bolzanoda_son_sahne_kapak

Biyografiden öyküye, araştırmadan romana, anıdan şiire bu hafta da pek çok kitap okurla buluştu. İşte yeni çıkan kitaplar arasından sizin için seçtiklerimiz… Keyifli okumalar…

BOLZANO’DA SON SAHNE
(Sándor Márai)

Orta Avrupa kültürünün 20. yüzyıldaki en büyük ve en önemli temsilcilerinden Sándor Márai’nin kaleminden Bolzano’da Son Sahne, Can Yayınları’ndan okurlarla buluştu. Márai bu derinlikli romanında, maceranın değil, karakterin içsel çöküntüsünün peşinden gidiyor. Bolzano’da Son Sahne, görkemin yitirilişini, arzunun gururla, geçmişin bugünle çatışmasını lirik ve keskin bir dille işleyen derinlikli bir metin… Ünlü Giacomo Casanova hapisten kaçtıktan sonra Bolzano’ya sığınır ve burada Venedik’in puslu kanallarından uzak, sınır kasabasının taş sokaklarında geçmişin hayaletleriyle karşılaşır: Yıllar önce ardında bıraktığı, şimdi bir kontun eşi olan Franceska artık başkasının dünyasında, başkasının yasalarıyla çevrili bir hayat sürmektedir. Giacomo ise bir kahraman değil, kendi ihtişamının gölgesinde yaşayan bir adamdır. Onun dönüşü hem geçmişte kalmış bir aşk hikâyesini hem de zamana, iktidara ve geçmişe karşı girişilen bir düellonun fitilini ateşleyecektir.

ANTİK YUNAN FİLOZOFLARI
(William Keith Chambers Guthrie)

William Keith Chambers Guthrie’nin Antik Yunan felsefesi ve filozofları üzerine, felsefe tarihinin en geniş kapsamlı, en önemli, en eleştirel ve en nitelikli yorumu olan kitap Çavdar Yayınları’ndan çıktı. Guthrie bu yapıtında, insanlığın mitolojiden felsefeye yükselişini, Antik Yunan felsefesinin karanlıkta kalmış yönlerini, felsefenin doğal dekoru olan kent, kral ve devletinin belirlediği siyasal ve toplumsal koşullar içinde büyük bir yetkinlikle gözler önüne seriyor. Thales’ten Aristoteles’e Antik Yunan Filozofları, Antik Yunan felsefesinin bütün bir yaratıcı döneminin, Sokrates öncesi İonia ve İtalya doğabiliminin, Sokrates’in insan merkezli felsefesinin, Platon ve Aristo’nun güçlü felsefelerinin, Thales ile başlayan ve Aristoteles ile zirveye ulaşan gelişimin bu gelişim süreci içinde yer alan filozoflardan her birinin bilim ve felsefeye olan katkılarını değerlendiriyor.

KUYRUKLUYILDIZ ALTINDA BİR İZDİVAÇ
(Hüseyin Rahmi Gürpınar)

Kafka Kitap, Türk edebiyatının modernleşme sürecine yön veren üç büyük romanı, Halid Ziya Uşaklıgil’in “Mai ve Siyah”ı, Mehmet Rauf’un “Eylül”ü ve Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın “Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç”ı ile edebiyat tarihinin en güçlü metinlerini günümüz okuruyla yeniden buluşturuyor. Titiz bir editoryal çalışmayla Mustafa Çevikdoğan tarafından yayına hazırlanan ve günümüz Türkçesine uyarlanan bu üç eser, yalnızca geçmişin edebiyat mirasını değil, bugün hâlâ güncelliğini koruyan meseleleri de hatırlatıyor… Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın en çok konuşulan ve en çok okunan romanlarından biri olan Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç, 1910 yılında Halley Kuyrukluyıldızı’nın dünyaya yaklaşmasıyla İstanbul’da oluşan büyük paniği merkezine alıyor. Gazetelerin körüklediği korku atmosferi içinde Hüseyin Rahmi, her zamanki gibi insanların cehaletini, hurafelerini ve boş inanışlarını hicvin keskin diliyle anlatıyor.

TARİHİN MANZARASI
(John Lewis Gaddis)

Tarih bir bilim midir yoksa bir sanat mı? Duayen tarihçi John Lewis Gaddis, Say Yayınları’ndan çıkan ve tarihyazımı üzerine modern bir klasik olan Tarihin Manzarası’nda, tarihçilik zanaatını alışılagelmiş kalıpların dışına çıkarıyor. Gaddis’e göre tarihçiler, laboratuvara sığmayan gerçeklikleri anlamlandırmaya çalışan “geçmişin kartografları’dır. Caspar David Friedrich’in meşhur tablosundaki yalnız gezgin gibi, uçsuz bucaksız bir geçmiş manzarasına sislerin arasından bakarlar. Sosyal bilimlerin katı formüllerinden ziyade jeolojinin, astronominin ve evrimsel biyolojinin yöntemlerine yakın durup, geçmişin kalıntılarından yola çıkarak geçmişi yeniden inşa ederler. Thucydides’ten Machiavelli’ye, Marc Bloch’tan E.H. Carr’a uzanan bir çizgide; zaman, mekân ve nedensellik üzerine ustalıkla kurgulanmış bir keşif yolculuğu olan Tarihin Manzarası, geçmişi sadece bilmek değil, onu bir harita gibi okumak isteyenler için eşsiz bir rehber. Marc Bloch ve E.H. Carr’ın mirasını yüzyıla taşıyan bir başyapıt.

UHUVVET
(Selma Rıza)

Bir kadın tarafından yazılmış ilk Türkçe romanlardan biri olan Uhuvvet, Selma Rıza’nın el yazısı metninden çevrilerek İletişim Yayınları tarafından ilk defa orijinal haliyle okurlarla buluşuyor. Tanzimat’tan II. Abdülhamid devrine uzanan dönemde, bir Osmanlı ailesinin iç çatlaklarını, kadınların sessizleştirilen hayatlarını ve adalet arayışını büyük bir anlatı ustalığıyla gözler önüne serdiği Uhuvvet’te Selma Rıza, iktidar ve tahakküm karşısında eşitlikçi bir aile idealini savunurken; bireysel kaderlerle toplumsal dönüşümü iç içe geçirir. Aynı zamanda, Osmanlı toplumunun değişen sosyal coğrafyasını İstanbul’dan Beyrut’a, Paris’ten yeniden İstanbul’a uzanan bir hat üzerinde de resmeden roman, kadın bakışının edebiyatımıza erken ve kararlı bir müdahalesidir.

BEŞ ADA
(Mehmet Zaman Saçlıoğlu)

Mehmet Zaman Saçlıoğlu, gündelik olanın içindeki tekinsizliği ve insan ruhunun kaçınılmaz yalnızlığını işlediği Beş Ada’da okuru tanıdık olduğu kadar rahatsız edici bir dünyaya davet ediyor. Bu adalarda zaman alıştığımız gibi akmaz. İnsanlar konuşmak yerine susar, hatırlamaktan çok unutmayı dener. Korkular, suçluluk hissi ve huzursuzluk görünür hale gelir. Her öyküde bir eşik vardır: Geçilirse geri dönülmeyen, geçilmezse insanın içini kemiren; göz ardı edilmesi mümkün olmayan bir eşik. Öykülerin kahramanları da bu eşikte; suç ile masumiyet, kaçış ile yüzleşme arasında durur. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Beş Ada’da bastırılmış anılar gün yüzüne çıkıyor, gerçek ile hayal arasındaki kapandığı sanılan kapı yeniden aralanıyor. Her ada bir hesaplaşma, her öykü insanın kendisiyle baş başa kaldığı bir sınır haline geliyor.

Bu derleme Habertürk Gazetesinden alınmış olup, Tarık TORUN tarafından düzenlenmiştir.

About The Author

1 thought on “Haftanın Kitapları-1

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir