UÇTAN UCA ŞİFRELENMİŞ ÖĞÜTLER-2
Hüseyin ÇOLAK
İnsanı ihmal etme; selam ver, tebessümü eksik etme. İhmal etmek ihlal etmektir. Sen gülümsedikçe ikinizin de çiçekler açacak içinde. Hiçbir makam insan makamından daha kıymetli değildir. Gönül ehlinin ona “Hazreti İnsan” demeleri beyhude midir? Bütün unvanların rütbesi sökülür, boyası dökülür de insan mertebesinin tenzil-i rütbesi olmaz bilesin.
Şeyh Galip’in “Hoşça bak zatına kim zübde-i âlemsin sen” dizesiyle taltife şayan gördüğü insanı hor görmek ne haddinedir insanın. Haddini bilmek, insanı tanımakla başlar: İlkin kendi içindeki insanı sonra dışında kalanları tanıma temrini ile yola çıkmalı. Aziz olan insan, kıymetini Aziz ve Celil olandan alır. O’nun nefesi vardır insanın hamurunda; üflenen azizdir, üfleyene tazimin lüzumuna binaen.
Sokağını süpüren de kıymetlidir, sofranı süsleyen de. Sokağını süpüreni ‘kör olası çöpçüler’ diye addetmen, ‘aşkını süpüren’ suçlamasına reva görmen hakikate muhalefet etmendir. Sen aşkını sokağa düşürmüşsen ona da süpürmek kalır. Süpüren değil düşüren mesuldür bu eylemden.
Senin hikâyeni, ötekinin hikâyesinden ayrı görmen; ötekileştirmenin sancağını, ötelemenin bayrağını kibrin burcuna dikmen demektir. Kibrin kabre galip gelmesi mümkün müdür? İnsanın elbisesini diken usta terzi her birinde sanatının ayrı inceliklerini sergiler. Kumaş aynı terzi aynı ise elbisenin çeşidini irdelemek cehalete tam teşebbüstür taammüden.
‘Esfel’i de ‘ekrem’i de insan olanın itibarı devre mülk değildir. Bütün mesele şairin: “Ben ise “La” ya sebep sevmişimdir leylâyı” bahanesinden ibarettir. Bir matematik denklemi gibidir hayat: Ölüm yatay iki çizgi ile eşitler insanı. Bilinenler bu yanında kalır eşitliğin, bilinmeyenler öbür yanında. Bir de bunu unutma: İnsaf, insandan önce gelir lügatte.
Devam edecek…
