Rahmetli Bahaettin Karakoç’un Ardından…
-İlk ben mi seslendirdim yoksa başka bir şair mi, tam hatırlamıyorum, bir şiir programında kulis yaparken “o şiirimizin ak saçlı beyaz kartalı” diyen birine, “eğer şiir cumhuriyeti olursa Bahaettin Karakoç da onun cumhurbaşkanı olur” dendi, bunu UNUTMADIM!
-1990’ ların son senelerinde Erzurum Yakutiye Şiir Etkinliğinde, bir bahçede, Murat Kapkıner saz çalıp türkü söylüyordu. Bahaettin Karakoç bu arada iki kelam edince o esnada Kapkıner kızıp sazı bıraktı, programa, bize, herkese de yağdırarak bulunduğumuz yeri terk etti, başını alıp gitti. Arkasından yalvarmalar, yakarmalar, özürler, üzüntüler fayda vermedi, Bahaettin Karakoç’un üzüntüsü gözlerindeydi, UNUTMADIM!
-En son 2016 Denizli Yaren Şiir Şenliğinde Onur Konuğu olarak bulunuyordu, uzun hastalıklarından ve yaşından dolayı bir yere katılmıyordu, Belediye Başkanını kıramadığı için katılmıştı ve artık ihtiyardı. Ödül verilirken, “en çok gençlerin hakkı bu, hak etmeliler, bizler, biz yaşlılar da henüz ölmedik ha!” deyişi vardı, UNUTMADIM!
-“Sen şiire gitmesen, şiir sana niye gelsin ki? Allah ona git der, o da gider” dediğini yine bir sohbet esnasından hatırlıyorum ama hangi şiir etkinliği idi hatırlamıyorum, UNUTMADIM!
-Maraş’ın katışıksız şiir mayasından, Necip Fazıl, C. Zarifoğlu, E. Bayezid, N. Pakdil, A. Özdenören, A. Karakoç gibi öncülerden…
-Birçok kere birçok yerde karşılaştık ama beni bir kere olsun Dolunay Şiir Akşamlarına davet etmedi. Lafazan değildi ama sivri dilli ve hazırcevaptı. “Beni niye hiç davet etmediniz?” diye sorunca, “evlat, ben ihtiyarım, unutuyorum diyelim, belki bu işleri üstlenen gençler seni sevmiyorlar” deyivermişti, UNUTMADIM!
-2007 yılında Sivas 2. Buruciye Şiir Akşamlarında da 22 şairle birlikte bir araya gelmiştik ve kendisinden istifade etmiştik, UNUTMADIM!
AŞK
Andolsun bütün örtülere, andolsun bütün örtünenlere ki,
Kar altında terleyerek uyanmaktır aşk.
Yanmış iki cesedin kına gibi külleri arasından
Fışkın sürerce dirilip yeniden yanmaktır aşk.
Cümle ağaç kapıları, cümle demir kapıları aşıp,
Bir gönül kapısına dayanmaktır aşk.
Sevgilinin otağını gökkusağına boyayıp gece-gündüz,
Hüznün safran sarısıyla boyanmaktır aşk.
Yaratmaktır ya da sevgilinin toprağından yaratılmak,
Her nefes alıp verişte yanmaktır aşk.
İsmaili bir gönülle teslim olmaktır bıçağa,
Birini kandırmak değil, bilerek kanmaktır aşk.
Diline arılar konar, koynunda karıncalar gezer,
Sevgilinin ölçeğiyle her zaman sınanmaktır aşk.
İsrafil’in Sûr’unu ruhunda duymaktır aşk,
Suyu suyla yumak gibi aşka inanmaktır aşk.
Bahaettin KARAKOÇ
***
KEPEZ
Ansızın bir karasu iner
Deniz fenerinin gözlerine
Fener kör olur.
Ve ağır ağır uyanmaya başlar
Deniz dibinin devleri
Koç sürüsü dalgalar toslaşır gerine gerine
Ötede yıkkın bir balıkçı köyünün çiçeksiz evleri
Evler ki denizlerde olup bitenleri bilmez
Bense bu kaderi iyi bilirim
Benim adım Kepez…
Yıldızlar olmadı mı, dolunay olmadı mı
Gökyüzü de kördür.
Yüreğindeki kara bulutlar
Durmadan yıldırımlar kusar
Yorgun bir gemi oturur kayalara
Karışır birbirine dua ve küfür
Korkuysa şapkasını her zaman
Kapkara bir dala asar
Bir yosun tarlasında dinlenirken
Gördüm ölümü kaç kez
Selâm verip geçti gülümseyerek
Ben korkusuz Kepez…
Kaç sünger ve inci avcısının
Kanına girdi bu denizler
Kaç taze gelin ihtiyarladı
Bu ufuklara baka baka
Her sabah
Neşeli bir ıslık aydınlığına
Evden çıkıp gidenler
Ya döndüler ya da hiç dönmediler
Yaralı akşamlara
Yalnız kalmayınca aç kalmayınca
Oğlak, kuzu melemez
Ben ne dramlar yaşamışımdır bu kıyıda
Ben Kepez…
Mutlu insanlar da gördüm
Gelip kollarımın arasında sevişen
Ama uzun sürmedi
Şıngır mıngır kristal ömürleri
Ne çığlıklar işittim rüzgârlardan
Mevsim mevsim değişen
Hele de yitik ekmekler gibi ayrılık türküleri
Tedirgin martıların
Kanatları vururken gez
Ben dilsiz bir görgü tanığıyım
Benim adım Kepez…
Gün kısalır,
Bir gece de değişir renk renk haritam
Gün uzar,
Sızlayan süslü bir göğüstür Tarih-i Kadim
Sırdır, ayıptır
Gördüklerimin hepsini anlatamam
Gemiler gelip geçerken
Kaç dilden hüzünlü şarkılar dinledim
Gül yanaklı, lâle dudaklı
Ne güzeller gördüm gitti gelmez
Ben hep aynı yerde beklerim
Benim adım Kepez…
Bazen denize küser de
Gökteki yıldızlarla konuşurum
Bazen gidemediğim yerleri okşamak isterim
Bulamam ellerimi
Ay doğarken başlar
En uzun süren sarhoşluğum
Asırlar kemirse de
Koparamazlar zincirlerimi
Kimse kirli ayaklarıyla
Üzerimi tepeleyemez
Ben beş vakit
Sabrın gül suyuyla yıkanırım
Benim adım Kepez…
Bahaettin KARAKOÇ
Bu yazı Müştehir KARAKAYA tarafından yazılmış olup, sanaldan alıntı yapılmıştır.

Nur içinde yatsın büyük şair