“Yüzyılın Türk’üne” Kasidesi Üzerine Bir Değerlendirme (I.Bölüm)
Son yıllarda geleneksel edebiyatımızın önde gelen nazım ölçülerinden “Aruz”la yazılmış şiirler artmaya başladı. Tam da unutulmaya yüz tuttu dediğimiz zamanda, böylesi bir gelişme oldukça sevindirici bir durum. Mesela “Aruz” deyince hemen aklıma geliveren iki aziz şair dostum var: Ekrem Kaftan, Numan Cengiz.
Ekrem Kaftan, Anadolu Ajansı’ndan emekli, uzun yıllar Babıâli’de gazetecilik yapmış, şair ve yazar dostlarımızdan biri. Özellikle aruz vezniyle müthiş şiirler kaleme alan ve bu sahada birbirinden kıymetli kitaplar yayımlayan bir yazı ustası. Numan Cengiz ise ilahiyatçı, öğretmen ve eğitimci. Ankara Yenimahalle İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü’nden emekli bir aruz şairimiz. Son beş yıldır birer yıl arayla yayımlanmış beş kıymetli eseri var. Bunlardan üçü aruz vezniyle, ikisi hece vezniyle kaleme alınmış şiir kitapları. Özellikle aruzla yazılan üç eseri divan niteliğinde. Oldukça hacimli, dolu dolu. Nesl-i Revân 286, Hâfiz-i Ferdâ 276, Geçmişten Geleceğe Nevrûh 448, Türk’ün Serüveni 123, Atatürk’ün Serüveni 52 sayfa tutarında beş şaheser çalışma.
Bu yazıda Numan Cengiz’in “Geçmişten Geleceğe Nevrûh” adlı eserinde yer alan “Yüzyılın Türk’üne” başlıklı 100 beyitlik kasidesini ele almak istiyorum. Dahası bu uzun kasideyi biçim, vezin, muhteva, dil-üslup ve edebiyat tarihi bağlamında incelemeyi arzu ediyorum. Her şeyden önce bu kasidenin, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün elli yedi yıllık hayatını kronolojik bir düzen içerisinde ele alması ve bunun tamamen aruz vezniyle yazılmış ilk müstakil kaside olması yönüyle Türk edebiyatının en dikkat çekici örneklerinden birini teşkil ettiğini düşünüyorum. Ayrıca söz konusu kasidenin, “Klasik divan şiiri” geleneğini modern tarih bilinciyle buluşturan neoklasik bir yapı özelliği taşıdığı, bundan böyle oldukça özgün, sıra dışı bir çalışma olduğu kanısındayım.
Öteden beri, geleneksel Türk edebiyatında kaside denildiğinde sadece şiirsel bir yapı değil, aynı zamanda siyasi yönetimin ve toplumsal düzenin nazımla iletildiği veya yeniden üretildiği bir form veya içerik akla gelir. Bu nedenle Osmanlı şiirinde kasideler çoğunlukla padişah, üst düzey yönetim erki veya dinî otoriteler üzerinde yoğunlaşmış; dolayısıyla bu durum kasideyi iktidar odaklı bir tür hâline dönüştürmüştür. “Yüzyılın Türk’üne” kasidesi ise, bu tarihsel işleyişi tersine çeviren bir amaç üzerine odaklanmış durumdadır. Çünkü kaside metninde methiyenin muhatabı, ilahî veya hanedan merkezli bir siyasi figür değil; modern ulus devletin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’tür. Böylece kasidenin içerdiği mesaj, monarşik bir iktidar söyleminden ulusal iradeyi temsil eden bir egemenlik söylemine taşınmış olmaktadır.
Ayrıca “Yüzyılın Türk’üne” kasidesi, biçimsel açıdan klasik kaside bütünlüğünü korurken; içerik bakımından modern tarih yazımına yaklaşır. Dolayısıyla bu durum, metnin “neoklasik” bir edebî ürün olarak tanımlanmasını mümkün kılar. Ancak neoklasik yaklaşım burada geçmişin taklidi değil, geleneğin bilinçli bir biçimde yeniden işlerlik kazandırılması anlamına gelir. Bir de kaside, aruz vezni ve teknik yapı bakımından da klasik divan edebiyatı formatını korumuş, baştan sona
Mef‘ûlü / Fâilâtün / Mef‘ûlü / Fâilâtün kalıbıyla yazılmıştır. Böylesi uzun soluklu bir metinde aynı aruz kalıbının korunması, şairin vezin hâkimiyetini göstermesi bakımından önemlidir. İmale ve zihaflar, klasik şiirde kabul edilen sınırlar içerisinde tutulmuş; anlam, vezin uğruna zorlanmaya maruz bırakılmamıştır. Bu teknik bütünlük, kaside metninin akademik açıdan “başarılı bir aruz uygulaması” olarak değerlendirilmesini mümkün kılar. Özellikle biyografik öykülemenin aruzla uyumlu bir biçimde sürdürülmüş olması, modern temaların klasik vezinle ifade edilebileceğini göstermesi bakımından, ayrıca önemli bir örnek teşkil eder.
Bütün bunların yanında kasidenin muhtevası, tematik açıdan güçlü bir kompozisyona sahiptir. Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatı kronolojik bir bütünlük içinde ele alınır. Dahası doğumundan başlayarak askerî eğitimi, cephelerdeki mücadelesi, Kurtuluş Savaşı dönemi, Cumhuriyet’in ilanı ve inkılaplar, kasidenin ana tematik eksenlerini oluşturur. Bu bağlamda kaside; biyografik, tarihsel ve ideolojik değil, medeniyet merkezli bir anlatı sunar. Ayrıca kasidenin metninde yer alan Çanakkale, Kût’ül Ammâre, Samsun, Erzurum, Sivas, İnönü, Sakarya ve Büyük Taarruz gibi tarihî dönemeçler, sadece bir dizi olay sıralaması olarak değil, millet bilincinin inşası odaklı bir vurguyla ele alınmaya çalışılmıştır.
Kaside, dil ve üslup bakımından da düzeyli bir özelliğe sahiptir. Kullanılan dil, Osmanlı Türkçesi temelli olmakla birlikte aşırı kapalılıktan, tumturaklı kelimelerden kaçınan bir denge gözetir. Arapça ve Farsça tamlamalar, klasik şiirin tabii unsurları olarak kullanılmış; ancak anlamın tamamen örtülmesine izin verilmemiştir. Bir de üslup bakımından kasidenin metninde teşbihler, istiareler, tarihsel telmihler, dinî ve ahlâkî göndermeler yoğun bir biçimde yer alır. Mesela ankâ, şîr, sefîne, tufan gibi semboller, hem klasik hem modern anlam örgüleriyle işlerlik kazanır. Bu arada şunu unutmadan ifade etmek gerekir: Birçok edebiyat tarihçisi, divan şiiri ile Cumhuriyet dönemi edebiyatının daha çok keskin bir ayrışma üzerine oturduğu kanısındadır. Ne var ki son dönem metinleri, bu ayrışmanın öyle sanıldığı kadar abartılı olmadığını göstermektedir. İşte “Yüzyılın Türk’üne” kasidesi, özellikle bu açıdan hem teorik hem tarihsel olarak bunun örneğini teşkil etmektedir. Ayrıca klasik divan şiirinin Cumhuriyet değerleriyle bağdaşamayacağına dair ön kabulleri boşa çıkarmaktadır. Diğer bir deyişle aruz vezninin, sadece Osmanlı siyasetine ait bir kalıntı olmadığını, bilakis Türk edebiyat hafızasının daima var olan estetik unsuru olduğunu ortaya koymaktadır. Böylece, biçim ile siyaset arasındaki zorunlu bağ kopmuş olmaktadır.
Bu kaside, edebiyat tarihi açısından üç noktada önemlidir.
Biçimsel Süreklilik: Aruz ve kaside geleneğinin teknik olarak sürdürülebilirliğini göstermesi.
Tematik Dönüşüm: Methiye veya övgünün muhatabını hanedandan millete, dolayısıyla onun kurucu liderine yönlendirmiş olması.
Teorik Katkı: Geleneksel divan şiiri ile modern ulus devlet anlayışının aynı zeminde özdeş hâle gelebileceğini kanıtlaması.
Sonuç itibariyle Numan Cengiz’in “Yüzyılın Türk’üne” adlı kasidesi, Cumhuriyet sonrası divan şiiri tartışmalarında örnek metin olarak değerlendirilebilecek niteliktedir. Dahası klasik kaside formunu modern tarihsel bir şahsiyet etrafında yeniden inşa eden neoklasik bir metindir. Bu nedenle kaside; biçimsel yetkinliği, tematik bütünlüğü ve sembolik kurgusuyla, hem “Divan şiiri” geleneği hem Cumhuriyet dönemi edebiyatı açısından dikkat çekici bir örnek teşkil etmektedir.
Devamı vardır.



Kaleminize sağlık, Kasideyi merak ettik, inşallah 2. bölümde yayınlarsanız okuruz tebrikler.
Çok teşekkürler Sayın Boyutlu, selam ve saygıyla.
Çok güzel tahliller , kaleminize sağlık tebrikler.
Çok teşekkürler Sayın Gönülalan, selam ve saygıyla.
Kasideyi merak ediyorum tebrikler.
Çok teşekkürler Sayın Akay
HARİKA KUTLARIZ
Çok teşekkürler Sayın Erbag, selam ve saygıyla.
Sayın Mesut Özünlü, teveccühlerinize müteşekkirim. Saygılarımla.
Güzel bir çalışma olmuş kasideyi merakla bekliyoruz. Selamlarımla.