktaki eve dönüp dönmeme arasındaki derin ikilemin içine düşüverirsiniz. Ne yapacağınıza karar vermek zordur, çünkü tepenizdeki bulutların ne yapacağını bilemezsiniz. Eve gitmek istediğinizde kapı eşiğinden geçecekken bir anda her yer güneşleniverir. Yok ben burada muşambanın altında durayım bu yağmur gider dersiniz, onun inadına yağdıkça yağası gelir.

Bir başka cephede, harmanda toplanan fındığın eş zamanlı kuruması gerekir. Yağmur öylesine ansızın bastırır ki en ufak bir gecikme fındığın ıslanarak küflenmesine ve ürünün defolu olmasına neden olur. Bütün işi gücü bırakıp tonlarca serilmiş fındığın üstünü bilmem kaç kilo olan kat kat muşambaları çekerek kapatmanız gerekir. Bu ağır bir iş olduğu için evdeki uzuv kullanma yetisini kazanmış çoluk-çocuk herkesin bu işe el atması beklenir. Hasat mahvolursa bir yıllık emek çöpe gider. Boşa giden sadece emek değil, bir yıllık geçim kaynağı, çocukların okul masrafı ve diğer temel ihtiyaçlardır. Bu yüzden hataya yer yoktur. Sırtında sürekli doğanın kırbacını hisseden anne-babanın, abi-ablanın hataya tahammülü kalmamıştır artık. Mantık devre dışıdır, öfke o minicik çocuğa patlar. Beklenti bir an önce güçlenmesi, doğayla savaşta ailenin ordusuna katılacak yeni nefer olması, işleri hallederken tez canlı ve hatasız olmasıdır.

Bölgede 500 m2 düz bir araziye sahip olan kendini dünyanın en şanslı üreticisi hisseder. Çünkü burada adım başı insanı gıcık eden bir tepe veya engebe vardır. Fındığı yerden toplamak istersen bel ağrılarından kurtulamazsın, belin akşama doğru betona döner. Yok fındığı dalından kopararak toplayayım dersen bu defa koca dalları çekerken kovayı koyacak düzgün bir yer bulamazsın. Bazen bu kovalar öyle bir yuvarlanır ki en aşağıdan geçidin oraya kadar inip koca yama boyunca dökülen fındıkları tek tek toplaman gerekir. Bölge engebeli olduğu için bazı yerlerde doğal olarak yol da yoktur. Tekmelerle basalanarak 70-80 kg’ı bulan fındık çuvalı bazı yerlerde sırtlarda omuzlarda taşınır.

Fındık toplayan kadın işçiler zor koşullarda düşük yevmiye ile çalışıyor - Evrensel

Fındık bahçelerinin içi Amazon’un minyatür hali gibidir. Çok ilginç bir faunası ve florası vardır. Bahçe zehir saçar, oldukça allerjendir. Terle karışan toz, polen, havyan feromonları, 2 cm’yi bulabilen sivri menevcen dikenleri en kuvvetli bünyeyi bile canından bezdirir. Bahçe temizliği yapılsa bile otların tamamen yok edilmesi mümkün değildir. Fındığın her bir çotanı, her bir tanesi ise paradır, gelirdir, ihtiyaçtır. Otların arasına karışmış olan bu taneler toplanmaya çalışıldığında otun içerisine pusmuş dikenler elin yumuşak etine saplanır, parmak boğumlarına gömülür. Akşamları dikenleri toplu iğne veya tığlarla opere etme süreci başlar. Bazen günde ortalama 4-5 diken çıkarılır bazen de çıkarılamaz. Parmak yabancı cisim reaksiyonuyla şiştikçe şişer, morarır, ciddi ağrı yapar.

            Bahçeye sabah 7’de girilir. Öğlen bir saat yemek molası verilir. Akşam 6’da bahçeden çıkılır. Eve gidildikten sonra kadınların çilesi devam eder. Kirlenen kıyafetler, yapılması gereken yemekler derken saat bilmem kaçı bulur. Kadınlar sabah daha da erken kalkar. Bahçeye gidecek yiyeceklerin önceden hazırlanması gerekir. Asırlar önce erkeğe daha fazla yüklenen ağır iş tanımı (çuval taşıma vb…) erkeğin daha fazla eziliyor gibi görünmesine gerçekte ise kadının belli bir görev-sorumluluk tanımının olmamasına ve kısacası kadından her şeyin beklenilmesine yol açmıştır.

Karadeniz'de serin bir nefes - Yaşam Haberleri

Fındık işi elle tek tek toplandığı için çocuk işçilik doğal olarak bölgede yaygındır. Sekizine-dokuzuna giren çocuk otomatik olarak burada askere alınır cepheye gönderilir. Fındığın ne zaman biteceği ayrı bir belirsizliktir. Ağustos sonu kara yağmurlarına teslim olmamak, fındığı nemlendirmemek yardımcı işçinin alınıp alınmayacağı, maliyet yükü ile potansiyel zarar unsurları arasında dengeli bir strateji izlemek kritiktir. Ancak gün içerisinde yorulan bünye için bahçede çoluk-çocuk, kaynana-gelin  kavga etmekten daha güzel bir strateji olamaz. Anlık rahatlama ertesi gün yeniden bahçeye gitme devamlılığını sağlamaktadır. Zaten küçük çocukluktan beri yüksek sesli tartışmalara, bağrışlara çağrışlara bünye bağışıktır, etkilenmez. Kavgalar olsa bile akşam olduğunda insanlar eve beraber kol kola gider.

Boztepe: Ordu'nun Seyir Terası - Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu

            Bölgede yerleşimler birbine uzaktır. Dağların tepesinde evler vardır. Burada insanlar evlerini kendileri yaparlar. Başka bir eve gitmek için veya dağdan odun, yük getirmek için kendi teleferik sistemlerini kurarlar. Doğanın sürprizleri bitmediği için sızlanmaya zaman da yoktur olanak da. Eğer bunu yapamazsan doğa seni elimine edecektir. Bundan dolayı ileri düzeyde sorun çözme becerisi ve yaratıcılık, refleks olarak küçük yaştan itibaren bünyeye yerleşir. Fiziksel dayanıklılık, inatçılık, kavgacılık, tez canlı olma, anlık parlama, organizasyon kabiliyeti, yaratıcılık bunu belirleyen doğanın ta kendisidir.

Ünye Gezi Rehberi - Ünye Gezisi Öncesi Bilmeniz Gereken Her Şey

Karadeniz insanı doğayla savaşarak büyür; yağmura kızar, hakaret eder ama ondan vazgeçmez, onu bereket ,rahmet olarak görür.. Çünkü bilir: her damla, hayatta kalmanın bir sınavıdır. Bu topraklarda doğan çocuklar ağlarken değil, düşerken güçlenir. Fırtınalarla büyüyenlerdir en sağlam kökleri olanlar. Coğrafya belki zor bir öğretmendir ama iyi öğrencilere daima karakter verir.

About The Author

5 thoughts on “Karadeniz’in İnsanını Anlamak Doğasını Okumaktan Geçer

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir