b81bf523-6a36-41d3-8f7a-5397817990ee

“Vurun abalıya” misali, önüne gelen dine, imana ve imama saldırıyor. Elifi görse mertek sanan kara cahilinden tutun da İslam’dan bihaber olanına, hatta İslam’ı bildiğini sanıp alim geçinenine kadar herkes konuşuyor:

  • “İmamlar boş boş yatıyor, yaptıkları ne ki?”
  • “Kimseyi camiye getiremiyorlar.”
  • “İmama kızdım, camiye gitmiyorum.”
  • “Yok canım, hepsi camide siyaset yapıyor.”
  • “Cami yapana kadar okul yapsalardı ya!”
  • “İmamlar dünyaya tapmış gibi, gözleri doymuyor.”

…Daha neler neler!

Muş'ta, 12 bin kişilik İmam-ı Şafi Camisi ibadete açıldı! | Gündem, Muş  Haber

A be kardeşim! Meyhaneci veya kafeci seni daima mekanına mı davet ediyor da her gün oralara müdavim oluyorsun? İmam seni camiiye çağırmıyormuş. Sekiz saatlik mesainin çoğunu dedikoduyla, gıybetle ve devlet aleyhine lüzumsuz laflarla geçiriyorsun; bunu görmüyorsun da 7/24 camiyi bekleyen adama laf ediyorsun.

Ne bayramı var ne seyranı… Bir ATM gibi camiye sahip çıkıp ezan okuyor, günde beş vakit seni ibadete davet ediyor. Ama sen camiye gelmiyorsun. Yok efendim, “İmama kızdım da camiye gitmiyorum” diyorsun. Patrona veya müdüre kızdığında işe de gitme bakalım, diyebiliyor musun?

“Efendim, camiler boşmuş…” İyi ya, gel de sen doldur o zaman! Stadyumlar da maç günleri dışında boş ama para vererek oraya koşuyorsun. “İmam az çalışıyor” diyorsun, sen çok mu çalışıyorsun? Her gün sabahın köründe kalk da bir bakayım senin yiğitliğine!

“Efendim, cami çokmuş…” Sana ne? Babanın parasıyla mı yapıldı? Allah rızası için hayırseverlerin içinden gelen yardımlarla yapıldı; kimseden zorla beş kuruş mu alındı? Meyhanede, kafede çok niye ona ötmüyorsun.

Elinden gelse imamları öldüreceksin. Sen mi veriyorsun maaşını? “Efendim, devlet veriyor” diyorsun; devlet sana da bir bahaneyle veriyor. Arkadaş; bu ülkenin imama da öğretmene de memura da köylüye de kentliye de ihtiyacı var. Ama bu ülkenin devlet hainine, din düşmanına, örfe, adete, geleneğe ve göreneğe düşman olan soysuza ihtiyacı yok!

“İmam ne iş yapıyor ki canım?” diyorsun ya, sayayım:

Yalova Merkez Camii'nde Hafızlık İcazet Sevinci: 60 Hafız Dualarla Belge  Aldı - Yalova Haberleri | Yalova Sancak Haber

  • Doğumdan ölüme kadar, insanların en mutlu ve en acı günlerinde onların manevi ruh terapisini yapıyor.
  • Senin huzurevlerine veya bakım yurtlarına attığın anne babanın vefatında ya da hastalığında dini vecibelerini yerine getiriyor.
  • Sen geceleri tatlı ayyaş uykuna kıyamazken, o sabahın köründe camiyi açıp beş vakit kesintisiz ezan okuyor.
  • Senin korkup kaçtığın, hatta bir “başsağlığı” bile dilemediğin konu komşunun cenazesinde İslami vecibeleri uyguluyor.
  • Yaz kış demeden, 7/24 caminin temizliğinden, bakımından ve korunmasından sorumlu oluyor; gelenleri adabınca karşılıyor.

Daha pek çok şey sayabilirim ama bu kafayı değiştirmediğin sürece, bir gün sen de o imamın eline düşeceksin, o zaman anyayı Konyayı daha iyi öğrenirsin.

Şimdi bana, “Bunları iyi güzel ifade ediyorsun, yazıyorsun, savunuyorsun da sen imam mısın?” diyeceksiniz. “İmam” kelimesini önde bulunan, önder ve lider anlamında ele alırsak, elbette her Müslüman gerektiğinde dininin imamıdır. Resmi olarak imamlık yapmadım ama gerektiğinde seve seve yaparım.

O sakat düşüncenle imamı öldür ama hakkını yeme! Tilki, uzanamadığı üzüme “koruk” dermiş. Yapamayacağın bir işin bari hakkını teslim et. İki lafı bir araya getiremeyen çoğu insan, “İmam ne iş yapıyor ki?” der.

İmam Hatip Lisesi son sınıftaydım. Hitabet dersinin uygulaması çerçevesinde, şehrin en kalabalık camilerinden birinde cuma namazı kıldırıp hutbe okumam gerekiyordu. Hocamız gerekli bilgileri verdi, hutbe metnini defalarca okudum, hatta camide boş vakitlerde tatbikat yaptım. Belirlenen gün ilgili camiye gittim.

Hutbe okumak için minbere çıktığımda ayaklarım zıngır zıngır titriyordu. İki üç metrelik o yüksek minberden aşağıya bakınca, sandım ki bütün cemaatin gözleri fal taşı gibi açılmış bana bakıyor. “Ağzımdan ne çıkacak?” diye ödüm kopuyordu. Mihraba geçip cumanın farzını kıldırırken ne okudum, nasıl okudum inanın hiç hatırlamıyorum; sanki farklı bir alemdeydim. Yüzlerce insanın vebalini üzerime yüklenmiş gibi hissettim. Bir hata yaparım diye içim titriyordu. Korkudan kıpkırmızı olup, sırtımdaki ter nerdeyse cüppeden çıkacak hale gelmişti.

Allah’ım, bu ne ağır bir imtihan! Düşünsenize, Allah’ın Resul’ünün vekili konumundasınız. Aman Yarabbi; sen gücümüzün yetmediği yükü bize yükleme. Ne şerefli, ne ağır bir yük!

Anladım ki, bu şerefli makam, dünyanın vebali en ağır ve sorumluğu en yüksek yeridir. Rabbim hakkıyla bu görevi yerine getirenlerden ebediyen razı olsun dostlar.

 

About The Author

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir