Bana Kendinden Bahset
Yağmur damlaları rahmetle düşer
Bulutlar kanatlanıp yer değiştirdiğinde
Nefesin ensende gözlerin ufukta rakseder
Yıldızlar gölgeye sığındığında
Bana kendinden bahset
Nefisler özgürlüğünü dayanıksız ilan eder
Gözlerin etrafında döner ellerin
Kana bulaşıp sinir katsayısını katlar
Kemiksiz dilin bülbül gibi şakırdar
Bana kelimelerin dansından bahset
Gök gürültüsü, şimşek çakması karalar
Bağlar kar taneleri uçuşur saksağan
Kuşu yuva yapar çınar ağacına
Gün doğar batıdan duygularına eşlik eder
Parlayan ışıklar
Gün batımında yumar gözlerini sancıdan
Bana güneşin aydınlık yönünden bahset
Delirmiş düşlerim tırmanır duvarlara
Yitik hayaller arasında filizlenir kokusuz
ve derinden istekler
Gün yüzüne çıkar
Solgun yüzler gülmek için bahane arar
Dingin günler yeniden yazılır hikayelerde
Bana rol kesmenin raconundan bahset
Kurtla kuzu bir sudan içmedikçe
Deliler beyaz elbise giyer onlar mı deli
Deli diyen mi akıllı, kim geldi kim geçti
Bu topraklardan
Bağrı yanık kemiyetler, keyfiyetle övünür
Bana bağrı yanıklardan bahset
Karanlık denizlerde kürek çeker sabırla
Bir eksiği bir fazlası katlanır her dem
Yazın sıcağında kaynayan kuyuda
Bir tas hicap düşer mi rüyama
Hasretle seyrangâh eyledim
Payıma karanlık günler düştü
Zalimin zulmü katmerleşir her gün
Bana mazlumdan bahset
Duygusallıktan uzak gözlemler eleştiri badiresinden geçsin
Cümleler, zarif düşlerin çınarın gölgesinde
İncir çekirdeğinde daneler revş û nemâ salsın
Sarmaşık boyunda yaralara derman Gönlüme serinlik gök kubbede az miktar bana düşsün
Zemheride parlayan gözlerden fışkıran
endişelerden geleceğin kalburunda
Kalan günlerden bahset
Yaptığından yapamadığından bahset
Gizlice içime sığınayım


