Bayburt 3

BENİM DOĞDUĞUM TOPRAKLAR

Benim doğduğum topraklar AsyaAvrupa ve Afrika’nın merkezi Anadolu’nun bağrında. Buranın insanları, Anavatan Orta Asya’dan göç edip gelen Oğuz Boylarının Dede Korkut neslinden Baksı Türkleri… Bu sebepten köyümün adı Baksı… Doğduğum bu topraklarda her sabah güneş umuda, aşka, sevdaya, hasrete ve çalışma azmine bir başka ihtişamla doğar. Tabiat uyanır erkenden ışıl ışıl… Güne Bismillah diyerek başlanır, erkenden. 

İklim bir başkadır benim topraklarımda. Kışları kıyasıya çetin. Bembeyaz örtüsünü serer kış, sonsuz bir beyaza boyanır her yer. Altı ay silinmez sonsuz beyaz… Sonra ılık bahar yağmurları karların üstünde bir raksa başlar, nazlı nazlı. Dağlardan, tepelerden, taşlardan kopup gelen sular cepheden cepheye koşan ordulara dönüşür. Coşar dereler, çaylar… Karışırlar Deli Çoruh‘a… Bir Mecnun, bir meczup gibi başını taştan taşlara vurarak akar durur Çoruh. Akar, akar… Sevdalı yürekler gibi kabardıkça kabarır. Kimileyin de bir gelin gibi süzüle süzüle, nazlı nazlı akar Deli Çoruh. Karadeniz gibidir O, Karadenizli… Bereketi getirir geçip gittiği yerlere, hayat bırakır. Uzun bir yolculuktur Onunki Batum Ovasına doğru… Gâh küheylan hızıyla gâh dura dura… dağlarda bir ferman çınlar. Gümüş rengini alır güneşin altında. Ağaçlar selama durur, yapraklar mendil sallar…

İlkbaharda bir başka güzeldir Bayburt. Yeniden doğuşun şen şarkısı duyulur her yerde. Yağmurlar, eriyen karlar, dirilen göğsü çemenli dağlar… Çiğdem çiçeğe keser bütün yeryüzü… Mest eden kokular, alıp götüren çiçekler… Anzer’de bal olur, yaylalarda düşlere dalan bir keklik. koyaklarda yavru ceylan… Çoruh Vadisinde Kelebek sağanağı… Ne güzeldir bahar ne güzeldir bütün mevsimler… Ata yâdigarı toprakların türküsü… Derelerde akan sevdalar, derelere akan yürekler… Bayburt‘un Baksı‘sı… Aşk oduyla dağlanmış yürek….. 

Bir yanda Soğanlı Dağları, dağlara duman gibi çökmüş sevdalar. bir yanda Mescit Dağları, rükuya durmuş yüce dağlar… Asırlık meşeler, çınarlar, yaban kavakları, ardıçlar… Her köşesinden bir tarih fışkırır, her köşesinde mazi fısıldar sırrını şimdiki zamana. Bayburt Kalesi, Taşhan, Ulucamii, Saat kulesi, Çoruh’un üzerindeki köprüler… Şairler, âlimler, gaziler, şehitler diyarı… Hanlar, hamamlar, konaklar…

Hafız Osman türbesinde bir efsane yatar. Öyküleşen türküler… Ehram dokumacılığı, taş ustalığı, el sanatları… Bir zamanı yaşatır, hiç yaşanmamış gibi öksüz zamanları… Mor dağların üstünde gümüş dumanlar. bakır rengi hüzünler…

Şair Zihni, Celali, Hicranı, Ağlar Baba benim toprağımın âşıklarıdır. Âşıkların diyarı âşığın ah-u zarı, Hicranı, Ağlar Baba, şair Zihni diyarı, Destan-ı Dedem Korkut… Uzun kış gecelerinin misafirleri… İffet, yiğitlik… 

Şanı pek büyüktür benim doğduğum toprakların. Kop Dağında Kızıl Fırtına, Rusları durdurmuş… Âdeta II. Plevne savunması… On binlerce şühedaya toprak olmuş… Sen duydun mu Deli Halit Paşa’yı? Ruslara dar etmiş Kop Dağını balam. Benim doğduğum topraklar gadalar diyarı, sevdalılar mekânı, gurbet kuşlarının doğduğu ve Anadolu’ya yayıldığı mert insanların yuvası…

Aşkın baygınlığı âşıklar yurdu.

Nasıl anlatayım şirin Bayburtu

Gönül ferman dinler zekâ buyurdu

Bayburt balasıyım aşkın elinde

Dedem Korkut aslım, söylene neslim
Ellerim havada yüreğim teslim 

Şakıyan bülbülüm, kadife seslim

Bayburt balasıyım kopuz telinde,
Baksı balasıyım aşkın elinde

İşte böyle kardeşim! Benim doğduğum toprakları anlatmaya kifayetsiz kalır kelimeler. Cümleler yorgun… Ne şiirler ne hikâyeler ne romanlar anlatmaya yetmez. Çocukluk değil midir yurdum, sonsuz hayaller, hatıralar…

Yolun düşerse bir gün buralara Çoruh’ta, yosunlu sularda çimen çocuğun gözlerinin içine iyi bak. Sana anlatacaktır O her şeyi… 

 

About The Author

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir