Milli Profil Evrensel Perspektif
Milli profil evrensel perspektife sahip olmayan nice toplumlar tarihin küflü sayfalarında kaybolup gitmişlerdir. Bunun detaylarına girmeyeceğim. Mili profile sahip olmayan insan kitleleri kendi ülkesini, milletini değil öncelikli olarak egosunun peşinde koşar. Hiçbir değer yargısını taşımayan bu zümre nefsani davranışlarda bulunabileceği gibi vatan savunmasında vs geri durur. Şimdi öncelikle milli, bilinç hakkında öz bir bilgiye bakalım: Milli bilinç milletin ortak geçmişi ve değerleri üzerine sahip olduğu farkındalıktır. Millî bilinç, milletin birliğini, bağımsızlığını ve vatan sevgisini canlı tutar. Millî bilinç tarih, kültür ve ortak değerlerle korunur.

Kazanılma Yolları
- Millî bilinç tarih ve kültürel mirası öğrenmekle kazanılır
- Eğitim sistemi millî bilinç kazandırmada önemli rol oynar.
- Aileler ve toplum millî bilinci gelecek nesillere aktarmada etkilidir.
Temel Unsurlar
- Vatan sevgisi, bağımsızlık, millî ve dini değerler millî bilincin temel taşlarıdır.
- Cesaret, dayanışma ve kahramanlık millî bilincin güçlenmesini sağlar.
- Fedakârlık, milletin birliği için kişisel menfaatlerden vazgeçmeyi gerektirir.
Sosyal bilimlerde kimlik kavramı, bireyin kendisini belirli bir toplumsal yapı, kültür ve değerler sistemi içerisinde tanımlamasıyla açıklanır. Bu bağlamda milli kimlik, bir toplumu oluşturan bireylerin ortak tarih, kültür, dil ve ülkü temelinde geliştirdikleri aidiyet duygusunun kurumsallaşmış ifadesidir. Milli kimlik, sadece bireysel bir “benlik” algısı değil; aynı zamanda kolektif bir “biz” bilincinin inşasında temel parametredir.
Türkiye özelinde bakıldığında, son yıllarda Türk milli kimliğinin çeşitli yollarla aşındırılmaya çalışıldığı gözlemlenmektedir. Kavramların içinin boşaltılması, kültürel yabancılaşma süreçleri, tarihsel hafızanın zayıflatılması
Milli bilinç ve milli benlik bir milleti millet yapan şeyin kendisidir. Nasıl ki bir kapının açılması için onu açacak doğru anahtara ihtiyaç varsa bir vatanında ardında doğru bir millet bulunması gerekir. Doğru bir millet için de milli bilinç ve milli benliği gelişmiş bir halk olmalıdır.
Öyle ki milli bilinç vatana bilinçli bir şekilde yani ne yaptığını bilerek bağlı olmaktır. Kişinin milli bilincini yansıtması yapacağı şeylerin vatana iyi yönde katkıda bulunması olarak kabul edilebilir. Nasıl ki birçok savaşa savaşmak için gidenlerin herhangi bir zorunluluk olmadan vatan ve milletin birliği, beraberliği ve savunulması için gidebilmeleri milli bilincin o kişilerde olmasını gerektirmektedir. Nasıl ki Çanakkale savaşının olduğu yılda bazı liselerin mezun verememiş olması halkın okumamaya yöneldiğini göstermez. Tam aksine halkın milli bilincinin gelişmiş olduğunu ve bir sürü gencin savaşta vatanı için şehit düştüğünü gözler önüne serer. İşte bu ve bunun gibi birçok örnek milli bilincin milletimizin içine yerleşmiş olduğunu gösterir. Millî benlik ise milli değerlere sahip çıkılmasıdır. Örneğin bayrak ve vatanı canı pahasına korumaktır.15 Temmuzda bir sürü gencin tankların önüne yatması da bombaların altına siper olması da milletimizin milli benlik duygusuna fazlasıyla sahip olduğunu kanıtlayan güzel bir örnektir.
Şimdi senin kalbinde hâlâ içini tırmalayan milli bilinç ve milli benlik duyguların tam anlamıyla oluşmamışsa ve ya hâlâ kendinde vatana hayırlı olma kaygının eksik olduğunu düşünüyorsan işte şimdi gözündeki perdeyi kaldırmanın tam zamanı. Başını kaldır da etrafına bak. Ağa beyin hatta yeğenin yaşındakiler Afrin’ de, geçmişte Çanakkale’de,15 Temmuzlarda ve daha nice günlerde bir şeyin peşinde koşuyorlarsa, bir şey uğrunda can veriyorlarsa bir amaçları var demektir. EY GENÇ AÇ KALBİNİ ve bu amacın farkına var. Öyleyse şimdi ayağa kalk ve kendine sor. Ayakların yere tam basıyor mu? Başın Rabbinin önünde huzurla eğiliyor mu? Cevabın evet öyle değil mi? O zaman şunu bil ki her milli başarının ve vatanın ardında milli bilinç ve milli benlik var. Lakin hâlâ bu duygulara tam anlamıyla sahip olmadığını düşünüyorsan geçmişine bak, toprakta yatan nice şehitlere bak, çünkü milli bilinç ve milli benlik yani aradığın şeyler tam olarak orada. Ben sana şuan milli bilinç ve milli benliğin adresini verdim. Yani sana vatanın ardında bir vatandaş, ülkenin ardında bir millet olmanın anahtarını koydum eline. Şen sen ol ki bu adresi ve anahtarı canın pahasına koru. Çünkü onlar senin geçmişin, geleceğin ve en önemlisi şimdinin özü burada yatmaktadır.
Gelelim evrensel perspektife; içimize kapanmak yerine dünyaya açılmak dünyayla rekabet etmek zorundayız. Her şey ve herkes kıymetlidir. Her olan olay içinde hediyeler ve sırlar barındırır. Dikkatle bakmak, olana dışarıdan nötr bir noktadan bakabilmek, bu hediyeleri fark etmemizi sağlar. Ve bu hediyeler değerlidir. Çünkü hayat ve içindeki tüm olguları; bizler, hepimiz değerliyiz. Herkesin canı, malı, ırzı ve içsel değerli kıymetlidir.
Kendi değerimizi, olanların değerini idrak edeceğimiz, yolculuğumuza ve yolumuza çıkanlara daha meraklı, açık ve şefkatli bakabileceğimiz bir bakış açısı her şeyi değiştirir, anda anında
Her şart ve durum altında Müslümanlar birey ve toplum olarak kendilerine olan güvenlerini korumalıdırlar. Kur’ an inanan insanın kendine güvenini oluşturmaya çalışırken, havada kalan ütopik bir güvenden hareket etmiyor. Ayağı yere basan ve gerçekleşmesi insan gücünün üstünde olmayan dolaysıyla gerçekleşebilme oranı çok yüksek olan bir salih kullar egemenliğinden bahseder. Hristiyan düşüncesindeki ‘Milenarizm’ (gelecekte kurulacak olan bin yıllık krallık) gibi hayal ürünü olan ve sadece insanları motive etmekte kullanılan bir ütopyadan bahsetmez.
İnsanlar, sosyal varlıklardır, yalnız başlarına yaşayamazlar, beraber yaşamaya ihtiyaçları vardır. İnsanların beraber yaşarken, birbirlerine güvenmeleri, mutlu ve huzurlu bir hayatı sürdürebilmeleri için, aralarında sosyal bir adaletin oluşması gerekmektedir. Mağdur olduklarını, haksızlığa uğradıklarını düşünen insanların toplumda sağlıklı bir hayat sürdürmeleri, kendilerini mutlu ve huzurlu hissetmeleri mümkün değildir. Onun için insanların tabii haklarını koruyacak ve sosyal adaleti sağlayacak ilke ve müeyyidelere ihtiyaç hissedilmektedir. Bu nedenle bütün inanç sistemlerinde ve konulan kanunlarda bu konuya önem verilmektedir. Haliyle Kur’ân ve onun açıklaması durumunda bulunan peygamber sünnetinde bu hususta çok ciddi uyarılar yer almaktadır. Bütün mukaddes kitaplarda ve bütün peygamberlerin tebliğlerinde bütün insanların tabiî haklarının korunması ana gaye olarak kabul edilmektedir.
Milli bilinç ve şuurla donanımlı olurken dünyayı kucaklayan bir bakış açısına sahip olmak zorundayız. Kendi değerlerimize sahip çıkarken dünyanın hangi köşesinde olursa olsun insan hakkına ve hukukuna riayet eymek zorundayız. Milli değerlerimizi nirengi noktası eden pergelimizin bir ucu özümüzde olurken pergelin diğer ucu dünyanın tüm mekânını kucaklayan bir açıya sahip çıkmalı.
İnsanlığın ortak değerlerine sahip çıkarken kendi özümüzden uzaklaşmadan yeni değerlerin oluşumuna katkıda bulunmalıyız. Gecemizi gündüzümüze katıp, iyi bir insan olarak insanlık âlemine hizmet etmeliyiz.
Özetle, yaratılmışların en değerlisi olan bizler, kendi milli manevi değerlerimizi koruyup, kollarken başkalarının kutsallarına hakaret etmeden insan hakları çerçevesinde saygı gösterip hakkına riayet etmeliyiz. Evrenselliği kucaklarken kendi öz değerlerimizden uzaklaşmamalıyız işin özeti bu.

SEN UYURKEN GÜZELİM
Şarkın ufuklarından, güneşler doğuyordu,
Sabahı olan gece güneş işaretiyle,
Karanlık vicdanlarda zulmeti boğuyordu,
Özlemin ince hattı sabır maharetiyle,
Vuslatın endeksinde yürekler soğuyordu,
Sen uyurken güzelim, güneşler doğuyordu.
Şimalin sitaresi gönül uyanıyordu,
Dolunay geceleri, umut serinliğiyle,
Karanfil kokan sabah, adını anıyordu,
Nura açılan kapı işrak derinliğiyle,
Nurdan sürmeler çekip, semavat yanıyordu,
Sen uyurken güzelim, gönül uyanıyordu.
İstikbalin bestesi, hikmetler çalıyordu,
Paradokslar üstünde, ışık huzmeleriyle,
Billurdan damlalara muhabbet salıyordu,
Mefkûrenin ulvisi, yürek süzmeleriyle,
Mahiyet boyutuna fikirler salıyordu,
Sen uyurken güzelim, hikmetler çalıyordu.
Asudeli baharda gül seni tanıyordu,
Aşk dağları kuşatır, şeydanın figanıyla,
Karabulut üstünde, rahmet dolanıyordu,
Hicranın iğneleri beslenirken kanıyla,
Güllerin kırmızısı şafakta kanıyordu,
Sen uyurken güzelim, gül seni tanıyordu.
Edep erkân bağında akıl utanıyordu,
Yürek komplikasyonu, ateşten özleriyle,
Bir hayalin izini aşk ehli sanıyordu,
Kalbin darağacında, idamlık gözleriyle,
Şahadet şerbetine aşkını banıyordu,
Sen uyurken güzelim, akıl utanıyordu,
Gönül asumanında, yıldızlar atıyordu,
Gecesi olan sabah, kamerin mehtabıyla,
Uyanan gönülleri, Bedir kuşatıyordu,
Diriliş ordusunun ruhlara hitabıyla,
Fikir iklimlerine, sentezler katıyordu,
Sen uyurken güzelim yıldızlar atıyordu.
Tarık Torun


