“Yüzyılın Türk’üne” Kasidesi Üzerine Bir Değerlendirme (II.Bölüm)
Büyük bir vefanın, samimi bir vatan ve millet sevgisinin ürünü olan bu kaside; Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatı ekseninde kaleme alınmış bir edebî çalışmadır. Bizlere emanet edilen Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin istiklâli ve muhafazası sorumluluğumuzun idrak ve bilinci içerisinde, Cumhuriyetimizin 100’üncü yılına hürmeten 100 beyit olarak şükran, minnet ve rahmetle, Atatürk ve silah arkadaşlarının aziz hatıralarına ithaf edilmiştir.
Yevm-i bahâr hikmet mevcûd cemresinde
Âtî ümîdvârdır mîlâd müjdesinde.
Vâki’ hakîkaten izhâr-ı nihân şimdi
Görmüş Alî Rızâ Bey hurşîd Zübeyde’sinde
Dünyâda bir misâfir şîr-i jeyân misâli
Ağlar minik bebek elbet neş’e hânesinde.
Pürneş’edir ekârib arslân parçasıyla
Eş dost Selânik Âl-i Osmân beldesinde
Sağ cânibin ezân sol kâmet usûl âdet
Elhamd Mustafâsın ceddin esâmesinde.
Şükrün edâsı elzem mevlid okundu şimdi
Hamd ü senâ salât var Türk’ün vecîbesinde.
Yıllar çabuk geçer mekteb Mustafâ için de elzem
Ta’lîm çağında artık ilk ders mahallesinde.
Tedrîs ön görür Şemsî Mektebinde ısrâr
Arzû Alî Rızâ Beyden son söz annesinde.
Millî modern usûllerden tarz geliştiren el
Taltîf-i devlet almış Şemsî vazîfesinde.
El’ân Mustafâ memnûn bahtiyâr okulda
Mektebden aldı envâr ilmin ziyâdesinde.
Rıhlet-i âhiret erken mevt-i Alî Rızâ Bey
Elden gelen de bir şey yok yazgı va’desinde.
Bir oğlu bir evin istikbâli hânenin tek
Tahsîl önemli zîrâ ikbâl evresinde.
Gayretli azmi yüksek bir tâlib-i muvaffak
Almış sonuç mükemmel notlar karînesinde.
Ders ânı bir teveccüh mevcûd müderrisinden
Genç Mustafâ Kemâl bundan böyle künyesinde.
Mefkûre Askerî Îdâdîde muhteşem tez
Bir “Devlet-i Ebed Müddet” sır akîdesinde.
İşgâl edildi Lîbyâ askerde öfke ummân
Her bir karış türâb yurttan parça sînesinde.
Ya’kûb Cemîl Enver Bey Mustafâ Kemâl bir
Şîr-i mücâhid olmuş düşman da pençesinde.
Balkan uluslarından isyân belirdi birden
Avdet zorunlu devlet emretti nâmesinde.
Dost düşman oldu ânî tahrîk etti Ruslar
Yûnân Sırp Bulgar işkence cümlesinde.
Düşman epeyce çok şartlar zorlu harb umûmî
Emr-i Cihâd-ı Ekber İslâm halîfesinde.
A’râb mutî’ değil Şark-ı Evsat’ın durum kem
Lavrensle ittifâk kurmuş Îtilâf zümresinde.
Dîn kardeşim Şerîf hâin Mekke’nin emîri
Yok meymenet Huseynin şûm vechesinde.
Arslân avındadır âdem-i sefîd şimdi
Hâlis gıdâ olur şîr sayyâd mi’desinde.
Altın kafesde geçmiştir ömrü andelîbin
Saldırdı nesr bülbüller cân telâşesinde.
Dehr imtihân hadd-i zâtında var veyâ yok
Mağlûb sandığın gâlib belki gâyesinde.
Tehcîr şart sadâkat yok Ermenî münâfık
Cân çıksa hûy çıkmaz hep aynı fitnesinde.
Nusrette ordumuz Golyat battı İngiliz pert
Makber olur Çanakkal’em küfre cebhesinde.
Sâyende perperîşândır Conkbayırda Anzak
Çörçil şaşırdı der “Türk muhkemdir ülkesinde.”
Öldürmeyen Hakem öldürmez evin bir oğlu
Takdîr edende hikmet ömrün idâmesinde.
Ders İngiliz için mağlûb olmanın utancı
Townshend esîr Türk’ün Kut’ül Emâresinde.
Vâveyl! İttifâk mağlûb Îtilâf gâlib
İmzâ edildi Mondros Mısrînin öfkesinde.
Hançerlenir yiğitler şâh devre kırk harâmî
Âbâd değil bu yüzden maşrık harâbesinde.
İşgâle karşı durmaz “Artin Agop Helenler”
Dost olmaz eski düşman isbât nişânesinde.
Arzın nihânı ma’lûm nevbettedir süreyyâ
Gözler olan biten kodlanmış sitâresinde.
Kaybetme zerre ümîd tavsiyyemiz olur bu
Ankâ doğurdu küller tekrâr fesânesinde.
Da’vâ inançla kâim son kerte şübhe olmaz
Makbûl değil ki fir’avn ye’s ânı tevbesinde.
Tûfân gözyaşından mahsûl meğerse cânlar
Mümkünse kurtuluş var Nûhun sefînesinde.
Kim derse Türk ölmüş bitmiş inanma zinhâr
Isrârla serd eder re’yin şûm terânesinde.
Târîh şâhid olmuş her yerde kurdu devlet
Perverdigâr halk etmiş Türkü zindesinde.
Samsun gün ondokuz aylardan Mayıs ışık var
Ayn-ı ümîd zulmet mümkün mü dîdesinde.
Ta’mîm yayınlıyor inhâ-yı siyâset müdhiş
Şem’-i rehâ yanar yurdun her il ilçesinde.
Mecbûr râh-ı tevhîd uğrunda ittifâk şart
Herkes fehîm şerîk ma’nâsında maddesinde.
Yol “Erzurum Sivâs” merdûddur himâye manda
İzhâr etti hâin mefsûd ifâdesinde.
Dâmâd Ferîd Sabrî bir İngiliz muhibbi
Aşk-ı vatan bulunmaz yâbân bendesinde.
Ma’nâsı var mıdır ilmin yoksa zerre iz’ân
Teslîm etti aklın hizmette hücresinde.
Zulmette beslenir huffâş mâhitâb kasvet
Nûrdan kaçan sefîl bekler zifr gölgesinde.
Fetvâya karşı bir fetvâ yüz üç âlimin re’y
Rif’at Börekçi’den destek Cum’a hutbesinde.
Genç yaşlı herkesin istiklâl inancı vardır
Meclis ki bahtiyârdır azmin netîcesinde.
Bâlâ’dan esti rûzgâr meb’ûsu hisseder zîr
Rîh-i zeber hükümdâr gör kûh zirvesinde.
Yûnâna karşı tekvîn elzem düzenli ordu
Meclis verir karâr mes’ûliyyet uhdesinde.
Harb İnönü’nde ma’kûs tâlih yenildi Elhamd
Ânında geldi telgraf tebrîk risâlesinde.
Elbet! Hayât memât da’vâsında sır Sakarya
İşlem tamâm millet mansûr neş’esinde.
Gâzî müşîr ünvânın meclisin karârı
Zâtın için özellik târîh sahnesinde.
Başlar taarruz ordun emrinde kaçtı düşman
Şâhlandı Türk adûnun her dâim ensesinde.
Esmâka yem olur İzmir Marşı söylenir hep
Pürneş’e halk Afyon Yozgat Edirne’sinde.
Mevzû-i bahs vatan ağyâr cümleten fürûât
Olmaz mı Türk istiklâlin hikâyesinde.
Mağrûr Ankara’m Gâzî’den direktif a’lâ
On üç Ekimde i’lân başkent pâyesinde.
Oybirliğiyle Gâzî Meclis seçer reîsi
Efsûnkâr hürriyyet var ki sâyesinde.
Müncî-yi memleket Sâhib-i Kırânı sevmiş
Gâzî Paşam demiş millet kendi şîvesinde.
Sultâna kul değil halk herkes birey bağımsız
Millet sürüydü hep Cumhûriyyet öncesinde.
Olmak ve olmamak aslen en önemli mevzû’
Endîşeler gereksiz tecdîd zamânesinde.
Artık zamânı gelmiş esbâb vücûd etti
Ehl-i kadem ahâlî bilcümle kurresinde.
Bir Mustafâ Kemâl bin zorlukla baş eden dev
Söyler “Ne Mutlu Türk’üm!” nutk-ı güzîdesinde.
Bî şübhe devre altın harflerle ismi mahkûk
Tek sermakâleTürk’ün sahîfesinde.
Kimler okuryazar millet görmemiş ki ta’lîm
Her yer okul muallim el’ânkaryesinde.
Sür’atli inkılâblar bir kısmı gayr-ı memnûn
Kendince lâf eder murdâr izbe kûşesinde.
Alsın küçük büyük pay çağdan neden bu engel
Hikmet nedir avâmın şalvar ve takkesinde.
Sosyal hayât tanzîm ister kılık kıyâfet
Vallâhi hîç kerâmet yok post cübbesinde.
Bir fayda vermiyor yıllardır sömürdü durdu
Dervîş mürîd şeyh gâib oldu tekkesinde.
Aldandı sâf vatandaş çok bildi çok yanıldı
Şeytân velî görünmüş hep dîn kisvesinde.
Elden gider şerîat der Şeyh Saîd âsî
Devlet zayıf değil bi’laks güçlü hamlesinde.
Bârân yağdırırken arş ba’zı çarpar elbet
Îkâz eder muhakkak ders var şerâresinde.
Dîn anlaşılsın ister Cumhûrreîs-i Evvel
İlk Türkçe hutbeler tefsîr kendi devresinde.
Elyevm müstakil devlet ayn-ı ihtişâmdır
Bayrak ezân mağrûr arş u minâresinde.
Hüsn-i kabûl görür devrimler benimsemiş halk
Terzî kumâş keser almış ölçü metresinde.
Yok zâdegân memnû’ ünvân ağam paşam bey
Erkek kadın eşittir mîrâs hissesinde.
Devlet için ehem mevzû’ iktisâd âcil
Derhal karâr almış İzmir’de Kongresinde.
Sağlam libâs Sümerbank’tan halka arz oldu
Sektörde öncüdür devlet himâyesinde.
Dünyâyı etkiler buhrân Türk etkilenmez
Tedbîr alır hükûmet bir hâl çâresinde.
Gâzî için zirâat en öncelikli uğraş
Elhamd ulus sorun hissetmez nevâlesinde.
Göklerde der Atam istikbâl gösterir yol
Ma’nâ derince esrâr mahfûz şifresinde.
Tedrîs için kurulmuş dârülfünûn müsbet
İlmin ziyâsı yansır faslında gurfesinde.
Sertâser ağ demirden muhkem güvenli raylar
Herkes şimendifer görmüş bâğ bahçesinde.
Behçet Kemâl Fârûk Nâfiz Onuncu Yılda
Mezkûr hâli yansıtmış marş güftesinde.
Aksetti mûsıkîmizden inkılâb rûhu
Üstâd Cemâl Reşîd Rey’den coşku bestesinde.
Yurt bî haber elektrikten köylü kentli dertli
Şebler nehâr tüm şehrin park caddesinde.
Fâhiş fiyat şeker eşrâfın gıdâsı olmuş
Râhat eder ulus lezzet buldu kahvesinde.
Çok iktisâb Cumhûriyyetle geldi halka
Her hâl ve şart güller açmakta çehresinde.
Yüzyılda bir gelirken târîhe böyle Önder
Nu’mânda arz-ı hürmet şükrân kasîdesinde.
Maksûdu sordu herkes şâir cevâb verdi
Gâzî arûzla ma’rûf olsun der neşîdesinde.
Esrâr ihtivâ etmiş bezmde bahsi müdhiş
Ba’s-i cedîd ba’de’l mevtin numûnesinde.
Arrâf için gerekmez ta’rîf keşfetsin
Manzûm şekilde bir ilk kıymet mesâbesinde.
Tekmîl yüz beyit arz etmiş yüzüncü yılda
Millî ve ma’nevî rûh mefkûre bünyesinde.
Mîrâs-ı emse sâhib çıkmıs bugün sorun yok
Şâh-ı nizâm Cumhûriyyet idâresinde.
Hîç tartışılmaz üstâddır san’atında şâir
En başta yer alır şâh Dîvân listesinde.
Ben anlamam diyen echel haz alır mı sanmam
Çok haklı bizce şâir mûciz kinâyesinde.
Nu’mân nedir nihânın titrer senin mizâcın
Orhunda saklı gördüm Türk’ün kitâbesinde.
Küllî kader değişmez yalnız kazâ değişken
İnsân hür ve mes’ûl cüz’î irâdesinde.
Nîsân Mayısda etfâl şendir şebâb mağrûr
Âtî onurlu mesrûr bayram hediyyesinde.
Her On Kasımda gençler mahzûn Anıtkabir’de
Ta’kîbde dâimâ altın altı ilkesinde.
Mesut ÖZÜNLÜ
İlgili Kaynaklar
TDV İslam Ansiklopedisi, “Divan Edebiyatı” maddesi, c. 9, s. 389, İstanbul, 1994.
Halûk İpekten, Eski Türk Edebiyatı Nazım Şekilleri, Ankara, 1985.
Muhsin Macit, Gelenekten Geleceğe Modern Türk Şiirinde Geleneğin İzleri, Akçağ Yayınları, Ankara, 1996.
Orhan Okay, Sanat ve Edebiyat Yazıları, Dergâh Yayınları, İstanbul, 2017.
Numan Cengiz, Geçmişten Geleceğe Nevrûh, Kule Kitap, İstanbul, 2025.

Maşallah çok başarılı bir kaside,