Geçmişin Nefesi, Kentin Nabzı: Ankara Roma Hamamı

2
Roma Hamamı

Ankara’nın Ulus semtinde, Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne birkaç kilometre uzaklıkta yer alan Roma Hamamı, kentin binlerce yıllık tarihinin tanıklarından biridir. Roma İmparatoru Caracalla döneminde (M.S. 212–217) inşa edilen bu anıtsal yapı Roma uygarlığının şehir planlaması, mimari anlayışı ve günlük yaşam kültürüne dair önemli ipuçları sunar. Hamam, Frig dönemine ait yerleşim kalıntılarının üzerine kurulmuştur; böylece, Anadolu’nun kültürel katmanlarının birbiriyle nasıl iç içe geçtiğini gösteren bir tür tarih atlası hâline gelmiştir.

Bugün ziyaretçilerini bekleyen bir açık hava müzesi olarak düzenlenen Roma Hamamı, son yıllarda gerçekleştirilen arkeolojik koruma ve çevre düzenleme çalışmalarıyla yeni bir kimlik kazanmıştır. Alanın girişinden itibaren uzanan taş yürüyüş yolları, ziyaretçileri antik dünyanın izlerine götürür. Kazı alanında yükselen yeniden ayağa kaldırılmış sütunlar, geçmişin mimari zarafetini görünür kılar. Özellikle güneş ışığının gün ortasında bu sütunların gövdelerine düşmesiyle oluşan gölgeler, taşın adeta konuştuğunu hissettirir.

Hamamın palestra (spor alanı) olarak bilinen geniş avlusunda, Roma döneminde beden eğitimi yapılan açık bir alan yer alır. Burada bugün görülen sütunlar, geçmişte hem mimari hem de işlevsel bir anlam taşımaktaydı. Günümüzde Ankara Kültür Varlıkları Koruma Kurulu tarafından yürütülen restorasyon çalışmaları sayesinde, bu sütunlardan bazıları özgün yerlerine yakın noktalarda yeniden yükseltilmiştir. Sütun başlıkları, mermer bloklar ve orijinal zemin taşları dikkatle korunmuş; ziyaretçilerin antik dönemin mekânsal bütünlüğünü daha iyi algılayabilmesi hedeflenmiştir.

Yapının sıcak (caldarium), ılık (tepidarium) ve soğuk (frigidarium) bölümleri hâlâ ayırt edilebilmektedir. Bu bölümlerde kullanılan hypocaust sistemi yani yerden ısıtma tekniği, Roma mühendisliğinin ileri düzeydeki teknolojisini gözler önüne serer. Ayrıca son dönem kazılarında, hamamın kuzey kesiminde yeni taş dizileri, ocak kalıntıları ve kanalizasyon hattı izleri de tespit edilmiştir. Bu buluntular, yapının sadece bir hamam değil, Roma kent yaşamının sosyal merkezlerinden biri olduğunu da kanıtlar niteliktedir.

Roma Hamamı’nda ön plandaki kalıntılar ve arka plandaki şehir görüntüsü geleceği mütemadiyen eskinin üzerine inşa ettiğimizi hatırlatıyor. Bazen eski burada olduğu gibi yeniyi kenardan izlerken, bazen de tamamen yok edilip üzerine yeni kuruluyor. Düşünmek lazım alandan kâr etmek için geçmişi yıkmak mı yoksa daha azıyla yetinip geçmişe sahip çıkarak binlerce yıl öteden parmak izlerinin kesişmesi mi? Bu satırlar, Roma Hamamı’nın önünde durup Ulus’un modern siluetine bakıldığında anlam kazanıyor. Bir yanda antik taşların dinginliği, diğer yanda yükselen binaların hareketi… Bu manzara bize şunu hatırlatıyor: her yeni katman, bir öncekini tamamen silmek yerine korumayı seçtiğinde şehir bir belleğe dönüşüyor. Roma Hamamı da işte tam bu nedenle yalnızca bir arkeolojik kalıntı değil; geçmişle bugünün, taşla insanın, tarih ile geleceğin kesiştiği bir mekân olarak yaşamaya devam ediyor.

 

About The Author

2 thoughts on “Geçmişin Nefesi, Kentin Nabzı: Ankara Roma Hamamı

  1. Roma Hamamı Ulus’ta yanından geçip gideriz böyle dikkatle bakmadık, teşekkürler yazar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir