sancak

bir bayrak gibi açılıyor

göğün rengine karşı bir nar

kırmızı belki bir çığlık

belki çocukluğumun gölgesinde unuttuğum

kan rengi rüyaların sayfalarından

düşen bir yaprak

 

bir gül düşün,

sapı diken değil de,

bir halkın nabzı olsun

dökülmesin yere

toprak utanır, taş utanır

bir milletin alnı ter kokar çünkü

 

dalga dalga değil de

sıla özlemi gibi titrer kumaş

sürgün kuşların

kanat çırpışı var her ipliğinde

yokuşlu zamanlarda dikilen

bir göğüs gibi durur

yırtılmış atlasların ortasında

 

bir ses duyuyorum

rüzgârdan değil

suskunluktan yapılmış bir ezgi bu

çünkü her bayrak

önce sessizliğe dikilir

sonra şiire

sonra direnişe…

Mehmet Sait Uluçay

About The Author

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir