Bizim Sevincimiz
O bizim sevincimizdi. Melek oldu, zaten bir melekti.
Çocukluk arkadaşım Sevinç…
Maalesef doğuştan kalp hastasıydı. Kalp hastasıydı ama fiziksel ve manevi olarak kusursuz bir kalbi vardı. Öyle güzel, öyle temiz, öyle sevgi dolu bir kalpti ki onun yanında insan kötülüğün varlığını bile unutabilirdi.
İlkokuldan üniversiteye kadar aynı sınıfta okumuştuk. Onu tanıyan herkeste iyi bir iz bırakırdı. Dile kolay, tam 23 yıllık arkadaşımdı. Birbirimizin en mutlu, en hüzünlü günlerinde birlikteydik. Omuz omuza, yan yana… Evlenirken nikah şahidim, hüzünlerimde en büyük dayanağım.
Birlikte büyümüştük. Çocukluktan gençliğe, gençlikten yetişkinliğe uzanan yolculuğumuzda
hayat değişmiş, yıllar geçmiş ama arkadaşlığımız değişmemişti.
Bazı insanlar vardır, hayatınıza yalnızca girmezler; hayatınızın bir parçası olurlar. Onları düşündüğünüzde tek bir anıyı değil, koca bir ömrün sayfalarını çevirirsiniz. İşte Sevinç benim için böyle bir insandı.
Onunla geçen yılları düşündüğümde aklıma yalnızca yaşadıklarımız gelmiyor. Yaşayamadıklarımız da geliyor. Birlikte yaşlanacağımız günler, anlatacağımız yeni hikâyeler, paylaşacağımız yeni sevinçler…
İnsan çocukluk arkadaşını kaybedince yalnızca bir arkadaşını kaybetmiyor. Çocukluğunun bir parçasını, gençliğinin şahidini, geçmişine açılan kapılardan birini de kaybediyor.
Çünkü çocukluk arkadaşları başka türlüdür. Sizin kim olduğunuzu değil, kimlerden geçerek bugünkü insan olduğunuzu bilirler. Henüz hayatın yükünü omuzlarınıza almadan önceki
hâlinizi tanırlar. Çocukça sevinçlerinizi, küçük kırgınlıklarınızı, büyük hayallerinizi hatırlarlar.
Sevinç de benim hayatımın şahidiydi.

Adı Sevinç’ti. Sanki dünyaya geliş amacı da adı gibi insanların hayatına sevinç katmaktı. Kalbi yoruluyordu belki ama sevgisi hiç yorulmuyordu.
Hayat bazen insana anlamakta zorlandığı acılar yaşatıyor. İyi insanların neden bu kadar erken gittiğini, bazı hikâyelerin neden yarım kaldığını sorguluyor insan. Cevabını bulamadığı sorularla baş başa kalıyor.
Ama zamanla şunu anlıyor: Bazı insanların ömrü kısa olabilir, fakat bıraktıkları sevginin ömrü kendilerinden çok daha uzundur.
Şimdi hep bir yerlerde Sevinç’e rastlıyorum. Bir okul sırasında, eski bir fotoğrafta, unutulmuş bir anıda, ansızın aklıma gelen bir gülüşte, mutlulukta, hüzünde…Bazı arkadaşlıkların devam etmesi için iki kişinin de aynı dünyada olması gerekmiyor…
Sevinç bana insanların kalplerinde yaşayabilmenin, dünyada uzun yıllar yaşamaktan farklı bir anlamı olduğunu öğretti.
O benim çocukluk arkadaşımdı. Gençlik arkadaşımdı, üniversite yıllarımdı. Sırdaşımdı. Hayatımın unutulmayacak insanlarından biriydi.
İyi ki hayatımızdan geçtin Sevinç.
İyi ki seninle 23 yıl boyunca aynı hikâyenin içinde yer aldık.
Ve iyi ki seni tanıdık, güzel kalpli arkadaşım…
Bazı vedalar bir hikâyenin sonu değildir. Sevginin hatıralarda yaşamaya başladığı yerdir.
Bizim Sevinç’imiz, hep bizimle…