ortalama

 (Aynı Olmaya Değer Veren Bir Dünyada Başarılı Olmanın Yolu)

              Paloma Yayınevi tarafından Tufan Gökbekçin’in İngilizceden çevirdiği Todd ROSE’in yazmış olduğu bir kitaptır.

              250 sayfalık bu kitabı incelediğimizde yazar gerek hayatından gerekse çevresinden edindiği bilgi ve deneyimlerle okuyucuya ortalama diye bir şeyin olmadığını her bireyin durumunun farklılığı ve yeteneklerinin ayrı ayrı olduğu tezini kapsamlı bir biçimde bizlere savunmaya çalışıyor.

               Todd Rose, kendi ifadesiyle lisede pek başarılı bir öğrenci olmadığı hatta liseden atıldığı belirtiliyor. Çeşitli işlerde çalışmasına rağmen bir türlü ortalama denilen yine kendi ifadesiyle standarda uymadığı belirtiliyor. Kendi bireysel farklılıklarının olduğu ve yeteneklerinin varlığının farkına vararak eğitime kaldığı yerden devam edip liseyi bitirdikten sonra yerel bir kolejde akşam derslerine devam edip eğitimini sürdürdüğünü en sonunda da Harvard Eğitim Enstitüsü’nde “İnsan Gelişimi” alanında doktora yaptığını anlatıyor. Yazaer en nihayetinde Harvard Eğitim Enstitüsünde “Akıl, Beyin ve Eğitim Programı”nın yöneticisi olmuştur.

                Kitabı daha yakından ele alırsak; kitap üç ana kısımdan oluşmaktadır. Yazar bu üç kısımda ortalamanın sonunun geldiğini bireyselliğin öne alınmasını ayrıntılı bir biçimde vurgulamaktadır.

               Kitabın birinci kısmında; “Ortalama Çağı” denilen ortalamanın dünyamızda nasıl standart hale geldiğini aslında böyle bir şeyin yanlış ve yanıltmaca olduğunu yazarak bu tezini çok güzel örneklerle izah ediyor. Örneğin Amerikan hava kuvvetleri için uçaklarda bir kokpitin yapılması için binlerce pilotun çeşitli fiziksel yapısına göre bir ortalama pilot özelliği çıkarılmış buna göre kokpit yapılmış fakat böyle ortalama bir pilotun gerçekte olmadığı her bireyin farklı özelliklere sahip olduğu görülmüştür. Yine çarpıcı bir örnek ise Jinekologların “İdeal Kız” olarak binlerce kadından alınan ortalama ölçülere göre “Norma” isimli bir heykel yapılmaya çalışılmış fakat gerçekte bu ölçülere uyan hiçbir kadının olmadığı görülmüştür. Hülasa ortalama diye bir şeyin olmadığı tezi kuvvetle bu bölümde işlenmiştir.

               Kitabın ikinci kısımda; “Bireyselliğin Prensipleri” adı altında bireysel farklılıkların bir zenginlik olduğunu, her bireyin bu farklılıklarını ortalamaya getirilmenin bir faydasının olmayacağını yazar çeşitli deneyimlerle ispata çalışmıştır.

               Kitabın üçüncü ve son kısımda “Bireylerin çağı” adı altında pek çok işletmenin başarılı şirketlerin bireyselliğe yöneldiğini ABD ekseninde pek çok dünya ölçekli şirket örnekleriyle ifade edilmeye çalışılmıştır. Her bireyin farklı özelliklere sahip olmasının bir zenginlik olduğu bunun üzerinde hassasiyetle durulmuş bu zenginliğin kültürel boyutluluk kazandıracağını ifade etmiştir.

            Yazar özellikle son bölümde eğitim sisteminde de ortalamanın yanlışlığı üzerinde durmaktadır. Artık ortalamalar yerine bireyselliğe uygun programların, ders akışlarının ve müfredatlarının oluşması gerektiğini ifade etmiştir.

            Hepimiz farklıyız. Ortalamadan biraz kısa veya biraz uzun. Maaşımız yaşantımız, çevremiz vs. Bütün bunları tek bir ortalamaya indirgemeye çalışmak mümkün olmadığı gibi gereksiz de Harvard’lı yazar Todd Rose bu varsayımını Ortalamanın Sonu isimli bu kitabında kanıtlamaya çalışıyor.

           Okuyucu üzerinde etkisi olacağına inandığımız bu kitap; kendimizin, çocuklarımızın, etrafımızın yeteneklerini keşfederek başarının yolunu açmaya pencere aralamak için yazarın tezi doğrultusuna göre güzel bir yapıt. Toplum ve insan ilişkileri üzerinde çeşitli örneklemelerle akıcı bir üslupla okunması gereken bir kitap olduğuna inanmaktayız.

             Bu kitabı okuduktan sonra; ortalamalara ve bireyselliğe farklı bir açıyla bakacağınıza bunları eskisi gibi görmeyeceğinizi söylemek isteriz. İyi okumalar.

 

Tarık TORUN

About The Author

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir