Hafız’ın Yolculuğu Jan Potocki
Polonyalı yazar ve seyyah Jan Potocki’nin 1792 yılında yayımladığı öykü eseri. Açıkçası isminden dolayı din ağırlıklı bir hikaye sandım ancak baya farklıymış.
Yazar, Doğu yolculukları yapmış (bir asır sonra bunu Herman Hesse’de yapıyor) islam’a ve islam ülkelerine merak duymuş; bunun üzerine gözlemlerini bir öyküye aktarmış.
Eser, bir hafız ve bir bektaşın Doğu’da (güzergah tam olarak bilinmiyor) yaptıkları yolculuğu anlatıyor. Bu yolculuk sıradan, klasikleşmiş, geldim-gördüm tarzında değil; insan ruhuna ve insan doğasına değinen felsefik bir yapıya sahip.
İslam ve Arap kültürünün kültür değerleri ve tasavvufi imgeler son derece kuvvetli.
Birtakım kimseler tarafından eser oryantalist görülmüş. Bence alakası bile yok. Kitapta en ufak bir küçümseme, alay, hakaret veyahut bir ırkçı yaklaşım yok.
Ben sevdim tavsiye ederim. İnce olduğu için tek oturuşta okunur. Ek olarak Yapı Kredi Yayınlarına teşekkür ediyorum. O kadar iyi kitapları var ki.. Değeri bilinmeli.
Hoşuma giden alıntılar;
“Saygıdeğer efendim” diye cevapladı Bektaş; “gittiğiniz her yerde iyilikten çok kötülükle karşılaşacaksınız, ama nerede olursa olsun, kötülüğün içine biraz da olsa iyiliğin karıştığını göreceksiniz, bu kadarı da, bana göre, bilge kişinin yaşamın kötülükleri karşısında avunmasına yetmeli.”
(Sayfa 11)
“Fazlasıyla” diye cevap verdi Bektaş; “çünkü kıskanç insanın, kendi yakınlarına karşı her zaman öfke duyduğunu, çünkü onların sahip oldukları zenginliğin onu yabancılardan daha çok yaraladığını, kalbine yabancılardan daha yakın oldukları için, dostlarına ihanet etmeye her zaman hazır olduğunu biliyordum.”
(Sayfa 19)
“Daha fazlasını da bağışlayabilirdim ama sadaka gökten düşen rahmet gibidir: Hep aynı yere düşecek olursa, yarardan çok zarar getirir; buna karşın, damlalara ayrılırsa ve yağmur olarak yayılırsa, tüm ülkeyi verimli kılar.”
(Sayfa 23)
“zaten hiçbir devrim vaat ettiği mutluluğu tümüyle getirmez, tersine, bir “başka türlü oluş” biçimi getirir, buysa aslında her zaman, içinde iyilikle kötülüğü birlikte barındırır. Yüreği iyilik dolu, çocuğunun ona verdiği umutlarla gurur duyan bir baba, onun olağanüstü yazgıları yaşamak için dünyaya geldiğini düşünür, oysa çocuk büyür ve öteki insanlar gibi bir insan olup çıkar.”
(Sayfa 24-25)
“İçinde yaşadığın zamanın önüne geçip, gelecek zaman içinde yaşamaya sakın kalkma!”
(Sayfa 53)
