Gel

Gözsüzlere gösterişte ne var ki
Kulluk denen zirveleri aşta gel
Seyr dağından öyle hisse çıkar ki
Sular gibi yatağına düşte gel

Tüm mahlûkat Süleyman’ı sormadan
Son nefesin kucağına girmeden
Bulutları rüzgârları yormadan
Yağmur gibi yamaçlardan taşta gel

Ak ve kara bilir misin beyazı
Riyâ ile harmanlama niyâzı
Kara kışın inadına bu yazı
İlkbaharın en başında başta gel

Zevk-i safa genlerimiz plazma
Toprak biziz biz toprağız dur kızma
Birkaç mertek bir beyaz bez bir kazma
Tak tasmayı at eşyayı boşta gel

Ağa değil paşa değil bey değil
Bu saklanıp satılacak şey değil
Istırabın musikisi ney değil
O kutlu ses okunmadan beşte gel

Yürek serancamı aşktır bu şiir
Rahmet vadileri bire bin verir
Gözyaşlarım zemheride yeşerir
İstersen sen çöl kokulu kışta gel

Gurur kibir tekmilini yıkıp gel
Ağla biraz ciğerparen bakıp gel
Nasûh giyin tevbe süslen çıkıp gel
Yükün ağır, taşıyacak yaşta gel

Nedir bilmem pâye nişan endaze
Çölün hüznü yüreğimde taptaze
Ruhum sarar semâvi bir firûze
Sonsuzluğun sofrasına koşta gel

About The Author

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir