Yağmur Yağdı Geceye
Bilinmeze, yalnız gidilmeliydi.
Öyle yaptım.
Sensiz geçtim köprülerden, tünellerden. Kurumuş derelerden, giysisiz tepelerden, ormanlardan, göllerden sensiz geçtim.
Bir başıma baktım gökyüzüne.
Sen, orada kaldın. Gözlerin benimle geldiler. Başka her şey, geride kaldı.
Belirsizliği sorguluyorum. Belirsizlik, insanı dinçleştirmiyor.
Tek dilde bile hakkını veremedikten sonra, on beş dilde sevgi sözcüğü öğrenmenin anlamının olup olmadığını sorguluyorum.
Şaşkınım ve ağrılıyım.

Şoför koltuğuna ilk kez oturmuş gibi… Dönemeci alamayıp savrulmuş gibi…
Yağmur yağıyor geceye. Şimdi sen gündemdesin.
Gözlerini kaçırma, yüreğim acır!
Şunu diyorum: Mutluluğun rengi, hep beyaz olmuyor.
Sabrını iyi ayarla. Temiz tut yüreğini. Günlerdir kar yağan o şehirde, yalnızlığa kapılma.
Bir yerlere gittiğimi, bir yerlerden geldiğimi bilmesen de hissedersin. Kiracısısın sanıyordum; hak sahibiymişsin gönlümün. Yılların ve yolların uzaklığı, öldürmüyormuş sevgiyi. Kaygıların son bulsun. Her hatırlayışında, hatırlandığını bilmelisin. Her çağrı okunuşunda, dilek tutan gönüldeşim. Bütün notaları arınmış bir bestenin, sus imlerinde düşün beni.
Güçlü olmak, yenilmemek. Biliyorum, hep bu masalı söylerim. Şimdi yenilmek istiyorum. Sana “Hoşça kal!” dediğimde, kavuşmak gizliymiş o sözde.
En çok, yağmurlarda bekle beni.
Güzelim toprak kokusu yayılırken evrene, ışıklanırken ağaçların yıkanmış yaprakları; bahar çiçekleriyle dolu bir ağaçtan birden fırlayan serçelerle birlikte, ıslanmış ve üşümüş geleceğim.
Yağmur yağdı geceye. Erken sardı hasretin.
Şimdi sen gündemdesin.