Gün Doğarken Gün Batımı BORGES BORGES Adem TURAN’ın Kitabının İncelenmesi
Şair- Yazar Adem Turan’ın Çıra edebiyat Yayınları’ndan çıkan şiir kitabı: Borges Borges
Şairin hayat hikayesine kısaca baktıktan sonra kitabın tahliline geçelim. Şair 1960’ta Çanakkale – Biga’da doğdu. İlk ve Orta öğrenimini Biga’da, Üniversiteyi ise Bursa’da okudu. İlk ürünlerini Bursa’dayken vermeye başladı ve bu ürünler, Yenidevir gazetesi ile Bursa Sanat- Edebiyat dergisinde yayınlandı. Bir dönem, Bursa Marmara gazetesinde Yazı İşleri Müdürlüğü yaptı. Şiir ve yazıları, 1982 yılından itibaren Yönelişler, Mavera, Yedi İklim, Bursa Sanat-Edebiyat, Kayıtlar, İkindi Yazıları, İpek Dili, Düş Çınarı, Ay Vakti, Sühan, Mor Taka, Lamure, Bir Nokta, Kuşluk Vakti, Edep, Türk Dili, İtibar gibi dergilerde yayınlandı / yayınlanıyor.
Türk şiirinde güçlü bir ses olma yolunda emin adımlarla yürüyen şair son dönemde tematik şiirlere ‘Mesel ‘şiiri ile başlayan şair sonra ‘taş’ şiirini yazarak devam ederken Daha sonra Arjantinli yazar Luis Borges’le ilgili ‘Borges Borges’ adında bir kitap yazar. Ardından İrlanda’nın milli şairi James Clarenca Mangan’la ilgili ‘Mangan Mangan’ isimli şiir kitabı geldi şairden. Bizden de bir şeyler olsun diyerek ‘Hafız Hafız doğunun kandili’ kitabı ile üçlemeyi tamamladı
Bu yazımızda Borges Borges kitabını ele almaya çalışacağız.
Öncelikle Borges’in hayatına kısaca bakalım. Kimdir Borges:
Jorge Luis Borges (24 Ağustos 1899, Buenos Aires/Arjantin- 14 Haziran 1986, Cenevre/İsviçre), Arjantin tarihinde önemli yeri olan İngiliz asıllı bir aileden geliyordu. I. Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde (1914) ailesiyle Cenevre’ye göçtü. 1919’da buradan ayrılarak Mayorka ve İspanya’da birer yıl kaldı. 1921’de Buenos Aires’e döndükten sonra doğduğu şehri bir anlamda yeniden keşfetti. 1938’de dokuz yıl boyunca çalışacağı kütüphane memurluğuna başladı.1946’da Juan Peron’un iktidara gelişiyle, kütüphanedeki işinden atıldı. 1955’de Peron devrilince Arjantin Ulusal Kütüphanesi Müdürlüğü’ne getirildi. Aynı sıralarda Buenos Aires Üniversitesi’nde İngiliz ve Amerikan edebiyatı profesörlüğüne başladı. Kalıtımdan gelen bir hastalık nedeniyle 1920’den beri görme bozukluğu çeken Borges bu yıllarda görme yeteneğini bütünüyle kaybetti. 1961’de Samuel Beckett’le birlikte Formentor Ödülü’nü kazandı.

1955 yılında Arjantin Ulusal Kütüphanesi Müdürlüğü’ne getirildiğinde en büyük hayali gerçekleşmiş olur Borges’in. Fakat genetik bir rahatsızlık sebebiyle görme yetisini tamamen kaybeder. “Bana aynı anda hem 800 bin kitabı hem de karanlığı veren Tanrı’nın muhteşem ironisi” diyerek teslimiyetle tanımlar durumunu. Tam bir teslimiyeti yaşar Borges. Görme yetisini kaybetmiştir belki ama vicdani ve duygusu ön planda yer edinerek insanların dertleri ile dertlenmeyi yeğler kalan hayatı boyunca. Dünyada yaşanan iki yüzlülüğü ve çaresizliğin insanın kaderi olmadığını da. İnsanların insanlara hükmetme eğiliminde olduğunu bunun da utanç verici bir durum olduğunu yaşattığı karakterlerle dile getirir.
Şair Adem Turan Borges’in hayat hikayesini mısralara dökerken yaşadığı yoğun duygusal atmosferi sözcüklere emanet ederek kitabın sayfalarına nakşeder.
Kitabı iki bölüme ayıran şair gün doğarken bölümüne on dokuz şiir, ikinci bölüm olan gün batımı kısmına ise bir şiir almış. Toplam yirmi şiirden oluşan Borges Borges kitabı şair Adem Turan’ın bu serideki ilk kitabı.
Borges’in yaşamından pasajlar sunan Şair Adem Turan, Borges’in duygularını adeta yaşayarak/yaşatarak aktarır bize.
Borges’in annesinden bahseden dizeleri tüm annelerin çocukları için katlandığı türden duygular:

Kitaplar okurmuş annesi Borges’e
(…)
Kırk merdiven çıkıp her gün
Ateşler içindeki oğluna
Masallar anlatırmış göğe bakarak
(…)
Çocuk ve gül kokusuyla dopdolu
İşte hep böyledir yüreği annelerin… (s.11)
Borges’in karanlık dünyasına vurgu yapılırken bütün çocukları adıyla bildiğini ve yine ezbere bilirmiş tüm ağaçların adlarını ve karanlık dünyasındaki rengin sarı olduğunu da yine şairin mısralarından vakıf oluyoruz.
Derin duygulara dalıyoruz. Anlamaya çalışıyoruz. Bir taşı bir taşın üzerine bina ederken. Ya da bir sözü bir cümleye bağlarken. Karanlık bir dünyada olumlu bir yaşamın ayak izlerini de görüyoruz peşi sıra.
Ve kedilerinin varlığından haberdar oluyoruz; Borges’in yol arkadaşı/arkadaşları olarak:
Önceleri bir kedisi varmış üstadın
Sonradan iki olmuş, nereden çıkıp geldiyse (s.13)
Sahip olduğu kitaplarının sayısal çokluğunu ve yazım dillerinin varlığına da vurgu yapar. Ve sözcüklerden hayat hikayeleri inşa ettiğinden dem vurur satırlarında
Dört dildenmiş üstadın kitapları, zorluymuş!
Çetrefilli ve kafa karıştıran şeylermiş;
Labirentinde dolaşıp gün boyu
Fantastik olanları sonradan
Kendisi eklermiş
Kimselere görünmeden (s.14)
(…)
Dünyanın dört bir yanındanmış üstadın kitapları
Her birinde kendisinden bir şeyler saklarmış. (s.15)
Kitap sayfalarında ilerledikçe Borges’in yaşamından kareler ve önemli olayların resmedildiği duygu yüklü mısralarla baş başa kalıyorsunuz: kedilerinden düşlerine, renklerinden kederine kadar. Rüyalarından bastonuna kadar hayatındaki nirengi noktalarına vakıf oluyorsunuz. Sevinçleri ile seviniyor üzüntüsü ile üzülüyorsunuz.
Şair Borges’in bastonundan bahsederken:
Bütün zamanlara bastonu ile yürürmüş Borges
Karanlığını onunla paylaşırmış her adımda
…
Tek dostunun bastonu olduğunu anlar
Sımsıkı basarmış onu bağrına. (s.28)
Kitaptan tadımlık mısralardan sonra sizleri kitapla baş başa bırakmak istiyorum. Kitabı okudukça Borges’in hayatını, yaşamındaki dinamiklerini anlar duygularına tercüman olur geleceğe yelken açar, şairin şu tespitinin hakkını teslim edersiniz:
Aslında birbirine bağlıymış üstadın düşleri
Bir zincirin halkaları gibi iç içe
Her halkanın içinden hızla geçip
Upuzun yolculuklara çıkarmış geceler. (s.16)
Borges Borges, Adem Turan, Çıra yayınları, İstanbul 2025



Çok güzel emeğinize sağlık bir kitabı tanıyıp güzel pasajlar okudum. Teşekkür ederim.