Sonsuzluğun Nefesi
Gök ve yer arasında bir yolda yürüyorum. İlk defa, dualarını almadan, sesini, sözünü işitmeden yola koyuldum. İnsanlar etrafımda karıncalar gibi dolaşıyor, sinekler gibi vızıldıyor. Arabalar sadece gürültü yapıyor, toz kaldırıyor…
Hava kasvetli, ay bu gece doğmamıştı, yıldızlar parlamamıştı. Güneş de gündüz doğmamış, şafak sökmemişti. Kuşlar – serçeler – rüzgar tarafından sürüklenmiş, kendi başlarına uçmamışlardı. Herkes acı içindeydi, kimse gülümsemiyordu. Herkesin beli bükülü haldeydi, kendi acılarını içinde tutuyor, dışarı atmak istemiyorlardı. Peki, acılarını dışarı atsalar ne olurdu?.. Ne değişirdi?

Sanırım herkes her şeyi biliyor. Acıları dışarı çıkarsa içlerinin boş kalacaklarını biliyorlardı. İçini dolduran yalnız o acı ki, içini sürüye sürüye, derdinin sıkıntısını içinde sürükleyerek yol gidiyordu. Kimse durmuyor, herkes çölde bayırda yoldadır.
Sen hariç… Bana nereden bakıyorsun? Beni görüyor musun? “Dışarı çıkarken kalın giysiler giy, üşütme canım” Yoksa sadece bana öylece bakıp duruyorsun, konuşamıyor musun? Beni görüyor musun? “Kahvaltı yapmadan dışarı çıkma canım” demek mi istiyorsun? Belki söyledin de ben mi duymadım?.. Eve geldiğimde, “Çayı koy, sıcak çay iç canım” ve sonra “Yemeğini yedin mi canım?” diye sormak mı istiyorsun? Belki sordun da ben mi duymadım?
Geceden çokça geçerken yüzüme uzun – uzun bakıp gülümsedikten sonra, “Dur da, uyu, yatağına gir sevgilim, sobayı yak, içerisi soğuk” mu dedin? Belki dedin ama ben duymadım?..
Sonra… başka ne?.. ‘İyi geceler, tatlı, nefis rüyalar, Allah sana huzur versin’ mi dedin?.. Belki dedin de ben mi duymadım?..
Ah!.. Bana nereden bakıyorsun?

Hangi gezegendesin, tanıdık mı, yabancı mı? Gel bir yakınıma, görüm de…
Canım ağrırken, “ağrın bana gelsin, ömrüm” mü demek istedin? Belki bunu da söyledin ama ben duymadım? Ve de en ahırda sonunda, “beni sensiz bırakma!” çığlığını duymadım, belki de?
Ah!.. Ne kadar vefasızım! Ne kadar korkağım! Uçupta yanına gelemiyorum! Hayır, korkak değilim, korkak değilim! Sadece kanatlarım yok, kanatlarım… hayır, hayır, kırık değiller ama yoklar! Neden yoklar bilmiyorum, belki henüz çıkmamışlardır.
Ama sen gelebilirsin, evet, gelebilirsin. Senin kanatların var ya hem de güçlü kanatlar bunlar. Ne rüzgardan, ne yağmurdan, ne fırtınadan korkuyorlar. Güçlüler, çünkü yağmuru ve sağanakları gördüler.
Ve sen yukarıdasın, YUKARIDA! Oradan buraya uçman kolay değil mi? Yere yaklaştığında seni kendim yakalayacağım, yere düşmene izin vermeyeceğim, seni sımsıkı tutacağım. Öylesine sımsıkı saracağım seni!
Yeryüzünde durmanı istiyorum. Yeryüzünde benimle yürümeni. O zaman ay da doğacak ve güneş de parlayacak. İnsanlar da içlerindeki acıları atacaklar, ama kalpleri boş kalmayacak, içlerini dünyalar kadar sevgi dolduracak! Artık karıncalar gibi yürümeyecek, sinekler gibi vızıldamayacaklar! O zaman her şey, her bir şey benim için anlam kazanacak. Kulaklarımdaki hayali sesin gerçek olacak, ellerinin dokunuşu gerçek olacak. Gülümsediğimizde, yüzümüzdeki çizgiler yumuşayacak, sakinleşecek, gerginlik ortamı terk edecek. Yağmur hafifçe çiseleyecek, birlikte ıslanacağız… Serin hava yayılacak, kuşlar artık rüzgarla savrulmayacak da, kendi başlarına uçacaklar.
Şimdi, tam şu anda – Yerle gök arasında yürüyor, soğuk havadan damlayan yağmur damlalarının altında ıslanıyor, sesini yakalamaya çalışıyorum.
“Nereye gidiyorsun, kalbimin sultanı? Geri dön, bana dön! Kollarımın sana açık olduğunu, ellerimin sana uzandığını görmüyor musun?.. Ben kendi gezegenimdeyim, sevgilim, yabancı bir gezegende değil. Beni sensiz bırakma, korkuyorum, sensiz üşüyorum, nur yüzlü meleğim!”
Dudaklarım titrerken fısıldadım: “Beni de bensiz bırakma, olur mu?..”



Yazarın şiirsel ifadeleri okuyucu üzerinde daha duygu eksenli etkileşimlere neden olmakta olup, bir solukta şiir gibi okunulan deneme boyutlu bir yazı, yazarı gönülden tebrik eder, nice yazılarını merakla bekleriz.
Çok güzel bir deneme tebrikler.
Zeynep Hanım, size hassaten teşekkür ederim, ne güzel denemeler yazıyorsunuz. Site çok kaliteli siz yazarları da çok çizgiüstüsünüz maşallah, yazmanız daim olsun Türkiye’den selamlar size olsun.