Kartlis Deda’nın Gölgesinde: Tiflis’e Yukarıdan Bakmak

1
DDDDDD

Bazı şehirler vardır, kendini sokak sokak anlatmaz; yukarıdan bakar, susar ve bekler. Tiflis de onlardan biri. Onu gerçekten anlamak için biraz yükselmek gerekir. Narikala’ya doğru tırmanırken rüzgârın sesi değişir, şehir yavaşlar ve bir noktada karşına Kartlis Deda çıkar: Gürcü Ana. Sanki bin yıldır oradaymış gibi… Sanki her geleni tanıyor gibi…

Gürcistan haritası: Görselleri görüntüleyin ve indirin — Yandex Görsel

Heykel, 1958 yılında Tiflis’in 1500. kuruluş yılı için yapılmış. Heykeltıraş Elguja Amaşukeli’nin imzasını taşıyor ve yaklaşık 20 metre yüksekliğinde. Malzemesi alüminyum. Ama bütün bu teknik bilgiler, onun karşısında durduğunuzda ikinci plana düşüyor. Çünkü Kartlis Deda bir anıttan ziyade Gürcü kimliğinin sembolik bir özeti adeta.

Elinde bir kadeh var: dostlara uzatılan, paylaşımı ve misafirperverliği simgeleyen bir davet… Diğer elinde tuttuğu kılıç ise tarih boyunca bu toprakların yaşadığı mücadeleleri hatırlatıyor. Bu iki sembol birlikte düşünüldüğünde, Gürcistan’ın dünyaya verdiği mesaj çok sade ama güçlü: “Dostluğa açığım, ama kendimi korurum.”

Kartlis Deda’nın durduğu nokta tesadüf değil. Narikala Kalesi’nin hemen yakınında, Eski Tiflis’e hâkim bir tepede yer alıyor. Buradan bakınca şehir, bir harita gibi seriliyor insanın önüne. Kura Nehri yumuşak bir kıvrımla akıyor; sülfür hamamlarının kubbeleri, ahşap balkonlu evler, dar sokaklar birbirine karışıyor.

Gün batımına yakın saatlerde heykelin rengi değişiyor. Metal yüzey altınla bakır arası bir tona bürünüyor. O an Kartlis Deda bir anıt olmaktan çıkıyor, masalsı bir figüre dönüşüyor. Yüzünde sertlikten çok bilgelik var. Sanki “çok şey gördüm” diyen bir ifade. Bağırmıyor, çağırmıyor; sadece orada duruyor.

Ben oradayken kendimi bir gezginden çok şehrin bana anlattıklarını dinleyen, ama her sırrına erişmesi gerekmeyen biri gibi hissettim. Belki de bu yüzden Kartlis Deda’nın yanında durmak insana huzur veriyor; çünkü hükmetmiyor, sadece hatırlatıyor.

Gezi Notları:

Kartlis Deda’ya ulaşmanın birkaç yolu var. En keyiflisi, Rike Park’tan kalkan teleferikle çıkmak. Yol kısa ama manzara oldukça etkileyici. Teleferikten indikten sonra kısa bir yürüyüşle heykele ulaşılıyor. Dilerseniz Narikala yönünden yürüyerek de çıkabilirsiniz; biraz yorucu ama şehirle temas kurmak isteyenler için daha anlamlı bir rota.

Ziyaret için en güzel zaman gün batımına yakın saatler. Hem ışık yumuşuyor hem de Tiflis’i yukarıdan izlemek daha büyülü hale geliyor. Fotoğraf çekmek isteyenler için sabah erken saatler de sakinliğiyle avantajlı.

Kartlis Deda ziyaretini Narikala Kalesi, Sülfür Hamamları ve Eski Tiflis sokaklarıyla birlikte planlamak iyi bir fikir. Hepsi birbirine yürüyüş mesafesinde ve aynı hikâyenin farklı cümleleri gibi.

Tiflis’ten ayrılırken aklımda kalan şey, bir manzara ya da bir yapıdan çok bir duruş oldu. Elinde kadehiyle “hoş geldin”, kılıcıyla “sınırımı bil” diyen bir ana figürü…
Kartlis Deda bana göre Tiflis’in hafızası ve bazı şehirler, hafızalarını yüksek bir yere koyar.
Unutulmasın diye…

About The Author

1 thought on “Kartlis Deda’nın Gölgesinde: Tiflis’e Yukarıdan Bakmak

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir