Hilal POlatcv

    Çekya neresi, hangi ülke? Çekya nerede? Çekya ülkesinin gerçek adı nedir?  Çekya (Çek Cumhuriyeti) haritadaki yeri! - Haberler

İliklerimize kadar ıslanmamıza rağmen gezmeye doyamadığımız Prag’tan Viyana’ya geçmek için sabahın erken saatlerinde oteldeki kahvaltıya yetişmeye çalışıyoruz. Can havliyle eşyalarımızı valizlerimize dolduruyoruz. Kaldığımız odanın penceresindeki kalın tül perdeyi aralayıp son defa tarihi tren istasyonuna bakıyorum. Eşimin “Ne kadar yavaşsın yine, aşağıda kahvaltı salonunda yer bulamayacağız” derken yüzündeki ifadeye gülmemek için kendimi sıkıyorum adeta. Konumundan dolayı tutuğumuz ve kahvaltısının dışında başka olumlu bir tarafı olmaya bu Çekya otelindeki suratsız Çeklerden kurtulacağımıza da sevinmiyor değildim. İngilizce bilmelerine rağmen ısrarla Çekçe konuşmaya çalışıp sürekli Google Translate kullanmamıza neden olmuşlardı. Ben de Türkçe konuşmaya çalışınca aramızda kısa süreli bir gerilim yaşanıyordu. Onlar: “dobry den, dobre rano” dedikçe ben de “merhaba, nasılsınız” diyerek milliyetçi damarıma verip inatlaşıyordum.

Prag'ta Gezilecek Yerler – Mutlaka Görmeniz Gereken 11 Nokta

       Kahvaltı salonu birleşmiş milletler gibiydi vallahi: Arap, Rus, Fin, Alman, Türk… Eşim yine yer bulabilmek için selvi boyu ve keskin nişancı gözleriyle masalara göz gezdirdi ve tam arkamızdan gelen Arap aileden daha atik davranıp yerimizi kaptı. Kaptı diyorum çünkü: vasat da olsa bu otel tıklım tıklımdı ve tam bir yol geçen hanıydı. Prag şehir merkezine, Praha Florenc denilen otobüs terminaline ve metroya çok yakın olduğu için turistler burayı özellikle tercih ediyordu. Otelin adını reklam olmasın diye yazmak istemiyorum. Çalışanların kimseye eyvallahı yok zaten. Paranı ver, karttan çek, sorun çıkarma ve sonra da çık git. Biz de öyle yaptık. Otelin önünde sütlü kahvelerimizi içip tarihî Prag sokaklarına ülkemizden getirdiğimiz sigaranın dumanını üfleyerek Praha Florenc’e doğru sırt çantalarımızla yürümeye başladık. Otobüsün kalkacağı durağı bulduk. Flixbus adıyla hizmet veren bu yeşil renkli otobüsler ülkemizdeki Kâmil Koç firmasından başkası değilmiş. Kare kodu okuttuktan sonra yerlerimizi bulduk. Burada pasaport kontrolü yapılmadı. Uzun yol otobüsü olan Flixbus’ların içinde -alt katında- kadın ve erkek ayrımı olmaksızın tuvalet de bulunuyor. “İnşallah burayı kullanmak zorunda kalmayız,” diyerek otobüsün ikinci katındaki koltuklarımıza yerleştik. En önde sağ tarafta seyahat edecektik. Otobüsün koltukları ziyadesiyle rahattı. Yanımıza 1,5 litre su, 4 adet peynirli sandviç, çikolata, portakal suyu ve kraker almıştık. Hatta ben otel kahvaltısından arta kalan iki armudu da peçeteye sarmış nevale poşetimize atmıştım. Bindiğimiz otobüs mola vermeden devam edince bu kadar yiyecek ve içecek aldığımıza pişman olmamak bizi mutlu etmişti. Ayrıca otobüsün içinde hiçbir şey ikram edilmiyor. Su içmek için konulan makineye 2 Euro atarsanız küçük bir şişe su alabilirsiniz. Kendi ülkemizde burun kıvırıp almak istemediğimiz alelâde bir krakeri ya da keki bile burada vermiyorlardı. Yan tarafımızda ana-oğul olduğunu tahmin ettiğim iki kişi vardı ve büyük bir iştiha ile patates cips yiyorlardı. Bir türlü doymadılar ve ikinci paketi de haşur huşur açıp yemeğe başladılar. Öyle bir yiyişleri vardı ki canım cips çekti. Arada bir dönüp göz ucuyla baktım belki paketi uzatırlar diye ama beyhude bir bakış benimki. Ana-oğul cips paketine öyle bir gömülmüşlerdi ki beni fark etmediler bile. Can yoldaşım canımın çektiğini anlarsa çok üzülürdü. Bana marketten cips almak istemiş ben de “boykot ürün” diye almamıştım. Şimdi bu halimi görürse ona cips aldırmadığım için bana kızacaktı. Yandakileri boş verip yola ve Prag manzarasına odaklanmaya çalıştım.

Altın Şehir Prag'da Mistik Bir Yaz Akşamı

      Her yönüyle beni büyüleyen bu şehir hakkında fazla ayrıntıya girmeden biraz araştırma yapmıştım.  Çekçe Praha adı práh (“eşik” anlamına gelir) kelimesinden türemiş. Prag kelimesinin etimolojisiyle ilgili hemen hemen her yüz yılda farklı teoriler mevcutmuş. Yüz Kuleli Şehir, Altın Şehir, Şehirlerin Anası ve Avrupa’nın Kalbi takma isimleri de bulunan Prag, Vltava Nehri üzerinde yer alıyor. Vltava Nehri kenarında yağmura aldırmadan yaptığımız yürüyüşler bizi bayağı dinlendirmişti. Nehir, bu şehre gelen ziyaretçilerin en çok uğradığı yerlerden biriydi. Meşhur Karl Köprüsü ise Çekya’nın başkenti Prag’da bulunan Vltava Nehri üzerine kurulmuş olan tarihi köprüdür. XIV. yüzyılda tamamlanan köprünün üzerinde sonradan yerleştirilmiş heykeller de vardı. Geceleri özel olarak aydınlatılan – biz göremedik ama – köprüyü gündüzleri seyyar satıcılar ve fotoğrafçılar kuşatıyor.  Ağustosun ilk günlerinde bizi sırılsıklam eden bir yağmurla karşılayan Prag’ ta yüzlerce turist ile birlikte nerdeyse dip dibe durarak Karl Köprüsü’nün kulelerinden birine sığınmış ve rahmetin sakinleşmesini beklemiştik. Boşuna bir bekleyişti bu. Beyaz yazlık hırkam ve pileli eteğimin üzerine giydiğim saks mavisi yeleğimle adeta beyaz kelebek gibiydim. Herkesin şort giydiği bu tarihi mekânda kombinim oldukça dikkat çekiciydi. Fakat yağmur kombin falan bırakmamış, özenle yaptığım saçlarımı yeniden yıkamıştı. Yağmurun dinmeyeceğini düşünerek gezimize devam etmiş, köprüden hem bu güzel nehri izlemiş hem de Old Town’a doğru yürümeye koyulmuştuk. Çeklerin Staré Město Pražské dedikleri Old Town, Çekya’nın başkenti Prag’ın tarihî kent merkeziymiş. Orta Çağ’da, önemli bir ticari pazar alanıymış bu meydan. Taç giyme törenlerinin sevincini ve gururunu yaşatırken, Prag halkının lideri olarak bilinen Jan Zelivsky ve imparatora karşı gelen 27 kişinin idamının trajedisine de sahne olmuş. Epey görüp geçirmiş yani, benim kadar olmasa da. Avrupa’nın en ünlü meydanlarından biri olmasının yanı sıra 1992’den beri UNESCO Dünya Mirası Listesinde.  Eski Kent’te, Eski Yeni Sinagog, Eski Kent Meydanı ve Prag Astronomik Saati bulunuyor. Özellikle Astronomik Saat’in olduğu yer, iğne atsan yere düşmez diyebileceğim insan gürȗhuna sahne oluyor. Biz de dünyanın en eski üçüncü astronomik saatini görmek için bu kalabalığa çantalarımızı koruma altına alarak giriyoruz. Herkes nefesini tutmuş saat başında gerçekleşecek o muhteşem olayı bekliyor. Turist kafilelerinden gelen kesif ter kokularına karışmış pahalı parfüm esintilerinin ortasında gözümüz saatte… İşte beklediğimiz o an geliyor. Saat başında, saatin sağ ve sol üst kısmındaki heykellerden biri olan İskelet heykelinin elindeki çanı çalıp kum saatini çevirmesiyle gösteri başlıyor, heykeller mesajlarını verirken yukarıda açılan pencerelerden İsa’nın 12 Havarisi geçiş yapıyor. Saatin gösterisine mi şaşıralım yoksa saati yapan ustanın akıbetine mi yanalım bilemedik. Bu saatin ustası Hanus, gidip başka ülkelere aynı saatten yapmasın diye Çek kralı tarafından gözlerine mil çektirilmiş bir zavallı… Hanus kendisine yapılan bu zulmün intikamını saati bozarak alır, sonra saatin tepesinden atlayarak intihar ederek eder. Uzun yıllar bu saati kimse tamir edemez… Ne şanslıyız ki biz ziyaret edene dek birilerinin aklına gelmiş bu görkemli zaman muhafızını yeniden çalıştırmak.

About The Author

6 thoughts on “Prag, Bizi Bırak (I.Bölüm)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir