Cocuk

Bir büyükbaş yada küçükbaş hayvanın boğazına bıçakla yanaşıp, kan akıtmak, derisini yüzmek, parçalamak mı? Et yemek mi bütün mesele? Bunu bir gösteriş haline getirerek dağıtmak, çoğuyla buzdolaplarını şenlendirmek mi? Yoksa kurban vermek bunların çok ötesinde mi?

Belki de kurban, içimizde büyüyen hırsları, sahip olma tutkularını, bizi bizden uzaklaştıran gereksiz yükleri bırakmaktır.
Belki de asıl mesele içimizdeki katılığı yumuşatmaktır.
Merhameti, anlayışı, paylaşmayı yeniden hatırlamaktır.

Vereceğimiz kurban her ne ise, samimiyetle olsun. Sevgiyle aramızda duran tüm o duvarları yerle bir etmeye, nefsin ötesine geçmeye niyetle olsun… Dilerim ki;
Bir lokmayı paylaşırken, sevgiyi de bölüşelim. Bir sarılmada sadece bedeni değil, ruhu da hissedelim.
Bir sessizlikte, hakikatin sesini duyabilelim.

Dilerim ki, kendimizle durmaksızın çatışma, kendimize ihanet etme huyumuzu, hakikatten köşe bucak saklanma alışkanlığımızı kurban verelim. Yaşamın ölümle beslenen doğasına hürmet var. Yaradan’a, dolayısıyla, doğanın bizi besleyen tüm güçlerine hamt ve şükran var. Yaşam-Ölüm akışına ihtiram var.
Yüzümüzü Allah’a, doğaya, hayata dönelim.
Yüzümüzü insana, hala hisseden kalbimize dönelim.
İnsanı insana düşüren ne varsa, onu kurban edelim.
Hakikate direnen parçalarımızı, hazır olduğumuz kadarıyla, kurban edelim…

Dilerim ki şükredelim. Her meyvenin kokusunda, suyun akışında, günün doğuşundaki nimetleri görelim.

Ve dilerim ki her birimiz, hayatın geçici doğasına bir nebze daha uyanabilelim; Her bir ağacın her bir yaprağına huşu ile, hayret ile, neşe ile bakabilelim. Dilerim ki her birimiz gözlerimizin önündeki mucizeleri fark edelim.

Esas kurban verme zihinde.
Esas bayram, her daim gönülde.
Hakkıyla idrak edenlerden olalım…

About The Author

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir