Köpekkkk

Ben mutsuz bir ömür yaşıyordum. Beni daha çok düşündürense tüm bu yaşadıklarımın nedeniydi. Bu soru benim çözüm yolu aramama engel olur ve fikirlerimi allak bullak ederdi. Günahı hep kendimde arardım. Bulamazdım tabii. Benim geçip giden ömrüm acı bir teessüf dışında bir şey değildi. Gittikçe çevremdeki her şey donuyor ve beni üşütüyordu. Sanki bir yığın buz içerisine düşmüştüm, onu eritmeyeyse bir tek nefesim vardı…

Akşamları ise çok daha  fazla sıkılırdım. Tüm gün ev işleriyle uğraşıyordum. Üstelik gündüzleri evde yalnızdım. Her halde kendi kendime konuşacak değildim ki?! Akşam bastırdığındaysa artık onun eve dönmesini istemezdim.

Evcil Hayvanlar Otizmli Çocukların Sosyal Becerilerini Güçlendirebiliyor! -  Evrim Ağacı

Aynı evde topu topuna iki kişi olmamıza rağmen, insan sesi duymazdım. Akşamın gelmesini hiç sevmezdim.
Bir keresinde gece benimle kavga etti. Sonra beni evde yalnız bırakıp gitti. Ben sabaha kadar camda durup gözyaşı döktüm. O gece dışarıda çok fena rüzgâr vardı. Pencerenin altındaki kocaman söğüt ağacı az kalsın yıkılıp dökülecekti. Ben bu söğüdün rüzgâra direnmesini izliyordum. O, sanki rüzgarla savaşıyor, bazen rüzgâra kafa tutuyor, bazen de ona yenik düşüyordu. Budakları birbirine dolaşıyor, yaprakları şiddetten dökülüveriyordu. Çaresiz ağaç o taraf bu tarafa savrulup duruyordu. Sanki saçlarını yoluyordu… Ben ona bakarak düşünüyordum. Ne yapacağını düşünüyordum. Fakat yine de bir yolunu bulamıyordum. Utanıyordum. Mahcuptum. Yaşadıklarımdan kimsenin haberi yoktu. Kendimi mutluymuşum gibi gösteriyordum…

Başımın üstünde bir ağırlık hissettim. Nemli gözlerime karanlık çöküverdi. Tutsağı olduğum bu evin penceresinden bir de dışarıya bakınca sabahın alacakaranlığında sokakta bir köpek gördüm. Köpek öyle özgürdü ki…

“Rabbim, beni de köpek yap! Bana acı lütfen! Ben daha insan olarak yaşamak istemiyorum! Kurtar beni bu çileden…”

O gün Allah’a daha neler söylediğimi unutmuşum…

– Köpeğe bak, lan! Adam gibi karşıdan karşıya yeşil ışıkta geçiyor. He he he he.

Bunu söyleyen bir öğrenci çocuktu.

Bırak söylesin, o daha küçük. İnsan olarak yaşamanın zorluklarını henüz görmedi. Hem de zavallı nereden anlasın ki ben önceleri… Neyse boş ver! Ama köpek olarak yaşamak da kolay değilmiş. Seni köpek gibi hep oradan buraya, buradan oraya kovarlar. Çocuklar sana musallat olur, taş atar, uğraşırlar. Bazen saatlerce çöplükte eşelenmek zorunda olursun… Hayır, en iyisi bu konuyu açmayalım bile. Ama şunu da söyleyeyim it yerine konulan insanın durumu beterin beteri zaten… Ben o gece oturup onu bekledim. Görüntümün değiştiğinin farkındaydım tabii ki. Vücudumun güzel, kızıl renkli kadife gibi tüyle kaplandığını görüyordum. Rabbim, tüm bunlar neydi?! Ama nedense, beni bir dehşet sarıverdi!  Kendimi tam görebilmek için aynaya bakmak istiyor, fakat sakınıyor, üşeniyordum… Buradan hemen gitmek, yok olmak istiyordum. Fakat bunun için kapıyı açıp dışarıya çıkmak gerekirdi…

Bebek ve Köpeklerin İlk Tanışması: Güvenli Bir Başlangıç İçin 5 Temel Adım

O, eve döndüğünde şafak daha yeni sökmeye başlamıştı. Hava zar zor ışıklanıyordu. Zil zurna sarhoştu. Kapıyı anahtarla açıp içeriye girdi. O, hiçbir zaman kapıya vurmazdı. Sonra öfkeyle kapıyı kapatıverdi. Ama kilitlemedi. Bu ya Allah’ın işiydi ya da  onun içkili olmasından kaynaklanırdı. Ama sonuçta şans yüzüme gülmüştü. O, yatak odasına geçip üstünü çıkarmaya başladığında, ben koridora kaçtım.  O, eve gelince bana bakmazdı zaten. Bana selam bile vermek ona fazla gelirdi. Adımlarım şimdi eskisinden çok daha sessizdi doğal olarak. Ama onun korkusu canıma o kadar tak etmişti ki ben şimdi bu halimle bile onu görünce elim ayağıma dolaşıveriyordu. O evinde bir köpekle karşılaşsa, onun kim olduğunu hayatta aklının ucundan bile geçiremezdi. Sanki bunun için de bana fırça atıp azarlayacaktı! Oysa tam tersi, hatta biraz korkacaktı. Sonra da tabii ki beni arayıp bu köpeğin onun evinde ne yaptığını, nereden çıktığını soracaktı. Ama bütün bunların hiçbiri olmadı. Ben de tam söylediğim gibi, hafif ve hızlı adımlarla koridora kaçtım. Kapının kolunu dişlerimle iyice kavrayıp aşağıya çevirdim. Kapı açıldığı gibi, hızla geçip deminki gibi ben de kapıyı çarpıverdim… Al bu da sana misilleme! Kapıyı nah işte böyle de çarpmak olurmuş! Dışarıya işte böyle, aniden  atlamamla birlikte nelerle karşılacağımı bir anlığa unutup ilk olarak özgürlüğümü hissettim! Bu, bana öyle bir zevk verdi ki. Onu görünce korku ve heyecandan atan kalbim şimdi başka bir heyecana dayanamayıp yerinden fırlayacak gibi oldu. Oysa ben bir şey yapmamıştım! Meğer bütün bunları ben mi yaptım!?.. Ben sadece, dua ettim ve… Rabbim! Bütün dualar böylece kabul edilir mi?! Bütün istekleri böyle gerçekleştirmek olur muymuş? Ben hasta hayatımın iyileşmesini, sağalmasını arzulasaydım, mutlu olabilir miydim acaba? Galiba kafayı yedim… Bu benim hep dualarımda değil miydi? Ama şükür, yine buna şükür, Tanrı belki de daha beterinden korumuş. Belki de beni sınadı ki, sonraları kısmet olursa, bir daha insan olursam (duygu patlaması yaşadım sanki), insanlara söyleyeyim ki… kendinize kötü şeyler dilemeyin…

– Lan it, bastır git! İyice yayılmış bu da!

Ben ağlar gibi nce ince sızlandım . Bazen böyle de olurmuş, yapacak bir şey yok. Ama bunun da bir çaresi var; şimdi ben köpeğim ya!
Bazen öyle de olur, aynen insan gibi, kendi içime kapanıp gidiyorum. Sessiz bir köşe bulup inzivaya çekilirim. El – ayaktan uzak kalırım. Bu toplumda yaşamak canıma tak etti doğrusu. Ama hayattan da doyulmuyor, ne yazık ki. Köpek gibi yaşasan bile… İnsan olunca tasan da fazla olur. Köpeğin umurunda mı sanki? Zaten insan gibi de derdimi, içimi dökecek kimsem de yoktu. Başımı alıp ülkeden gidesim vardı. Ama gideceğim yerlerde başıma geleceklerden haberim yoktu. İşte bu yüzden tüm bunlara dayanmak zorundaydım. Bir beklentim de yoktu zaten. Hayatım şimdi yaşadıklarımdan pek farklı da değildi. Hem de o zaman sadece adım insan olarak geçerdi. Kendimse koca bir merkebin köpeğiydim. Onu da belirtelim ki hiçbir köpek merkebe köpeklik yapmak istemez. Atın yanında köpek olunabilinir ama merkebin yanında değil… Onun çalışmak ve yemek dışından başka duygusu olamaz. O, sadakatten ve dostluktan anlamaz… Kısacası, yükleyip…

– Ay, tatlı köpek bu! Evimize götürelim, ya! No’lur, anneciğim?

Ben “gülümsedim”. Moralim yükseldi. Gözlerimi memnunca kırptım. Yeryüzünde çocuk samimiyeti dışında başka bir gerçeklik var mıydı? Eh işte, tabii ki de size gitmekten çok memnun olurum, ufaklık! Beni köpek gibi alıp götürmenizi isterdim…

– Hayır, onunla istediğin zaman gelip oynaya bilirsin sadece. Burada oyna işte, eve götürmek nereden çıktı?

– Onu alırsak, ne olur ya?

Ekim Ayının En Eğlenceli Köpek ve Bebek Videoları 👶 Komik Bebekler 2018 -  YouTube

– Biz nerden bilelim ki o, kimin köpeğidir? Belki de onu arıyorlar, sahibi vardır. Bu hiç de sahipsiz köpeğe benzemiyor… Daha önce onu buralarda hiç görmedim. Sanki bir evden çıkmış… Baksana ne kadar güzel ve bakımlıdır. Kim bilir belki de sahibine karşı gelmiş, evden kovulmuş… Öyle olunca bizi de ısırır ama. Dikkatli olmamız gerek. Hep köpeğe de güvenilmez, yavrucuğum.

Doğru söylüyorsun, sevgili insan! Tam da içimden geçenleri söyleyiverdin! Ama keşke dillenip sorabilseydim: peki her bir insana nasıl, güvenmek mümkün mü?!

Maalesef! Ne yapayım? Bazen içimden dönüp yeniden insan olmak geçmiyor diyemem. Ama evsiz-barksız, yurtsuz-yuvasız insan olmak da kolay değil. Zaten böylesini insandan saymazlar ki… Bu yüzden de geceleri ıssız bir yere çekilip hazin hazin ulurum…

About The Author

4 thoughts on “En İyi Köpek (İkinci Bölüm)

  1. Değerli kalemdaşımız Zeynep Hanımefendi kalemize kelamınıza ve gönlünüze sağlık nice eserlere imza atmanızı dileriz. Böyle güzel yazıları bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ederiz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir