Yıldırım Akar
Ne kadar çok sevinmişti iki ay önce oğlu doğduğunda Rüzgâr Bey. Tıpkı babası Bulut Bey’in kendisinin doğduğu gün gibi. Bütün köye adeta ziyafet verecek kadar.
Günler yağmur hızıyla akıp giderken Rüzgâr Bey’in adını Yıldırım koyduğu oğlu da tıpkı soyadları misali günler gibi hızlı bir biçimde aktı gitti. Yerinde duramayan yılkı atlar örneği Yıldırım Akar’da dağ taş köyde gezmedik yer bırakmadı dedesi Bulut Bey gibi.
Annesi Nehir Hanım gibi anaç olan Yıldırım dokunduğu yere bolluk bereket, zenginlik getiriyordu. Köyde boş kalan nadasa bırakılan alanları gücü kuvvetiyle ekiyor, biçiyor üretime dönüştürüyordu. Çalılık alanlarda ki yabancıl otları ayıklıyor, yabani ağaçları aşılıyor, su bentlerini onarıyor, yeni yeni aletler kullanarak adeta köylüye örnek teşkil ediyordu.
Sadece tarımla uğraşmıyor, babasının hayvanlarına bakıyor, onları geniş meralarda otlatıyor, hayvan cinslerinin et-süt verimi bakımından iyi olması için gayret gösteriyordu. Onları bin bir çeşit çiçek ve otun yetiştiği yaylalara götürüyor orada buz gibi tertemiz kirlenmemiş doğal sulardan hayvanlarına içiriyor, hatta onların zevkle otlamaları için dedesi Bulut Bey’den yadigar olarak kalan kavalı ve sazıyla içli türküler, nağmeler söylüyor, onları şenlendiriyordu. Mavi gökler altında, engin ovalarda, dumanlı yaylalarda günü gün ederek mutlu mesut yaşayıp gidiyordu.

Dedik ya! Günler yağmur, rüzgâr, fırtına, kar boran hızıyla gelip geçerken Yıldırım Akar’da boş durmuyordu, askere gidip gelmiş, babasından kalan tarlalarla yetinmiyor komşusu Kasım Bey’den aldığı taşlı tarlayı adam etmeye çalışıyordu.
Gerçekten taşlı tarla adı gibi taşlıydı, Yıldırım Akar zamanının çoğunu buraya veriyordu, uğraşıyordu, didiniyordu. Elleri patlayıncaya, çatlayıncaya kadar. Hatta bazı köylüler, tanıdıklar;
-O kadar para verilir mi bu kıraç, çorak taşlı tarlaya?
-Adamda fizik gövde güç var ama beyin akıl yok ne yazık ki,
-Beyhude çaba, yazık verilen emeğe,
-Yazık, yazık o kadar para verilir mi kandırmışlar bunu?
-Adamın işi yok da kendisine iş buldu uğraşsın boşa,
Vs.vs.
Bazı insanlarda, yapılan emeğin boşa gitmeyeceğini söyledikleri gibi acıma hissiyle de olsa Yıldırım Akar’a hak veriyorlardı. Hatta onu gördüklerinde;
-Maşallah oğlum! Seni tebrik ederiz Ali Bey’in atını bile terk ettiği yeri dahi adam edeceksin,
-“Tarlanın taşlısı, kadının saçlısı” derler eskiler o taşlarda ne mineraller, ne kuvvetler vardır. Devam et seni takdir ediyoruz.
-Adam, köye örnek oldu, çalışmasıyla, bazıları boşa dedikodu yapıyorlar.
-Hiçbir emek zayii olmaz, Allah bereketini verir, kim neyi talep eder, gayret gösterirse Allah’ta ona bereketini, karşılığını fazlasıyla verir yeğenim!
Vs.vs.

Kim ne derse desin Yıldırım Akar, bir iki yılda kıraç, çorak araziyi İrem bağı demeyim ama yemyeşil bir vahaya çevirmeyi başardı. Tarlasındaki ağaçların dallarında kuşlar örterken, toprağından ise yediverenler fışkırıyordu.
Kim Yıldırım Akar’ı ararsa o mutlaka gece gündüz taşlı tarlada pardon Yıldırım Akar’ın “Yalancı Dünya Cenneti” dediği tarlasında buluyordu. Keşke gün yirmi dört saat olmasaydı da daha çok olsaydı da Yıldırım arazisinde daha çok kalsaydı düşüncesindeydi.
-Günler mi kısaldı yoksa zaman mı bana yetmiyor. Ne tez akşam oldu arkadaş? Der dururdu.
Bir gün müthiş bir fırtına ile birlikte bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyordu. Şimşekler çakıyor, yıldırımlar akıyordu. Sis, duman, seller sular ne ararsan sanki gök yarılmış da yere boşalıyordu.
Yıldırım’ın hanımı Derya hanımın bütün ısrarına rağmen Yıldırım Bey tarlasına gitmek istiyordu. Derya Hanım;
-Adam, ne olursun, biraz yağmur dinsin, azıcık hava açsın, sular seller çekilsin gidersin tarlaya, bunun vahşi hayvanı olur vs.
-Benim adım Yıldırım Akar bilmiyor musun? Yıldırım gibi akarım, vahşi hayvan olsa ne yazar? Belimde on dörtlü tabancam var şimşek gibi çakarım.
-Biliyorum, hızlısın, güçlüsün vs. Ama karşıda ki tabiatta çok güçlü, bir başına ne yapabilirsin ki,
-Yeter hanım, anladım, çocuk değilim, dedem Bulut Bey’in mezarından çıkacağını bilsem dahi ben o tarlaya gideceğim.

Yıldırım Akar taşlı tarlaya vardığında ondan daha hızlı olan yıldırım O’nun belindeki on dörtlüye daha hızlı olarak akmıştı bile. Yıldırımdan daha hızlı olan ilahi yıldırım akarak Yıldırım’ın belindeki ön dörtlüyü daha hızlı sürede kömüre dönüştürmüştü bile taşlı tarlada,