Kızıl Avlu’nun Kızıllığında Zamanın İzleri

5
IMG_20250912_184748

Bergama’nın merkezinde yükselen Kızıl Avlu, ilk karşılaşmada insana yalnızca
görkemli bir harabe gibi görünse de içine adım attığınız anda bambaşka bir dünyanın
kapılarını açar. Roma İmparatoru Hadrianus’un 2. yüzyılda başlattığı büyük imar
faaliyetlerinin bir parçası olan Kızıl Avlu, aslında dev bir tapınaktı. Serapis, İsis ve
Harpokrates gibi heykeller burada yükselir, Bergamalılar Roma’nın siyasi kudretini,
doğunun mistik inançlarıyla birlikte bu avluda bulurdu. Özel fırınlarda pişirilmiş
tuğlaların dayanıklılığı, bugün hâlâ göğe yükselen kırmızı duvarların sırrıdır. Yakından
bakıldığında bazı tuğlaların üzerinde ustaların işaretleri seçilir; iki bin yıl öteden
bugüne ulaşan küçük imzalar gibidir. Avlunun iki yanında yükselen yuvarlak kuleler,
yalnızca estetik unsurlar değil, içlerinde odalar, merdivenler ve geçitler barındıran
işlevsel yapılardır. Gölgesi taş zemine düşerken, sanki kuleler hâlâ hayatla doludur.
Avlunun ortasında, taşların arasında kaybolmuş su kanallarının izleri görülür. Bir
zamanlar buradan akan suyun sesi, ışığın dalgalı yüzeyde kırılmasıyla birleşerek bu
avluya farklı bir ruh vermiş olmalı. Bugün o izlerin önünde durduğumda, hayalimde
suyun şırıltısını işittim. Yüksek kemerlerin ve tonozların altından geçerken, Roma
mühendisliğinin büyüklüğü hissedilir; bazı odaların duvarları hâlâ ayakta, yıkıntıların
arasında bile düzenli bir plan kendini belli eder. Depremler, seller ve yüzyılların
hoyratlığıyla eksilmiş olsa da Kızıl Avlu, sihirli bir sahne gibi, her adımda ziyaretçisine
farklı bir çağın hikâyesini canlandırır. 19. yüzyılda burayı gören Avrupalı seyyahlar,
duvarların ateşle yoğrulmuş gibi kızıl parıltısından söz etmişlerdi; 20. yüzyılda
başlayan kazılar ve 1960’lardan itibaren yürütülen restorasyonlarla çökmek üzere
olan kemerler desteklendi, kulelerin bir kısmı sağlamlaştırıldı, 2000’li yıllarda ise avlu
yeniden ziyaretçilere açıldı. Bugün gezerken kimi yerlerde modern desteklerin izlerini
görürsünüz; onlar, geçmişi geleceğe taşıma çabasının işaretleridir. Kızıl Avlu’da
yürürken yalnızca taşların arasında değil, zamanın içinde de dolaşırsınız. Benim için
büyüleyici olan tam da buydu: yapıtların yüzeyinde emeğin, kulelerin gölgesinde
ihtişamın, su kanallarının izlerinde ise akıp giden yaşamın hâlâ varlığını
sürdürdüğünü hissetmek ve kızıl tuğlalarının gökyüzüyle kurduğu kontrast… Kızıl
Avlu, bugün Bergama’nın UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki en dikkat çekici
duraklarından biridir. İzmir’den yola çıkanlar için yaklaşık iki saatlik bir yolculukla
Bergama’ya ulaşmak mümkün; şehre vardığınızda ise haritaya gerek kalmaz, çünkü
Kızıl Avlu’nun kırmızı duvarları zaten şehrin tam ortasında sizi karşılar. Orada, göğe uzanan duvarların altında durduğunuzda anlayacaksınız Kızıl Avlu yalnız bir kalıntı değil zamanın ta kendisidir.

About The Author

5 thoughts on “Kızıl Avlu’nun Kızıllığında Zamanın İzleri

  1. Çok akıcı, bilgi verici geçmişin izlerini günümüze taşıyan bir gezi yazısı. Kutlarım yazarı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir