rahmet-ayi-ramazan_1679555283-b

Gecenin karanlığını lapa lapa yağan kar yarıp, kısmen de olsa aydınlatmaya çalışıyordu. Gündüzden beri aralıksız yağan kar yeryüzünü adeta beyaz bir örtüyle kapamış durumdaydı. İlahi kudret tarafından kâinat sanki bembeyaz bir boyayla boyanmış gibiydi. Dere tepe düm düz olmuş sivri ve keskin yüzeyler yumrulanmış, çukurlar karlarla dolmuş görünmez hale gelmişti.

Bekir ise yılların biriken öfkesiyle etrafında bulunanlara isyan edercesine o kadar çok içiyordu ki son günlerde yerinden kalkamayacak hale gelip batakhaneleri mesken tutmuştu. Bu yüzden eşi Naile iki çocuğunu da yanına alarak Bekir’le yaşadığı kıt kanaat geçindikleri evlerini terk ederek köydeki babasının evine gitmişti. Bir başına kalan Bekir nerede akşam orada sabah yapıyordu. Evine ise ayda yılda bir uğruyordu ancak.

Aslında Bekir’in soyunda, sülalesinde içki içen hemen hemen yok gibiydi, o da hem örf adet hem de aldığı İslami terbiye çerçevesinde içkinin ocakları yıkacağını biliyordu hatta hatta kokusundan nefret bile ediyordu. Ne yazık ki arkadaş çevresi ve hayatın acımasızlığı karşısında son çareyi içkide bulurcasına bir kez olsun bu lanete onun deyimiyle bulaşmıştı. Yine onun deyimiyle bu lanet şişede durduğu gibi durmuyordu. Bir kez yakanıza yapıştı mı bir daha bırakmıyor, Alaattin’in cininden bin beter ediyordu adı üstünde cin tonik.

Allahuekber Dağları'nda Şehadete Yürüyen Ecdat Dualarla Anıldı

Bu akşamda Bekir, Tuzsuz Deli Bekir misali tüm dünyanın dertlerini unuttururcasına yine aşırı içmişti. Meyhanede bulunan personelin hatta içkici arkadaşlarının içmeme ısrarına rağmen Bekir zil zurna sarhoştan öte halkın deyimiyle berduş olmuştu. Yerinden kalkamayacak haldeydi. Meyhaneci Fuat, sabaha karşı meyhaneyi kapatmak isterken içinde kalan son vicdani hasletle Bekir’e acımış O’nun meyhanenin bir köşesinde büzülüp yatmasına razı olmuştu bile.

-Hayır, hayır Fuat Abi bırak beni gideceğim.

-Oğlum gecenin bu saatinde nereye gideceksin, zom oldun, ayakta bile duramıyorsun, bırak o elindeki boş şişeyi yat şuraya üstünü bir şeylerle örterim yarın nasıl olsa yine buraya geleceksin. Boşuna yorma kendini bırak sarhoş inadını evladım! Anlıyorum bekleyenin yok ama bizi bekleyen birileri vardır elbet.

-Hayır, Fuat Abi, ölümü öp ne olursun beni bırak, kimler bırakmadı ki, sen bırakmayacaksın.

Meyhaneci Fuat ne yaptıysa, ne ettiyse engel olamadı gecenin kör vaktinde Bekir, yalpalaya yalyapalaya meyhaneden çıkıp, uzaklaşmaya başladı.

Birkaç metre uzaklaşmıştı ki belediyenin bir hafta önce patlayan lağım kanalının kapatılmamış çukurunun içine düşerek, yarı mayhoş, hafif tatlı uyuşuk bir uykunun içinde buldu kendisini.

İmam Ali sabahın seher vakti yaklaşmaya yüz tutarken uykudan uyanmış, penceresinin camından etrafa tebessüm ederek bakıp,

-Ya Rabbi sana binlerce hamdü senalar olsun, hangi kudret o kadar alanı nurdan ak bembeyaza boyayabilir? Ve öyle bir boyayı ki kimseyi lekelemeyip bereket getire diye düşünüp, sonra abdestini alıp sabah ezanını okumak için camiinin yolunu tutmuştu.

Evinden çıkıp, birkaç yüz metre yürümedi ki ayağı bir şeylere takılarak, paldır küldür derince bir çukurdaki bir şeylerin üstüne acı bir feryatla aşağıdan gelen inleme sesinin eşliğinde yukarıdan aşağıya cumburlop Bekir’in tepesine düştü.

İmam Ali “La Havle” çekip bütün ağzına gelen duaları okuyarak ilk şoku atlatır atmaz var gücüyle dışarı çıkmaya gayret etti. Bereket versin çok derine düşmemişti, sol ayağı kanamasına ve pantolununun patlamasına rağmen çukurun dışına zor bela kendisini attı. Çukurun hemen yanında karların üstüne sırt üstü uzanarak iki nefes bir soluk alarak gökyüzünün azametini seyre daldı.

Bu arada soğuktan ve içkinin rehavetinden donmaya yakın olan Bekir tepesine binen İmam Ali’nin ağırlığıyla inlemeyle karışık bir nara daha salladı. İmam Ali çukurda birinin olduğunu anladı. O’nu da var gücüyle güç bela uğraşa uğraşa yarım saat içinde çukurdan çıkardı. Fakat çıkarır çıkarmaz adam iki seksen karın buzun üzerine uzandı. Yaralı ve leş gibi kokan kokusundan sarhoş ve hatta donmak üzere olduğunu İmam Ali çoktan anlamıştı bile. Ne yaptı ne ettiyse çuval gibi uzanan Bekir’i yerden ayağa kaldıramadı.

Yollar aralıksız yağan karın altında donarak buz tabakası haline gelmişti, ayakta durmak ne mümkün? Araçlar tek tük işlemeye çalışıyordu, araçlar ancak zincir takarak kaplumbağa hızlıyla gidebiliyordu, Yavaş yavaş şafaklar sökmeye yüz tutuyordu, sabah namazı geçmesin diye İmam Ali alel acele bembeyaz seccadeye dönmüş yeryüzü örtüsü üzerinde iki rekât sabah namazının farzını eda etti. Zaten bütün yeryüzü Müslümana Rabbi tarafından hediye edilmiş seccade değil miydi?  Bekir’i hastahaneye götürmeye karar verdi, ama hiçbir araba O’nu almıyordu, piyasa taksisi gelmiyordu, kimisi hava şartlarından, kimisi üstünü başını görüp arabasının pis olacağından arabasına almıyordu.

Gece İbadeti Nasıl Yapılır? | İslam ve İhsan

“Ya Allah Bismillah” deyip Bekir’i sırtına yüklendiği gibi birkaç yüz metrelik mesafede olan hastahanenin yoluna doğru kımıl kımıl adımlarıyla iz bıraka bıraka vardığında hava artık yeni bir günün doğduğunu müjdeliyordu. Bekir içinse belki de yeni bir hayatın başlangıcı başlıyordu kim bilir.

Doktorlar,

– Eğer biraz daha geç kalınsaydı kesin donarak ölürdü. Adamdaki şansa bakın hele ki mucize bir kurtuluş. Demelerinin üzerinden iki hafta geçmişti. Bekir her gün daha iyiye doğru gidiyordu, zaman zaman içki krizleri tutmasına rağmen doktorlar elinden gelen gayreti gösteriyordu. AMATEM’le bağlantı kurup Bekir’in bu illetten kurtulması için bütün çaba gösteriliyordu.

İmam Ali, her gün Bekir’in başından ayrılmıyor, Bekir’in iyileşmesi için elinden ne geliyorsa yapmaya çalışıyordu. Hatta camii cemaatini devreye sokup onlarda Bekir’e dua ediyorlar, hastahanede ziyaret ediyorlar bir anda Bekir’in yüzlerce tanıdığı, çevresi oluşmuştu. Bu adamlar meyhanede ki arkadaşlarına hiç benzemiyorlardı. Hiçbir maddi karşılık beklemiyorlardı, Bekir’i çok sevmişlerdi, gariban oluşuna, Bekir’in, İmam Ali’yi hacı yolu bekler gibi beklemesine hayran kalmışlardı.  O’nun iyileşmesi için herkes can havliyle uğraşıyordu.

Üç ay sonra Bekir hastahaneden kalabalık bir insan grubunun alkışları eşliğinde taburcu oldu. Camii cemaati O’nun için her şeyi hazırlamışlardı İmam Ali’nin hatırına. Bekir evine döndüğünde O’nu pek çok sürprizler bekliyordu, iki çocuğu ve hanımı Naile, Bekir’in boynuna sarılmayı beklerken, Bekir herkesi bir yana bırakıp İmam Ali’nin ellerine sarılıp hüngür hüngür ağlamaya başlamıştı,

-Dur Bekir kardeşim, yapma bak! Hanımın ve çocukların senin için buradalar, üzülme sevin artık!

-Nasıl durayım, nasıl sevinmeyim hocam? Ben imamları pek sevmezdim, hatta yolum caminin kenarından bile geçmezdi oradan geçse değiştirirdim. İsmine layık olduğun gibi sen, çocukluğumda okuduğum Hz. Ali’nin cenklerinde olduğu gibi hayatımı kurtarmaya O’nun gibi yetiştin. Sarıp sarmaladın, ailem bile beni terk etmişken sen sahip çıktın. Allah senden ve arkadaşlarından razı olsun beni bataklıktan kurtardınız. Aileme kavuşturdunuz. Naile’me, çocuklarıma ve de sıcak yuvama getirdiniz.

-Bekir kardeşim ben ne yaptım ki asıl sen doktor kardeşlerimize ve camii cemadatındaki iyi insanlara ve de Allah’a teşekkür et, O bizi senin karşına çıkardı. Buna vesile kıldı. Bak, belediyemizin de yetkilileri aramızda artık şehrimizde hiç kimsenin o çukurlara düşmemesi için seni belediyeye geçici işçi olarak aldılar. İşinde var, eşinde çocuklarında geldi. İnşallah teşekkürü Allah’a bol bol edersin.

31.12.2025

 

About The Author

8 thoughts on “Geceye Düşen Rahmet

  1. Maşallah harika bir öykü, anlamlı mesaj verici teşekkür ederiz Tarık hoca. Yeni yıl hediyesi gibi kalemin hiç susmasın.

  2. Harika bir öykü, iyi kurgulanmış, başarılı bir üslup ve mesajları çok akıcı anlatım kutlarım.

  3. Harika bir öykü, bayıldı, İşte imam İmam Ali gibi olmalı. Tebrikler Tarık hoca,

    1. “Bu konu hakkında kesinlikle öğrenilecek çok şey var.

      Öne sürdüğünüz tüm noktaları beğendim.

      Ana sayfamı ziyaret etmekten çekinmeyin – fintechbase”
      Yabancı bir insanın çalışmamıza yaptığı yorum. Bizde kendilerine teşekkür ederiz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir