Esmaul Hüsna Hikayeleri 3: ER-RAHİM
Abdurrahim o gün huzursuz bir şekilde uyandı. Hemen mutfağa koşup su içti. Hala gördüğü korkunç rüyanın etkisindeydi. Yüreği tir tir titriyordu. Ne anlama geliyordu bu rüya. Gördüğü rüyayı tekrar düşündü. Hatırlamak bile onu korkutmuştu.
“Kıyamet günüydü. Herkes korku içindeydi. Evliyalar ve mücahitler bile korku içindeydi. Kendisi nasıl korkmasın. Ne yapacağını bilemez bir şekildeydi. Allah’tan başka hiç kimse kendisine yardım edemezdi. Nihayet onun da amelleri tartılmaya başlandı. En küçük ameli ve şerri bile atlanmamıştı. İşine son verdiği insanlar bile amel defterine eklenmiş, yolda insanlara zarar vermesin diye kaldırdığı dikenler bile hayır olarak yazılmıştı. Hiçbir şey göz ardı edilmemişti. Hayatta iken önemsiz gördüğü nice küçük şeyler dağ gibi karşısına dikilmişti. Sonunda şaşmaz terazi sonucu bildirdi. Bir hayır amel eksikliğiyle cehennem yolu gözüktü. Zebaniler onu cehenneme götürürken o perişan olmuş bir şekilde arkasına bakarak ilerliyordu.”
Yataktan soğuk terler dökerek uyandı. Gördüğünün bir rüya olduğunu anlaması onu rahatlatmıştı. Tüm hayatını düşündü. “Keşkelerle-Yapmasaydım” dediklerini. Bir yerlerde yanlış yapmıştı. Ama bu yanlışı nasıl düzeltecekti.
Bütün bunları düşünürken zil sesiyle irkildi. “Hayırdır inşallah. Gecenin bu saatinde kim olabilir ki?” diye düşünerek kapıyı açtı. Komşusu Cafer’di. Heyecanlı ve utangaç bir şekilde duruyordu karşısında.
- Komşu kusura bakma. Gecenin bu saatinde rahatsız ettim. Eşimin doğum sancıları tuttu. Gecenin bu saatinde araba da bulamam. Eğer mümkünse bizi hastaneye bırakabilir misin?
- Tamam, hemen giyinip geliyorum. Sen yengeyi dışarı çıkar.
Caferin üzerinden büyük bir ağırlık kalktı. Kalbi sevinçle doldu. Abdurrahim, hastaneye zamanında yetişmek için son süratla yol alıyordu. Bu arada Cafer’in eşi her an doğum yapacakmış gibi haykırıyordu. Hastaneye vardıklarında rahatlamışlardı. Abdurrahim yardımım dokunur belki diye düşünerek hemen geri dönmedi. Geri dönmemesi de iyi olmuştu gerçekten. Çünkü bebek ters geldiğinden kadının sezeryanla doğum yapması gerekiyordu. Ama kan gerekiyordu. Kadının kan grubu az bulunan cinsintendi. 0RH- kanı nereden bulacağız diye söyleniyordu Cafer. Abdurrahimin yüzü aydınlandı. Çünkü kendi kan grubundandı. Yıllardır ihtiyacı olan insanlara kan vermekten çekinmemişti. Hemen hemşireye yönelerek kan verebileceğini belirtti. Abdurrahimin kanının tutması herkesi rahatlatmıştı.
Abdurrahim bebeği kucağına aldığında artık rüyayı düşünmüyordu. O gün işyerinden izin alıp akşama kadar hastanede kaldı.
O gece mutlu bir şekilde uyudu. Yine aynı rüyayı gördü. Melekler onu kolundan sürükleyip cehenneme götürürken bir ses duyuldu.
– Durun! Hesaba katılmadık bir ameli daha var.
Abdurrahim’in son ameli olan Cafer’in karısını hastaneye yetiştirmesi ve kan vermesi onu kurtarmıştı. Allah, Müslüman kuluna rahim sıfatıyla tecelli etmişti.
Abdurrahim’in cesedini yatağından alanlar onun yüzündeki tebessümü ve mutluluğu gördüklerinde şaşırıyorlardı.
İbrahim Halil ER


