Nilüfer

Hayat hep bir koşuşturmacanın peşinde geçip gider. Ne günlerin kıymeti bilinir ne ayların ne de  yılların. Çalışmaktan hayatımızı yaşamayı unuturuz bazı zamanlar. Oysa bu kısa ömrümüzde aslolan yaşamaktır. Her anı her dakikayı doya doya yaşamak. Yaş geçip de elden ayaktan düşünce anlar insan bazı şeylerin kıymetini. En önemlisi de sağlığının kıymetini. Sağlık elden gidince bunca yıl ertelediği şeyleri yani hayatını yaşamak ister. Ama iş işten çoktan geçmiştir. Ne kadar üzülsen de bazı zamanlar geriye gelmez. İnsan her soruna, her zorluğa rağmen anın tadını çıkarmalıdır. Ne geçmişi düşünüp üzülmeli ne de geleceği düşünüp endişelenmelidir. Herşey hayatta mutlaka olacağına varır. Çok düşünerek sadece kendimizi mutsuz ederiz ve sağlığımızı kaybederiz.

Her gün gün içinde mutlaka sevineceğimiz birşey mutlaka vardır aslında. Yaşamak, nefes almak, konuşmak, yürüyebilmek bile bir mutluluktur. Her acı her zorluk her sorun günün birinde mutlaka biter. Mutluluklarımız sonsuza kadar sürmediği gibi üzüntülerimiz de sürmez.

Çocukken geçmek bilmeyen zaman büyüyünce çok hızlı geçer. Haftalar günler gibi aylar haftalar gibi yıllar da aylar gibi geçer. Çocukken hep büyümek isteriz büyüyünce da geriye dönmek çocukluğumuza dönmek. Dertsiz tasasız yaşamak isteriz. Dertlerle yaşamayı öğrenmektir aslolan. Dertleri çözmek, dertlere rağmen gülümsemektir, yaşamaktır. Çaresizce beklemek, kara kara düşünmek değildir. Çünkü hayat, sürekli ertelenerek yaşanacak bir prova değildir. Bugün yaşanmayan, hissedilmeyen, fark edilmeyen her an; geri dönmeyecek şekilde kaybolur. İnsan çoğu zaman “sonra”lara sığınır. Sonra dinleneceğim, sonra gezeceğim, sonra mutlu olacağım der. Oysa “sonra” dediğimiz zamanlar geldiğinde ya gücümüz kalmamıştır ya da hevesimiz. Hayaller bile beklemekten yorulur bazen.

Konfor Alanında Kaybolan Gençlik – Halk Edebiyatı Dergisi İnternet Sitesi

Koşturmacanın içinde fark etmeden kendimizi ihmal ederiz. Bedenimizin verdiği küçük uyarıları, ruhumuzun sessiz çığlıklarını duymamayı seçeriz. Bir gün durup aynaya baktığımızda ise geçen yılların izlerini görürüz; yorgun bir bakışta, ağırlaşmış adımlarda, eskisi kadar kolay gülümseyemeyen bir yüzde… İşte o zaman “Keşke” kelimesi dökülür dudaklarımızdan. Keşke biraz daha yavaşlasaydım, keşke kendime daha çok zaman ayırsaydım, keşke sevdiklerime daha çok sarılsaydım deriz. Oysa mutluluk çok büyük şeylerde saklı değildir. Bir sabah uyanıp camdan süzülen ışığı görmek, içilen sıcak bir çayın kokusu, bir dosttan gelen içten bir mesaj, çocuğun kahkahası, bir şarkının içimizi titreten bir dizesi… Hayat dediğimiz şey aslında bu küçük anların toplamıdır. Biz büyük mutluluklara ulaşmaya çalışırken, küçücük ama gerçek mutlulukları kaçırırız.

About The Author

1 thought on “Ömrün İçinden Geçerken

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir