Tarık TORUN’la Yapılan Söyleşi (Ayşegül KÖSA SERT)

21
söyeşi(1)

Edebiyat, bazen bir kelimenin gölgesinde saklıdır; bazen de bir haritanın kıvrımlarında. Kimi şairler vardır ki, mısralarını yalnızca kalbin ateşiyle değil, aynı zamanda zihnin disiplinli ışığıyla kurarlar. Onların dizelerinde mekân, bir coğrafya bilgisi olmaktan çıkar; hafızaya, aşka ve insanın iç yolculuğuna dönüşür. İşte Tarık Torun’un şiiri tam da bu kavşakta durur: Yeryüzü ile yürek arasında, harita ile hatıra arasında, ölçü ile iç titreşim arasında.

simurgedebiyat.com sitemiz için ilk röportajımızı yazar-şair ve eğitimci Tarık Torun ile gerçekleştirdik. Onunla; coğrafyanın şiire nasıl dönüştüğünü, mekânın insan ruhundaki topoğrafyasını, gelenek ile modernite arasında kurduğu estetik köprüyü konuştuk. “Aşkın Coğrafyası”ndan “Algoritmik Aforizmalar”a, hece ölçüsünden çağdaş söyleyiş imkânlarına uzanan poetik serüvenini; disiplin ile ilham arasındaki ince dengeyi ve şiirin hem kültürel bir miras hem de kişisel bir tanıklık oluşunu birlikte irdeledik.

Tarık Torun’un edebî evreninde aşk yalnızca bir duygu değil, bir medeniyet dili; gül yalnızca bir imge değil, kadim bir hafızanın sembolüdür. Ölçü ve ahenk ise geçmişe sadakatten öte, anlamı derinleştiren bilinçli bir tercihtir. Bu söyleşide, onun şiirini besleyen kaynaklara, aldığı ödüllerin arka planındaki estetik anlayışa ve son kitabı Neva ile ulaştığı içsel sese yakından bakıyoruz.

Şimdi sözü, mısralarında hem yeryüzünü hem gönül atlasını taşıyan şairimize bırakıyoruz.

1)Ayşegül KÖSA SERT
Sayın Torun Merhaba,

Hoş geldiniz?  Simurg edebiyat dergimizin bu köşesinde bugün sizinle söyleşmenin heyecanını taşıyorum. İzninizle ilk soruyla başlayalım. Coğrafya öğretmenliği kimliğiniz ile şair yönünüz arasında kurduğunuz organik bağ, eserlerinizde güçlü biçimde hissediliyor. Aşkın Coğrafyası, Aşkoğrafya ve Şiiristan’ın Coğrafyasında GÜLİSTAN’IN GÜLLERİ gibi kitaplarınızda mekân, yalnızca fiziksel bir zemin değil; duygunun, hafızanın ve insanî tecrübenin haritasına dönüşüyor. Sizin poetikanızda coğrafya, somut yeryüzü şekillerinin ötesinde, insan ruhunun da topoğrafyasını mı karşılıyor? Şiirlerinizde mekânı metafizik ve estetik bir kurgu unsuru olarak nasıl temellendiriyorsunuz?

Tarık TORUN: Teşekkür ederim saygıdeğer hocam, öncelikle şunu ifade etmek isterim ki inanın eserlerimi okuyup, ruh dünyamı daha somut şekliyle söylersem poetikamı ne kadar güzel ifade etmişsiniz. “Coğrafya Kaderdir” derler ya! İşte biz o coğrafyanın içinde kaderin bize kıldığı farklılıkları şiir diliyle cüzi irademiz çerçevesinde yazıya veya söze dökmeye çalışıyoruz. Dünyamız (coğrafya) ve insan ahseni takvim (en güzel şekilde) üzere yaratılmıştır. Rabbimin verdiği ilham ve yoğun emekle bu güzellikleri ben de dile getirmeye çalışıyorum. Var olanı estetik forma dökebilme çabası içinde etik değerleri mekânla sentezleme gayreti içindeyim.

2)A.K.S. 

İkinci soruya geçmeden bu cevabınızdan hareketle kaleminizde tasavvuf etkisi olduğunu söyleyebiliriz sanırım.   Öte yandan eser başlıklarınıza baktığımızda “aşk”, “gül”, “cevher”, “kalp” gibi klasik şiir geleneğinin sembolik dünyasına ait kavramlarla karşılaşıyoruz. Ancak aynı zamanda Algoritmik Aforizmalar gibi çağdaş ve kavramsal bir isim de dikkati çekiyor. Geleneksel estetik kodlarla modern düşünce biçimlerini bilinçli bir sentez içinde mi buluşturuyorsunuz? Divan şiiri, halk şiiri ve modern şiir anlayışı, sizin şiir evreninizde, sizin poetikanızda nasıl bir hiyerarşi ya da bütünlük içerisinde yer alıyor?

T.T. Kökü mazide olmayan ati asla kalıcı olamaz. Gelenekten beslenerek geleceği inşa etmek gerekir. Poetik yapım gereği, Doğu ve Batı edebiyatındaki yapıtları incelemeden, onları okumadan oluşturulan  eserlerin kalıcılık şansı günümüz dünyasında hemen hemen yok gibidir. Geçmişin birikiminden faydalanmak bize bir ufuk açar. Geçmişte kullanılan kavramları, imgeleri bilinçli kullanmakla birlikte onların dilbilim açısından fonetik yapılarına hatta etimolojisine de bir şairin bakması gereğine de inanıyorum. Yine sorunuzun mahiyeti çerçevesinde elbette tasavvuf edebiyatının kaynaklarını gözden geçirmemde elzem olan bir durumdur.

3) A.K.S.
Şimdiki sorumda birazda eğitimci yönünüze değinmek istiyorum. Uzun yıllar görev yapmış bir eğitimci olarak dili sistemli ve öğretilebilir bir yapı içinde ele alıyorsunuz. Öte yandan şiir, çoğu zaman sezgisel ve içsel bir akışın ürünü olarak görülür. Bu iki alan —disiplin ile ilham— sizin yazma pratiğinizde nasıl bir denge kuruyor? Şiiri daha çok zihinsel bir inşa süreci olarak mı görüyorsunuz, yoksa duygusal bir taşkınlığın estetik form kazanmış hâli olarak mı?

T.T. Harika bir soru bu! İnanın nasıl cevap vereceğimi dakikalarca düşündüm. Ben kendimi bildim bileli üzerimde mutlaka kâğıt kalem taşırım. Dış dünyadaki her hangi bir nesnenin iç dünyama yansımasını anında not alır, sonra üzerinde düzenleme yaparım. Bu bende bir kural haline gelmiştir. Malumunuz şiir tekniği bağlamında sadece ilhamın yeterli olmayacağını herkes bilir. Üzerinde yoğun çalışmanın yapılması daha açık ifadeyle dış dünyanın uyarıcısının iç dünyada yoğrulup içselleşmesi gerekir. Dış dünya sizin iç dünyanızı uyaranları ile doldurursa iç dünyanızdan şiir olarak taşar. Bazen kalem yazmaz yazdırılır derler ya, Hz Mevlana’nın deyimiyle küpün içinde ne varsa dışına da o taşar.

4)A.K.S.
Gönlünüze sağlık  Sayın Torun. Madem Mevlana’dan bir örnekle devam ettik sohbete;  tam bu noktada bence en önemli, manası açısından en derin olan eserinize Naat-ı Şerifinize değinelim isterim.  Hece şiiri alanında sergilediğiniz estetik, aldığınız ödüller ve özellikle Naat-ı Şerif dalındaki başarınız, geleneksel form ve ölçüye verdiğiniz önemi ortaya koyuyor. Günümüz şiirinde serbest veznin baskın olduğu bir dönemde, ölçü ve ahengi bilinçli biçimde tercih etmeniz dikkat çekici. Heceyi sürdürme tercihiniz, estetik bir bağlılık mı, kültürel bir sorumluluk mu, yoksa poetik bir direniş mi? Ölçünün, duygu ve anlamı derinleştirdiğine inanıyor musunuz?

T.T. Değerli hocam öyle can alıcı sorular soruyorsunuz ki inanın her biri doktora tezi olacak mahiyette. Şiir tanımı yapanların ortak noktalarından birisi şu; şiir az sözle çok şey söylemektir. Bunu da en güzel şekliyle kalıba (ölçüye) dökmeniz gerekir. Yalın söze estetik, derinlik katabilmeniz için kelimeleri özenle seçip, ihtiyatlı kullanıp, seslerin ahengine dikkat etmeniz gerekir. Atalarımız yıllar öncesinden bu formu hece ve aruz ölçüsüyle formüle etmişlerdir. Ben her ikisini de kullanıyorum. Serbest şiir tekniğiyle yazmaya gelince genellikle denemelerimde (seci şeklinde) bunu kullanmaya çalışıyorum. Bu bende bir sorumluluk anlayışı (prensip) haline gelmiştir.

5) A.K.S.

Gördüğüm tahlil ettiğim kadarıyla eserlerinizde toplumsal hafızaya, modernite ile örtüşen geleneksel değerlere işaret ediyor, yer veriyorsunuz. Kendi hayat hikâyenizi ve göç deneyiminizi (Bayburt’tan Çorum’a oradan Ankara’ya uzanan yolculuk) edebî kimliğinizin merkezine ne ölçüde yerleştiriyorsunuz? Sizin için yazmak, bu bahsettiğim başlıklar ölçüsünde nasıl bir anlam ifade ediyor?

T.T. Ayy! Değerli hocam, bu soruyu şahsen bekliyordum. Ben bu coğrafyayı hepimiz gibi doya doya yaşıyorum. Göçü, hasreti, vuslatı, özlemi, sevdayı, gurbeti vs. Benim tek farkım diğer arkadaşlardan bu coğrafyanın aşığıyım ve onu dile getiriyorum. Coğrafyacıların deyimiyle kalbinde şiir olarak vatan taşıyan insanım.

6) A.K.S.

Dilerseniz biraz da son çıkan şiir kitabınız ‘NEVA’dan bahsedelim . Yine öncekiler gibi duygu ve emekle ilmek ilmek işlenmiş. Divan şiirinde Muhammes Müseddes karşılığı günümüzde beş, altı ya da yedi mısradan oluşan bentlerdir. Sizin de Neva kitabınızda bentlerle yazılmış şiirlerin yanında hece ile yazılmış şiirlerde yer alıyor. Neva’nın hazırlık sürecini varsa bir hikâyesini bizimle paylaşmak ister misiniz?

Neva benim 10. Şiir kitabım. Neva’da çeşitli kalıplarla birlikte yerellikten daha geniş coğrafyalara uzanayım dedim. Azerbaycan’dan Filistin’e, Anadolu’dan Balkanlara. Ben bu mazlum ve mahzun coğrafyanın evladıyım. Neva’da bunları şiir diliyle dile getirmeye çalıştım. İstedim ki bu acılı coğrafyaları gündeme taşıyıp, insanların duygu, düşünce dünyasında bir merhamet pınarı oluşturup bu susayan diyarlara bir damla su serpebilmek. Sessiz yığınların haykırışı olabilmek.

7)A.K.S.

Açıkçası asırlardır süren bir acıyı yeniden yüksek bir sesle ve şiirin diliyle bir haykırış olmuş. Baştan sona dura düşüne okudum. Hacminin ötesinde içinde çok büyük derinlik taşıyan bir eser olmuş. Madem kitaptan bahsettik o halde şimdiki sorumuz kitaplardan olsun.   İçinde bulunduğumuz yıl boyunca gerçekleştirdiğiniz okumalar arasında, düşünsel perspektifinizi dönüştüren ya da kuramsal/analitik yaklaşımınızı yeniden yapılandıran üç temel eseri ve bu eserlerin sizde bıraktığı izleri değerlendirir misiniz?

T.T.Değerli hocam, en başta Allah’ın kelamı (Kur’an-ı Kerim) O’nu 7/24 kalbimde, dilimde taşıyorum. Bununla ilgili yazılmış çok çeşitli kitapları gözden geçirdim. Kuran’daki coğrafya gibi. İkinci olarak Kayıp Coğrafyaların İzinde Doğu Türkistan Seyahatnamesi Taha KILINÇ’ın çok güzel bir araştırma –inceleme gezi kitabı. Üçüncü olarak Ömer Seyfettin Ve Sait Faik Abasıyanık’ın tüm hikâyelerini içeren kitaplar serisini yeniden okudum.  Malumunuz birisi olay, diğeri durum hikâyesinde  çok başarılı örnekler veren Türk Edebiyatı’nın önemli isimleridir. Herkesin okumasını arzu ediyorum.

8)A.K.S.

Verdiğiniz bu isimler ve örneklerden hareketle değişen dünya şartları ve okur profilerine okuma disiplinlerine bir bakış atalım isterim. Günümüz Türk edebiyatında metnin üretim( yazma), yayımlanma ve okurla buluşma ( okunur olmak)  süreçleri dikkate alındığında, asıl sorun hangi aşamada düğümlenmekte; bu durum edebî kamunun ve kültürel sermayenin yeniden dağılımını nasıl etkilemektedir?

T.T. Günümüzde gelişen teknoloji (yapay zekâ vs.) ile eser yayınlamak kolaylaştı. Buradaki asıl sorun çalakalem bir şey yazmak yerine kalıcı, muhtevası engin eser oluşturamamak. Zaman zaman okuyoruz çeşitli sanal sitelerde üç dakikada şiir yazdığını ifade edenleri. Üç dakikada yazılan bir şeyin üç saniyelik etkisi bile olmaz.  Sorunun devamı için şunu ifade edebilirim ki okuyucu kitlesi ve kitap temini ve kaliteli okur profili gittikçe sanaldan dolayı değişerek azaldığı için matbuu unsurların çok kaliteli ve çekici olması gerekir. Daha açık bir örnek vereyim geçmişte yazılan bir koşma veya doğal olaylar karşısında yazılan bir destan günlerce dilden dile söylenip okunuyordu, günümüzde yüzüne bile bakmazlar. Yine Hz. Mevlana’nın deyimiyle yeni şeyler söylemek lazım.

9)A.K.S.

Madem yeni şeyler söyleyeceğiz sohbetimizin bu kısmında yenilikler adına  okur- yazar ilişkisini sorayım isterim. Günümüz kültürel ve dijital dönüşümleri ışığında, yazar ile okur arasındaki ilişkiyi; metnin otoritesi, etkileşim ve yorum çoğulluğu bağlamında nasıl değerlendiriyorsunuz?

T.T. Sayın hocam dijitalleşen dünyada biz yazar ve şairlerin hatta entelektüellerinde bu çağa ortama ayak uydurması lazım. Geçmişte bir kitap yıllar  sonra basılıp uzun zaman ve emekler sonunda okuyucuya ulaşıyordu. Şimdi ise bir düğmeye basıyorsunuz dünyanın her tarafına ulaşıyorsunuz. Herkese ulaşması da çok kolay, yazdıklarınızın istatistiğini, okunurluğunu, yorumu vs dijital ortamda anında elinizde, ne güzel bir imkân. Yahya Kemal Beyatlı yaşarken ne yazık ki basılı kitabını görememiştir şimdi öyle mi?

10)A.K.S.

Sohbetimizin sonuna yaklaşırken bizlere söylemek istediğiniz bizim değinmediğimiz başlıklar var mı diye sorayım.. Buna ek olarak henüz 2026 yılı başlarındayken edebiyatın çağın ruhuna nasıl bir dil ve imge dünyasıyla karşılık vermesini arzu ediyorsunuz? Edebiyat alanının estetik yönelimleri ve düşünsel üretimi açısından nasıl bir dönüşüm öngörüyorsunuz?

T.T.Yeni yıl temennisi gibi olacak ama hocam her şeyden önce yazı dünyasındaki herkesin kendine önce bir çeki düzen verip gizil güçlerini keşfedip, yeni kalıcı ürünler oluşturmak için azami gayret göstermesi gerekir. Bu iş gelip geçici hevesle olmaz. Emek ister, uykusuz geceler ister, binlerce sayfalar okumak ister. Benim beklentim bu doğrultuda çalışmak bu amaçla çalışan siz değerli dostlarla istişare edip daha verimli eserler oluşturmak. Tabiki takdiri ilahinin izniyle. Özetle bana bu imkânı sunduğunuz niçin şahsım adına en kalbi şükranlarımı sunarım.

A.K.S.

Sayın Tarık Torun röportaj davetimizi kırmayıp kabul ettiğiniz için;  edebiyattan hayattan, sanattan, sizin kitabınız da dahil olmak üzere kitaplardan konuştuğumuz bu güzel sohbet için ben de çok teşekkür ederim. Sevgili okur bu köşede bir başka kalemle yeniden sizlerin karşısında olmayı diliyoruz. Kapanışı yapmadan sana sesleniyorum bu çağın çığlığını daha güzel bir tona çevirmek için sen neden yazmıyorsun?

About The Author

21 thoughts on “Tarık TORUN’la Yapılan Söyleşi (Ayşegül KÖSA SERT)

  1. Her iki yazarımızı da gönülden tebrik ederiz. Gerçekten ilgiye kısa sürede okudum, ne güzel sorular ne hoş cevaplar. İlgiyle imrenerek okudum, sitenin aynı zamanda kalitesini de gösteriyor. Devamını bekleriz.

  2. Çok güzel, kısa sürede okudum, ne kadar çok şeyler öğrendim. İki yazarımız da tebrik ederim.

    1. SAYIN ALİ ÇAYIRLI TEŞEKKÜRLER. İLERLEYEN GÜNLERDE FARKLI İSİMLERLE RÖPORTAJ SERİMİZ DEVAM EDECEKTİR.

  3. Çok kaliteli bir sitede seviyeli iki yazarın harika sohbeti devamı bekler gönülden tebrik ederiz.

  4. Ne güzel yazarlarımızın dünyasını öğrenmek. Bu fırsatı bizlere sunduğunuz için teşekkürler.

    1. SAYIN BADRİ TİKVEŞVİLİ NE GÜZEL İÇTEN CÜMLELERLE ANLATMIŞSINIZ DUYGUNUZU. TEŞEKKÜRLER.

  5. Siteyi sanalda dolaşırken keşfettim. Gerçekten çok harika. Dolu dolu edebi türlerin örnekleri hem de çok seviyeli yazar ve şairler bu söyleşide bana çok şey öğretti Türk Dili ve Edebiyatı öğrencisi olarak tüm arkadaşlarıma ve hocalarıma bu siteyi örnek gösterip okumalarımı sağlayacağım. Tekrar tebrikler.

    1. SEVGİLİ SEVRA NUR KOÇ, GÜZEL CÜMLELERİN SEÇKİN KALBİN İÇİN TEŞEKKÜRLER. BELLİKİ GELECEĞİN KALEMİ KUVVETLİ BİR EDİBİ OLARAK SENİ SİZLERİ ARAMIZDA GÖRMEKTEN ONUR DUYARIZ. SEVGİLERİMLE

      1. Ay! Sevgili hocam, inanın şuan dünyanın en mutlu insanı gibi kendimi hissettim. Ne kadar naziksiniz, sizler bizim için örnek şahsiyetler ,ideal kişiler gibisiniz, sizleri büyük bir arzuyla takip edeceğim. Beni çok mutlu ettiniz.

      1. İki dövlət, bir millət, Türkiyə olaraq bizim üçün hər zaman önəmli olacaq. Ayşegül Xanım, qələmin hər zaman iti olsun, hörmətli yazar. Gözəl Türkiyəyə bizdən salamlar.

  6. Я прочитал статью в переводе на русский язык; оба автора превосходны, буду следить за вашими публикациями. Привет из России в Турцию.

  7. من مقاله شما را که به فارسی ترجمه شده بود خواندم؛ هر دو نویسنده فوق‌العاده هستند، من نوشته‌های شما را دنبال خواهم کرد، خانم آیشگل. سلام و عشق از ایران به همسایه‌مان ترکیه.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir